Hoşgeldiniz  

Zorlu ve Cesur Bir Aşk;  Münter & Kandinsky

Dilşad Atasoy | 23 Aralık 2019 | Genel Haberler, Köşe Yazıları


Dilşad Atasoy
dilsadatasoy@gmail.com

 

 

Wassily Kandinsky

 

 

Ünlü Alman kadın ressam Gabriele Münter 1877’de Berlin’de doğduğunda, dünyanın en önemli sanatçılarından biriyle yolunun kesişeceğini kimse tahmin edemezdi. Oldukça varlıklı bir ailenin kızıydı.  Çocukluğundan beri  sanat eğitimi almak, sanat öğretmenliği yapmak istiyordu. Fakat o yıllarda Avrupa’da devlet okullarına kadınların alınması düşünülemezdi bile. Bu yüzden erkeklerle kadınların birlikte eğitim alabildiği bir yer aradı. Yeni açılan özel bir sanat okulunu, “Phalanx”ı öğrenince oraya yazıldı. Okul Münih’teydi ve bugün tüm dünyanın tanıdığı bir ressam tarafından yönetiliyordu;  Wassily Kandinsky.  Münter, ünlü sanatçının önce öğrencisi oldu, ardından sevgilisi… 12 yıl sürecek büyük bir aşk yaşadılar.

 

Gabriele Münter

 

 

İlişkilerinin başlamasından sonra Münter, ailesinden kalan büyük bir mirasla ekonomik bağımsızlığını kazanmıştı. İlk iş olarak birlikte Avrupa’yı, Kuzey Afrika’yı kapsayan ve 4 yıl süren bir seyahate çıktılar ki, bu seyahat çok katkı yaptı iki sanatçıya da…  Döndüklerinde artık Cezanne, Gauguin, Van Gogh, Picasso, Matisse ve diğer büyük çağdaş ressamların orijinal eserlerini görmüş, bir çok sanatçıyla tanışmış, sohbet etmişlerdi.1908’de seyahati bitirip, tekrar Almanya’ya dönerler. Münter, Bavyera Alplerinde bulunan Murnau’daki  evini satın alır, artık Murnau’da yaşayacak  ve  sanatsal çalışmalarına burada devam edeceklerdir.

 

 

O yıllarda Münter,  “Neue Künstlervereinigung München”in üyesidir. 1911’de Kandinsky ve Marc  “Blaue Reiter” grubunu kurunca onlara katılır. İsmini, Kandinsky’nin  “Der Blaue Raiter” resminden alan grup, iki yıl gibi kısa bir sürede Kandinsky’nin önderliğinde, Matisse, Picasso, Delauney, Klee gibi ünlü ressamları da bünyesinde toplar ve giderek genişler.  Münter, sonraki yıllarda onların soyut çalışmalarından uzaklaşıp, kendi tarzını oluşturacaktır.  Yaptığı resimler empresyonizme uzak, fovizm ve ekspresyonizme daha yakındır. Eserlerinde kalın renk lekeleri giderek belirginleşir. Buzlu camdan görünmüş gibi duran, siyah kontürlerle çevrilmiş renk alanları ortaya çıkar.

Gabriel Münterin resimlerine örnek

Münter’le yolu, Münih’te, kendi kurduğu Phalanx sanat okulunda  kesişen Kandinsky,  Moskova’da doğmuş, lise eğitimini Odessa’da tamamlamıştı. Sanatçının Almanya’ya geliş nedeni sanat okumaktı .  Oysa ki, lisenin ardından Moskova’ya giderek ekonomi ve hukuk öğrenimi yapmış ve hukuk fakültesine asistan bile olmuştu. Bu arada  kuzeni  Anna Ticheewa’yla evlenmişti, fakat aklı sanattaydı.  St. Petersburg Hermitage Müzesi’ndeki sanat eserleri veMoskova’ya gelen sergiler hep ilgi alanındaydı, onları hiç kaçırmazdı. Sanata olan ilgisi, bir süre sonra onu, hukuk fakültesinden ayrılıp Münih’e gitmeye itti. Münih o yıllarda sanat açısından çok önemli bir merkezdi. Art Nouveau (Yeni Sanat) akımının etkili olduğu kentte, sanat eğitimi için birçok seçenek bulunuyordu. Önce Anton Azbe’nin okuluna devam edip, daha sonra Akademiye yazılarak, Franz Von Stuck’la çalışmalarını sürdürdü. Önceleri İzlenimci; daha sonra da Fovist eğilimli manzaralar yaptı. İkona sanatının etkisi altında desenler ve suluboyalar yapmaya başladı, daha sonra yavaş yavaş figüratif sanattan uzaklaştı. Murnau manzaralarını yaptığı yıl, 1909’da yeni kurulan “Neue Künstlervereinigung’a da müdür olmuştu. Bu arada ressamın ünlü sanatçılarla olan dostluğu günden güne artıyordu.  Blaue Reiter grubu daha da genişlemişti. Önce Münih, sonra Berlin’deki Sturm Galerisi’nde olmak üzere iki sergi düzenlediler. Fakat birinci dünya savaşı, her şeyi etkilediği gibi, bu verimli sanat ortamını da etkiledi. Blaue Reiter Grubu, Sturm’daki karma sergiden sonra dağıldı.

Kandinsky resimlerine örnekler

 

 

 

 

 

 

 

 

Savaşın başlamasının ardından sevgililer son kez Stokholm’de görüştüler ve Kandinsky, Münter’i bırakarak Moskova’ya döndü. Çok geçmeden Münter, yıkılacağı bir haber aldı Moskova’dan, Kandinsky kendisinden 27 yaş küçük olan ve ömrünün sonuna kadar birlikte yaşayacağı Nina Andreewsky’yle evlenmişti.  Bu haber Gabriele Münter’i derinden etkiledi. Büyük aşkı Kandinsky, savaşı bahane ederek hiç açıklama yapmadan ondan uzaklaşmış bir de üstüne evlilik yapmıştı. Yıkıldı, ağır bir depresyon dönemine girdi.  Bu dönemde bir yere bağlı kalamadı, belli ki çektiği acı, üretmesine de izin vermiyordu, sürekli seyahat etti, yer değiştirdi ve giderek resimden uzaklaştı. Sanatçının tekrar resme başlaması için yıllar geçmesi ve sanat tarihçi Johannes Eichner ile tanışması gerekecekti. Münter, bu acılı süreci “Bunun altından tek başıma kalkmam imkansızdı, birinin gelip kaldırması gerekiyordu.” diye ifade eder ki, işte o biri tam zamanında  gelip, yaralarını sarıp, destekler, yüreklendirir sanatçıyı. Kendisinden 9 yaş küçüktür Eichner, ama büyük bir iş başarmıştır, onun desteğiyle resme tekrar başlar, 1931’de evlenirler.  Ölene kadar da Münter’in en büyük destekçisi olur.

Kandinsky ise Rus Halk Eğitimi Komiserliği’nin üyesi olmuş, Moskova Sanat Enstitüsünü kurmuştur. 1920 yılında Moskova Üniversitesi’nde profesördür artık. Bir yıl sonra Bauhaus’tan gelen teklif üzerine Almanya’ya döner tekrar, Bauhaus Sanat Okulu’na profesör olarak alınır. “Nokta ve Çizgiden Düzleme” isimli kitabı Bauhaus’ta Temel Sanat Eğitimi derslerinde kullanılır yıllarca. 1924 yılında, Klee, Feininger ve Jawlensky ile birlikte yeni bir sanat grubu kurarlar “Blaue Vier”.  Kandinsky’nin ünü gün geçtikçe artmaktadır, ardı ardına yeni başarılar elde eder. Kendisi için birçok sergi düzenlenir. Fakat faşizmin karanlık yıllarıdır, Nazilerin baskısı da gün geçtikçe artmaktadır, bu baskıyla 1928 yılında Alman vatandaşlığına geçmek zorunda kalır. Bauhaus Sanat Okulu da aynı şekilde baskı altındadır,  nitekim 1933′te okul kapanır. Bauhaus’un kapanmasından  sonra  Kandinsky Paris’e yerleşir ve  Fransız vatandaşlığına geçer. Giderken eserlerinin hepsini götürememiştir yanında, Almanya’da kalan eserler haczedilerek gülünç fiyatlara satılır. Sanatçı tüm bu sıkıntılı süreçler boyunca hiç yılmadan, yorulmadan çalışmaya devam eder, yeni eserler yaratır.

Vassily Kandinsky, 78 yaşındayken 13 Aralık 1944’te Paris’te hayata gözlerini yumana kadar, aynı Münter gibi,  kendisini çok seven ve destekleyen bir eşle sürdürmüştü yaşamını. Eşi Nina, sanatçının ölümünden sonra 36 yıl yaşadı, tüm yaşamı Kandinsky’nin eserlerine ve anısına sahip çıkmakla geçti. Evliliklerini, “Hiçbir zaman ayrı yolculuk etmedik ve asla ayrı yaşamadık” diye tanımlayan Nina, sanatçını ölümünden sonra yazdığı “Kandinsky ve Ben” isimli bir kitapla da onu yaşatmaya çalıştı. Ne yazık ki, Kandinsky’ye adanmış yaşamı 1980 yılında acı bir şekilde son buldu, hırsızlık için evine giren kişilerce öldürüldü.

Münter ve Kandinsky  ayrıldıktan sonra hiç görüşmediler ama eminim ki birbirleri hakkında bilgi almışlardır ortak sanatçı dostlarından…  Kandinsky, soyut sanatın kurucularından biri olarak dünya sanat tarihinde çok önemli bir yere sahip oldu. Gabriel Münter de ondan yıllar sonra 1962’ de Murnau’daki evinde öldüğünde resim sanatına damgasını vuran önemli kadın ressamlar arasında yerini almıştı.

Kandinsky, “Der blaue reiter” isimli resmi

80 . Doğum gününde sanat dünyasına büyük bir armağan bıraktı Münter, Kandinsky’nin onda kalan çok sayıda eserini ve “Der Blaue Raiter” resmini Münih Belediyesine bağışladı. Yaptığı bu hareketle, bütün acısına, kızgınlığına rağmen, Kandisky’ye ve onun eserlerine olan saygısını, sevgisini gösteren ve o yıllarda sanatçı olmak için mücadele eden birkaç cesur kadından biriydi.  Ölümünün ardından Münter’in, önce Kandiskyle, ardından da Eichner ile yaşadığı Murnau’daki ev “Russenhaus” müzeye dönüştürüldü ve  sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Bavyera bölgesine yolu düşenler uğramadan geçmesin.

(4 Aralık Kandinsky’nin doğum günü anısına)

 

244 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle