Hoşgeldiniz  

Zarafet Puslu Perdeler Arkasında Mı Kaldı?

Seyhan Livaneli | 25 Mart 2018 | Köşe Yazıları


Seyhan Livaneli
livaneli.seyhan@gmail.com

Zarafet öldü mü yoksa görgüsüzlük mü popüler oldu? Her zaman insan tavrının en önemli özellik olduğu fikrinin arkasında durdum. Aslında etkilendiğimiz şey fiziksel güzellikten ziyade tavır değil mi, hepimiz tavırda odaklanmıyor muyuz?

Bir düşünün fiziksel güzelliği olan ama tavırlarıyla son derece itici ve gelişmemiş birisi sizin ilginizi çeker mi? Çekse de bu çekim hormonal olmaktan öteye gidebilir mi?

Zarafetin önce hissetmekten sonra öğrenmekten geçtiğini düşünüyorum. Hissetmeden, istemeden bir şeyler öğrenmek mümkün olamıyor. İtalyanlar zarafet için “samimi ve içten çaba ile ortaya çıkan sonuç” derler. Zarafet tam olarak da bu değil mi? Biraz çaba, biraz içtenlik, mantığın ve duygunun sentezi.

Yaşamımızda yüzlerce insanla tanışıyoruz, bazıları bizde etki bırakıyor, bazılarını hatırlamıyoruz bile. Bizde etki bırakanların kendilerine duydukları saygı ve güveni hissediyoruz ve onları tanımak bize kendimizi özel ve değerli hissettiriyor.

Adab-ı muaşerete gelecek olursak….. Adab-ı muaşeret bize şunu söylüyor: Her tavrın bir zarafeti, yani adabı vardır. Adab-ı muaşeret kuralları dendiğinde asıl hatırlamamız gereken, her şeyin bir adabı olduğu. Bana göre adab-ı muaşeret: Söz, tavır ve davranışlardaki inceliktir.

Hayatta kim olmak istediğimiz bence çok önemli. Kim olmak istediğini düşünmemiş bir kişinin herhangi bir kavramı içselleştirmesi ne yazık ki mümkün olmuyor. Sorsak, herkesin bu konuda bir fikri vardır ama çoğu zaman bu fikrin kaynağının başkalarının bizim üzerimizde oluşturduğu amaçlar, hedefler, hayaller olduğunu görürüz. Bir birey olarak kendi isteklerimize, tutkularımıza kafa yormuyoruz ne yazık ki. Kafa yorduğumuzda kendimizle ilgili yüzleşmeler ağır geliyor ve bundan kaçıyoruz.

Nietzche, Klasik Yunan uygarlığının, ölçülü ve huzurlu bir yaşam tarzından beslenmediğini, bu uygarlığın kötü ve içi boş güçlerin damıtılmasıyla yaratıldığını iddia eder ve şunu söyler:

“ Bir halk, bir birey ne denli büyük tutkuların kendisini yönetmesine izin verirse ve bu tutkuları bir araç olarak kullanma yetisine ne denli sahipse, onun kültürü o denli yüksek düzeye ulaşacaktır.”

449 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle