Hoşgeldiniz  

“ Sanatla Özgürleşen Çocuklar..”

Günsu Saraçoğlu | 21 Nisan 2017 | Köşe Yazıları


Günsu Saraçoğlu
gunsu@gunsusaracoglu.com

Sanatla çocuğun yaratıcılığının geliştirilmesi konusuna değindiğim “Bir çöp adam bile çizemem..!”   başlıklı köşe yazıma; sanat eğitimine bakıştaki olumlu ve olumsuz tutumlar ile ilgili düşüncelerimi paylaşarak devam etmek istiyorum.

Tüm çocukların, eşit ve kaliteli bir eğitime sahip olması konusunda hepimizin hem fikir olduğundan hiç şüphem yok. Elbette ki her ebeveyn; çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamak konusunda son derece hassastır. Çocuğun; genel eğitim sistemi içerisinde yer alan derslerindeki başarısı, gelecekteki yol haritasını belirlemek açısından çok önemlidir.

Ancak, klasik anlamdaki eğitim içerisinde yer alan matematik, fen, türkçe gibi derslerin yanında sanatsal faaliyetlerin (resim, müzik v.s) gereksiz olduklarına dair genel bir tutumda yaygındır.

Sanat eğitimlerine ayrılacak zamanın, çocuğun klasik derslerindeki başarısını olumlu bir şekilde etkilediği birçok bilimsel araştırma ile de kanıtlanmıştır.

Sanat alanlarının temelinde iyi bir matematiksel ve sosyal zeka yapısı yatmaktadır. Okullarda çocuklarımıza öğretilen ve çok önemsediğimiz; matematik, anadil, geometri, biyoloji gibi dersler sanatsal yaratıcılığın içinde yer almaktadır. Örneğin resim ve müzik alanında; matematik, geometri ve doğaya olan merakımız belirleyici bir alt yapı oluşturmaktadır.

Günümüz toplumlarında; dengeli, yaratıcı ve özgüveni gelişmiş bireylere duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Sanat eğitimi; şüphesiz çocukla sanat arasındaki bağlantıyı kurar, onun kendisi ve diğer insanlarla olan ilişkisini güçlendirir. Dünyaya farklı bir gözle nasıl bakılabileceğini öğretir, onu sıradanlıktan kurtarır, algılarını geliştirir ve en önemlisi de yaratıcılık yetilerini keşfe sürükleyen eğlenceli bir serüvene çıkarır.

Sanatı yaşantısına katan çocuk; yaşadığı çevreyi güzelleştirmenin sorumluluğunu hisseden, görgü kurallarını bilen, estetik duyarlılığa sahip bir birey olarak toplumdaki yerini alır. Bu donanımlara sahip gelişen bir birey, canlı ve cansız hiç bir şeye kolay kolay zarar veremez. Dünya sanat tarihine dair birikimlere sahip olmak, ulusun ve insanlığın sanat değerlerini koruyan yetişkinler olabilmeye giden yolun en önemli anahtarlarındandır.

Ülkemizde sanatçı diye topluma dayatılan popüler kimlikler, mafya babalarına övgüler düzen dizilerimizin, sanatı programlarına almayan siyasetçilerimiz, argo ve bozuk Türkçeleriyle ortalıkta cirit atan spikerlerin, filmlerin, yayınların kol gezdiği bir ortamda gerçek bir sanat eğitimine ne kadar ihtiyaç var değil mi?

Bana göre; bu olumsuz gidişatı tersine çevirmenin bir yolu da, okul öncesinden başlayarak yetişkinliğe hatta sonrasında dahi verilen sanat eğitiminden geçmektedir. Ebeveynlerin ve eğitmenlerin üzerine düşen önemli görevlerden biri de; çocuğun kişilik özelliklerine uygun bir sanat alanı ile ilgilenmelerini sağlamaktır.

Bu yolla sağlıklı bir toplum hayalimize bir adım daha yaklaşmamızın mümkün olacağı inancını taşımaktayım.

 

91 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle