Hoşgeldiniz  

” Sanata Evet ” Demenin TAM ZAMANI

admin | 22 Nisan 2018 | Genel Haberler, Röportajlar A- A+

 

“Sanata Evet” Platformu uzun zamandır ilgimizi çekiyordu. Piece of Art olarak, “Sanatla, yaşamı düzeltelim hep birlikte” diyen bir harekete kayıtsız kalamazdık.

Sanata Evet platformunun öncülerinden iki değerli sanatçıyla bu hareketi konuşmak üzere bir araya geldik.

Oyuncu, yönetmen, sanat yazarı Tamer Levent ve Ressam Akın Ekici’yle sizler için Sanata Evet ‘i konuştuk.

Biz keyifle dinledik yaptıklarını, anlattıkları geleceğe dair umudumuzu artırdı. Aynı umudun tüm okuyucularımıza geçmesi dileğiyle, keyifli okumalar…

 

Dilşad Atasoy: Sevgili Tamer Levent önce sizinle başlayalım sohbetimize, siz tüm Türkiye’nin yakından tanıdığı ve sevdiği bir oyuncusunuz. Ama yine de kısa bir hatırlatma yapalım okuyucularımıza, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

 

 

Tamer Levent: İzmir doğumluyum. Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümünü bitirdim. Devlet tiyatrolarında oyunculuk, yönetmenlik ve genel müdürlük yaptım. Dünyanın birçok ülkesinde, tiyatro bölümlerinde oyunculuk dersleri verdim.Uluslararası Aktörler Federasyonu’nun Türkiye temsilcisiyim.

 

 

 

Günsu Saraçoğlu: Sevgili Akın Ekici sizi de kısaca tanımak isteriz.

 

Akın Ekici: Kayseri doğumluyum. Öğretmen bir anne babanın çocuğuyum. Çocukluğum ve gençliğim Bergama’da geçti. Bergama çok önemli bir yer tutar hayatımda, sanata olan sevgimi oradaki hocalarıma borçluyum. Resme ilgim ilkokul yıllarında başladı ve üniversiteye kadar kesintisiz devam etti.  Üniversite yıllarıyla avukatlığa başladığım yıllar resimle pek ilgilenemedim. Ama resim yapma isteği hep içimdeydi. Akademililer Sanat Merkezinde Resul Aytemür’la tanışmam vesile oldu, tekrar başladım resim yapmaya. 2012’ye kadar resmin temelleri ve klasik resim eğitimi aldım. Önce figüratif çalışmalar yaptım. Şimdi soyut çalışmalarla devam ediyorum.

 

 

D.A.: Hemen ben de resimlerinizle ilgili bir soru sorayım yeri gelmişken Akın Ekici, doğa soyutlamaları yapıyorsunuz ve fırça kullanmadan spatula ile çalışıyorsunuz genellikle. Bir doku, bir renk üzerinden hikayeler oluşturuyorsunuz. Çalışmalarınızı sizden dinleyelim isteriz. Bir de sanki şimdilerde avukatlığın önüne geçmiş gibi sanatçı yönünüz. Ne dersiniz?

A.E.: Üretmek bende antidepresan etkisi yapıyor. Hukukçu olmak, avukatlık mesleği çok önemli ama resim ruhumu besliyor. Artık hobi olmaktan çıkıp vazgeçilmez oldu benim için. Resimlerime gelince evet çoğunlukla spatula kullanıyorum. Spatula ile tuval üzerine farklı açılarla, farklı kuvvet uygulayarak dokular ve izler oluşturuyorum. Kendimi daha iyi ifade edebileceğim doğa soyutlamaları yapıyorum. Doğada ne varsa insanda var o nedenle insan kendini görmek isterse doğayı görmeli, doğayı görmek isterse kendine bakmalı diyorum ve insana dair tüm duyguları tuşlarla boyalarla tuvale aktarmaya çalışıyorum.

G.S.: Sanata Evet hareketine geçmeden önce sizden bir tanımlama yapmanızı isteyelim Tamer Levent, size göre sanat nedir?

T.L.: Bana göre zanaata sanat adı takılarak kafalar karışmış durumda. Örneğin; tiyatroda oynayan bir oyuncu kendini sanatçı hissediyorsa bu ona yetiyor.

Alman filozof Schelling’e göre sanat, insanın yaratıcılık sürecidir. Ben buna inanıyorum. Yaratıcılık varsa sanattan söz edebiliriz. Sanat her insanda var olan bir özelliktir. İnsanın yaşamı ile oluşur, gelişir ve büyür. İlk insanın mağara duvarına yaptığı çizimler resme, ritüeller, ayinler müzik ve dansa, yazının icadıyla başlayan yazarak anlatma isteği edebiyata, insanın rol yapma yeteneği, tiyatroya, mağaralardan evlere, şehirlere geçilmesi ise mimarlığa dönüşerek sanat ürünü haline gelmeye başladı. Eskiden altı ana sanat dalı vardı artık sekize çıktı. Çünkü sinema ve fotoğraf eklendi. İnsanın sahip olduğu sanat özelliği sanat eserini, sanat eseri ise insanın sanat özelliğini ve sanatçı kimliğinin gelişimini etkiledi.

 

Dilşad Atasoy, Günsu E.Saraçoğlu, Tamer Levent, Akın Ekici

 

D.A.: Şimdi ilgiyle izlediğimiz Sanata Evet Platformuna gelelim istiyoruz. Nedir bu platform, nasıl ortaya çıktı anlatır mısınız?

T.L.: Genel olarak karamsar bir toplum olduğumuzu görüyorum. Sevgi, saygı duyguları giderek azalmakta, şiddet ve iletişimsizlik artmakta. İnsanın kendini geliştirmesi, sorunlarına çare bulması, yaşamını güzelleştirmesi, kısacası farkındalık geliştirmesi için sanatın yaşama dahil olması gerektiğini düşünüyorum. İşte bu düşünceyle yola çıktık. Sanatın yaşama biçimi olması için Sanata Evet dedik.

A.E.: Sanata evet platformu giderek yaygınlaşıyor. Amacımız daha geniş kitlelere ulaşmak. Sürekli toplantılar yapıyor, projeler üretiyoruz. Çeşitli vakıflar ve derneklerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yapıyoruz. Ama artık amacımız vakfa dönüşebilmek. Vakıf kurma çalışmalarımız halen devam ediyor. Sıradan bir vakıf değil, gerçekten çalışan, sanatın yaygınlaşmasına, sanatla hayatın güzelleşmesine hizmet eden  ve sürekliliği olan bir vakıf olmalı diye düşünüyor, onun için çabalıyoruz.

G.S.: Bu güne kadar yaptığınız etkinlikleri anlatır mısınız bize, amacınıza uygun işler oldu mu, halkın ilgisi nasıldı?

T.L.: 1995 yılında Ankara’da Unesco bağlantılı uluslararası sivil toplum kuruluşları ile Ankara 95 Sanata Evet buluşmaları yaptık.Ardından seminerler,konferanslar, paneller düzenlemeye başladık. Farklı yıllarda ücretsiz, halka açık konserler, çok sesli müzik koroları, dans gösterileri, tiyatro oyunları, sergiler gerçekleştirdik. Hepsi için söyleyebilirim ki halkın ilgisi çok yüksekti. Sanatla yaşamı düzeltelim diyoruz ve bu bir ütopya değil, bunu başarmış birçok ülke var dünyada.

A.E.: Biz diyoruz ki, sanat insan içindir. İnsan sanatla gelişir, sanatla kavgadan, savaştan uzaklaşır, sanatla kendini tanır ve sanat üreterek mutlu olur. İşte bu yüzden halkı sanatla buluşturan tüm etkinliklerimizi çok önemsiyoruz. Çok  sayıda sanat buluşması yaptık ama daha da artması gerektiğini düşünüyorum. Halk sanatla ilgilenmiyor demek yeterli değil, doğru değil. İlgilenmesi için bir şeyler yapmak onları sanatla buluşturmak gerekiyor. Özellikle kendi alanım olduğu için söylüyorum halka açık resim workshopları, atölye çalışmaları ve sergi davetlerini artırmamız gerekiyor.

 

Geçmişten Günümüze “Sanata Evet” platformundan bir kare…

 

D.A.: Sanata Evet’le insan yaşamına nasıl bir katkıda bulunmayı hedefliyorsunuz?

T.L.: Sanat eseri insan yaşamına mutlaka katkıda bulunmalı. Duyguları zenginleştirmeli, insanı düşünmeye, sorgulamaya itmeli. Türkiye’de şöyle bir algı var; sanat, tiyatro, resim, müzik, edebiyat, mimarlık, dans, sinema ve fotoğrafın kod adıdır. Sanki sanat kelimesinden anlaşılması gereken bir felsefe yokmuş gibi değerlendiriliyor. Sanat bu ürünlerin genel adıyla sınırlandırılıyor. Halbuki sanat felsefesi diye bir kavram var ki, her şeyin alt yapısını bu kavram oluşturuyor. Sanat felsefesi insan yaşamına girmeli mutlaka. İnsanın düşünmesi, sorgulaması, kendini tanıması, üretmesi ve yaratması bu yolla olacaktır. Estetik insan yaşamına girecektir. Sanat, estetik, düşünme ve üretme varsa insanın yaşamı güzelleşir.

Bir kaç farklı alanda Sanata evet ormanı oluşturduğumuzu söylemeden geçmeyelim. Çok destek aldık bu konuda da. Amaç yaşamı güzelleştirmekse çevremizi yeşillendirmek, ağaç dikmek de bunun içinde.

” Herkesi kendi gücü oranında Sanata Evet’i desteklemeye davet ediyorum. “

 

G.S.: Yaptığınız tüm çalışmalar ciddi bir bütçe gerektiriyor. Size destek olmak, sizinle birlikte Sanata Evet demek isteyenler için de bir kaç açıklama yaparsanız iyi olur diye düşünüyorum.

T.L.: Sanata Evet kavramını sıkça kullandığım yıllardan bir 1995 yılıydı. 5 Nisan kararları sonrasındaki tasarruf tedbirleri uygulanıyordu. O sıralar Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olarak görevdeydim. Tasarruf tedbirleri nedeniyle çok sayıda kısıtlama getirilmişti. İşte o dönemde Sanata Evet kampanyası başlatarak, vatandaşlarımızdan okudukları gazeteleri atmayıp bize bağışlamalarını istedik. 25 gün içinde tüm ülkede 160 ton gazete toplandı. Çok ciddi bir gelir elde ettik biz o kampanyadan. Bu para Devlet Tiyatrolarının birçok eksiğini gidermek için, çok sayıda demirbaş alımı  için kullanıldı.

Herkesi kendi gücü oranında Sanata Evet‘i desteklemeye davet ediyorum. Kimi konser verebilir, kimi konser salonunu ücretsiz açabilir. Kimi ücretsiz sanat eğitimleri verebilir, kimi bir sergi salonunda sergi açmamıza vesile olabilir. Her tür destek çok önemli bizim için.

A.E.: İşte bu nedenle biz vakıf kurmak istiyoruz. Destekleyenler var elbette ama destek kesildiğinde sıkıntı yaşamak istemiyoruz. Vakfın geliriyle sanata dair projelerimizi daha rahat uygulama şansına sahip olacağız.

Değerli sanatçılar Tamer Levent ve Akın Ekici’ye güzel sohbetleri için, bu anlamlı oluşumu bize tanıttıkları için ve tüm emekleri için çok teşekkür ediyor, kutluyoruz. Bu vesile ile herkesi Sanata Evet hareketini desteklemeye, tanıtmaya ve yaygınlaştırmaya davet ediyoruz.

Daha yaşanabilir bir dünya için elbette “Sanata Evet”

 

Bu röportaj 22 Nisan 2018 tarihli YeniGün Gazetesi’nde yayınlanmıştır.:

http://www.yenigungazetesi.net/gazete-arsiv/22-nisan-2018-pazar/558/sayfa/12/

591 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle