Hoşgeldiniz  

Sanat Projelerine Yepyeni Bir Boyut Kazandıran Proje: ” Bu İmzada Sanat Var “

admin | 20 Aralık 2017 | Röportajlar A- A+

Öncelikle sizleri tanıyarak başlamak istiyoruz sohbetimize, bize kendinizden bahseder misiniz?

Günsu Saraçoğlu:  Hem sanatla, hem de çocuklarla yakından ilgiliyiz ikimiz de. Piece of Art bünyesinde sanat PR’ı ve sanat projeleri yapıyoruz. Ben üniversitede sosyoloji okudum. Sosyal sorumluluk projeleri hep ilgi alanım içinde olmuştur. Yıllarca özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarla çalıştım, onlara sanat eğitimi verdim. Kendim de resim yapıyorum.

Dilşad Atasoy: Ben de eğitimciyim, uzun yıllar öğretmen olarak çalıştım. Bu süreçte de hep resim yaptım. Günsu’yla yolumuz sanat ortamında kesişti zaten. İyi ki de öyle oldu, güçlerimizi ve deneyimlerimizi birleştirip güzel projeler çıkardık ortaya. .Bu projeler bizim resim yapmamızı da besleyen süreçler, daha çok bilgi, daha çok düşünme, daha fazla sanat konuşmayla sürekli beslendiğimizi düşünüyorum. Sanat vazgeçilmez yaşamımızda, ama sanat yoluyla çocuklara ulaşmanın keyfi bambaşka.

 

Piece of Art hakkında bilgi verebilir misiniz? Nasıl kurdunuz, neler yapıyorsunuz?

G.S.: Piece of Art’ı kurma fikri bana ait, 10 yılı aşkın süredir var aslında. Fakat bu kadar yoğun çalışma temposu, 4-5 yıldır diyebilirim. Dilşad’la güçlerimizi ve çalışkanlığımızı birleştirince daha hızlı gelişti her şey. Aramızda bir iş bölümü yaptık, herkes kendi sorumluluğunu biliyor. O yüzden de sorunsuz yürütüyoruz işlerimizi. Birbirimize sevgimiz, saygımız zaten sonsuz. Neler yaptığımızı, bugüne kadar yaptığımız tüm projeleri internet’ten tarayarak herkes bulabilir. Sanat Projeleri üretiyor ve uyguluyoruz. Sanatçılara basın ve halkla ilişkiler desteği veriyoruz. Piece of Art’ın sanatçılarını sanatseverlerle buluşturuyoruz. Televizyonda sanat programı yapıyoruz. Sanatçılarla röportajlar yapıp, bunları basında yayınlıyoruz. Sanata dair her şey ilgi alanımız içinde kısacası.

D.A.: Günsu’yla çalışma anlayışımız, iş disiplinimiz, kaliteyi koruma konusunda titizliğimiz birbirine uyuyor. Ama asıl önemli olan aramızda güvenin olması, sevgi, saygı ve dayanışmanın varlığı. Ben biliyorum ki, Günsu’ya düşen görev neyse, o, onu en iyi şekilde ve zamanında yapar. O da benim yapacağım işler konusunda aynı güvene sahip. Bu nedenle de şu ana kadar sorunsuz gerçekleştirdik bütün projelerimizi. Sorumluluk ve yükler eşit paylaşılmazsa birlikte yürümek zorlaşıyor. Yaptığımız her proje bizi gerçekten heyecanlandırıyor. Çünkü inanmadığımız bir projeye girmiyoruz. Sanat projeleri, televizyon programı ve sanatçı röportajlarını çok önemsiyoruz. Çünkü bunlar geleceğe bırakacağımız belgeler aslında.

Bu imzada sanat var projesi nasıl doğdu?

D.A: Fikir Günsu’dan çıktı, sonra konuşa konuşa, üstünde düşüne düşüne olgunlaştırdık projeyi. Konuştukça, düşündükçe heyecanımız arttı. Planlamalarımızı yaptık, hem sanatçı, hem de sponsor görüşmelerine başladık. Fakat o kadar şanslıyız ve bize güvenen herkese o kadar minnettarız ki, projeyi hayata geçirebilmemiz için, herkes elbirliğiyle destekledi bizi.

G.S: Fikir benim ama, birlikte olmasak gerçekleşmesi zor bir projeydi. Her sanatçıyla tek tek görüştük, projemizi anlattık. Sponsorsuz yürümesi mümkün değildi, bir taraftan da sponsor görüşmelerine devam ettik. Gerçekten çok çalıştık, ama hep mutlu çalıştık. Değerli hocalarımız “Siz bunu yaparsınız” dediler, sponsorlarımız “Çok güzel proje, yanınızdayız” dediler. Düşünsenize, yol aldıkça güvenimiz ve gücümüz arttı.

Projenin hazırlık aşaması ne kadar sürdü?

D.A.: İşte o işin en zor kısmıydı diyebilirim. Yaklaşık iki yıl boyunca düşündük, tartıştık, planladık, aklımıza gelenleri not aldık, yazdık, çizdik. Projeyi hayata geçirmeye başladığımızda yol haritamız belliydi aslında. İşin düşünsel kısmı bitmiş, emek kısmına gelmiştik. Yaklaşık 6 ay da bu kısım için çalıştık. Desteklendikçe güçlendik gerçekten de…

G.S.: Eeee öyle tabii, her görüşmeden moralimiz yüksek çıkınca daha güvenli ilerledik. Zaten en zor, en uzun süren kısım, düşünme ve planlama bölümüydü. Tasarım ve düşünsel aşamasını kendi kendimize, ama hayata geçirme bölümünü elbirliğiyle, destek ve dayanışmayla yaptığımız bir proje diyebilirim bu çalışmaya.

Neden projeye “Bu imzada sanat var” ismini verdiniz. İmza sanatta neyi anlatır?

G.S: Bir eserin fiyatını belirleyen şey eseri yapan sanatçı ve onun orjinal imzasının değeri elbette… Eser, ondaki orjinal imzayla paha biçilemez hale gelmektedir. O değerli imza zaman içerisinde de giderek değerlenmeye devam edecektir. Koleksiyonerler, işte bu, giderek değeri artacağı düşünülen imzalara yatırım yaparlar aslında.  Bir koleksiyonerin yatırım yaptığı eser, uzun vadede yatırımcısına daha fazla değer kazandıracaktır. Sırf beğendiği için eser alan insanlar da vardır, ama sanatın yönlendirilmesi, sanata yatırım yapan koleksiyonerler tarafından olmaktadır daha çok. Onlar da yatırımı resme değil, sanatçının ismine ve imzasına yapmaktadır. Bu nedenle imzaya dikkat çekmek istedik.

D.A.: Çok önemli  bir sanatçının her eseri aynı güzellikte olmayabilir. Fakat hangi eseri olursa olsun, altında imzası olan her eser, o imzadan dolayı değerlidir. Çünkü eserden çok o imza bir yatırım aracıdır. Bunun görünür şekilde atılmış, somut bir imza olması gerekmez, sanatçının tarzını belirleyen herhangi bir şey imza yerine geçer. İmza resmin sanat piyasası içindeki yerini belirleyen en önemli değerdir. İşte bütün bunlar bizi sanatçının imzası üzerinde düşünmeye ve buna dikkat çekmek için ne yapılabilir? sorusunu sormaya yöneltti. Bu sorunun peşine düştük.

Projeye katılan isimleri belirlerken kriterleriniz nelerdi?

G.S.: Yaşayan önemli sanatçılardan 50 tanesini bir araya getirmek istedik. Tabii ulaşamadığımız çok değerli isimler var, önemli sanatçılardan yurtdışında olanlar var, projeye katılmak istemeyenler var, randevu alamadıklarımız, cevap alamadıklarımız var. Biz ulaşabildiğimiz, iletişim kurabildiğimiz sanatçılarla projemizi hayata geçirebildik. Amacımız özgün ve orijinal imzaya dikkat çekmek, arşivsel bir çalışma yapmaktı ki, onu başardık diye düşünüyorum.

D.A.: Evet, günümüzde sanat alanında varlığını kabul ettirmiş, değerli isimler aracılığıyla imzanın önemine dikkat çekmekti amacımız. “Türkiye’nin en önemli 50 imzası” sözünü kullanmıyoruz, “Türkiye’nin en önemli sanatçılarından 50 tanesinin imzası” diyoruz. İkisi farklı şeyler, ilki çok iddialı ve bu sıralamayı kim, neye göre yapacak? Kim yaparsa yapsın, bu liste, yapan kişiye göre değişecektir. Bizim burada amacımız, en büyük sanatçı sıralaması yapmak değil. Önemli sanatçılar aracılığıyla imzaya dikkat çekmek ve bu imzaları belge niteliğinde bir çalışmayla tarihe bırakmak.

Son dönemde çok önemli sanatçıların eserleri Türkiye’ye geliyor ve büyük şirketlerin sponsorluklarıyla sergiler açılıyor. Sanatın değerinin daha iyi anlaşılmaya başlandığını düşünüyor musunuz?

D.A.: Bu soruya cevap verirken, kapitalist bir bakış açısıyla, sermaye tarafından yönlendirilen, allanıp, pullanıp tüketiciye sunulan bir sanattan söz etmeden geçemeyiz. Bu sanat, kapitalizmin yarattığı ve dayattığı bir ortamda gerçekleştiriliyor. Daha çok reklamı yapılan şeylere yönelen bir kitle var. Bir sergi ne kadar büyük sponsorluklarla gelmiş, ne kadar çok reklamı yapılmışsa, görmek için o kadar sıraya giriyor insanlar. Büyük çoğunluk sanat eseri görmek için değil de, popüler olanın dışında kalmamak için tercih ediyor bu sergileri.

G.S.: Büyük sermaye grupları tarafından desteklenen sanat etkinlikleri, sergiler, hızla yükselip, popüler hale gelirken, desteklenmeyenler ne yazık ki aynı çizgide değerlendirilemiyor. Halk açısından baktığımızda çok da sanatla ilgilendiklerini söyleyemeyiz, hatta sanata saldırıların arttığı bir dönemi yaşıyoruz. Türkiye’de sanata destek veren kesim zaten çok küçük. Devletin, belediyelerin, sermaye sahiplerinin yapması gereken çok şey var. Sanat ve sanatçı desteklenmeli, sanat eğitimine yatırım yapılmalı. Sanat eğitimi gelişmedikçe sanatsever ve sanatın değerini anlayan bir kitleden söz etmemiz mümkün olamıyor ne yazık ki… 

Türkiye’de STK’ların çalışmaları hakkında neler düşünüyorsunuz?

G.S.: Ben STK’larla birlikte ya da onların yararına çok proje yaptım. İçlerinde bir çok sorun olduğunu düşünüyorum. Hem çalışma ve üretmeyle ilgili sorunlar, hem de desteklenmeyle ilgili sorunlar… Nasıl aşılır, neler yapmak gerek, bireysel çabalarla olur mu? Hepsi uzun uzun tartışılacak konular. Çoğu da bizi aşıyor. Biz kendi adımıza küçük destekler de olsa, bir şeyler yapmaya ya da yaptığımız projelerin gelirlerini aktararak elimizi taşın altına koymaya çalışıyoruz. Herkesin bir şeyler yapması gerekiyor. 

D.A.: Örgütlenme toplumlar için çok önemli, STK’lar da toplumun en gerekli örgütlenmeleri bana göre. Aynı değerler çerçevesinde bir araya gelen insanların güçlerini birleştirdikleri, bu güç sayesinde de, kültür ve medeniyete katkı yaptıkları alanlar olarak değerlendirdiğim için çok önemsiyorum. Fakat Türkiye’de buna çok uygun çalışılmadığını da görüyorum maalesef. Daha çok emekli olunca, bir yere ait olmak isteyen insanların toplandığı, atıl ve hantal yapılar oluşmuş. Bunların işlemesini zorlaştıran bürokratik engeller de sorun yaratıyor. Yeniliğe ve değişime açık değil pek çoğu. Bir kısmı da çok popüler olmuş, çok destek alıyor, fakat o destekleri hak ettiği yere ulaştırmakta sorun yaşıyor. Ben diyorum ki, denetlemek kaydıyla hepimizin bu kuruluşlara destek olması gerekiyor. Herkes gücü oranında yapmalı bunu, kimi maddi desteğini, kimi emeğini koyarak. Biz bu yapmaya çalışıyoruz.

Bu sergide imzaların satışından elde edilecek gelirin, bizim derneğimize aktarılacak olması çok değerli, bunun için müteşekkiriz. Diyorsunuz ki “50 değerli isim, eğitime muhtaç bu çocuklara sanat aracılığıyla dokunmuş olacaklar” Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

D.A.: Söylediğimiz gibi, amacımız bir sanat projesi yapmak, sanatta imzanın önemine, bu değerli 50 sanatçı aracılığıyla dikkat çekmek. Bu serginin geliri tek tek kimseye çok fazla yarar getirmez, fakat toplu halde, ihtiyacı olan bir kuruma aktarılırsa ve doğru amaç için kullanılırsa, müthiş bir katkı sağlayabilir diye düşündük. Bu düşünceyle de nereye aktaracağımızı araştırmaya başladık. Böylece projemize daha farklı bir anlam kazandırmış olacaktık.

G.S.: Çok yardım alan, çok popüler bir dernek olmasın, gerçekten ihtiyacı olan bir yere ulaşsın, içinde eğitim ve çocuklar da olsun kriterleriyle sürdürdük araştırmalarımızı. Projeyi, bir sosyal sorumluluk projesiyle birleştirmek heyecanımızı, coşkumuzu artırdı. Ve tam düşündüğümüz gibi bir yere ulaştık; ÖÇED. Hem otistik çocuklara eğitim katkısı sağlayan, hem de gerçekten bu maddi desteğe ihtiyacı olan bir kuruluş olduğuna inandık. Şimdi bu sürecin heyecanını yaşıyoruz. 

Biraz da yeni projelerinizden söz edelim istiyoruz. Bu projenin ardından neler gelecek?

G:S.: Bizde proje bitmez. Sürekli düşünüyoruz, konuşuyor, tartışıyoruz. Olgunlaştırmaya çalıştığımız yeni projelerimiz var. Ama açıklamak için daha zaman var. Önce düşünsel kısmını bitirmeliyiz ki, hayata geçirmek için çalışmaya başlayalım.

D.A.: Bütün projelerimizde yola çıkış amacımız tarihe not düşmek biraz da. Arşivsel çalışmalar yapmaya, belge oluşturmaya çalışıyoruz. Yine bu doğrultuda projeler var aklımızda. Çok farklı, ilginç ve anlamlı projeler üstünde çalıştığımızı söylemekle yetineyim şimdilik.

Bu projede bize güvenen, bizimle yürüyen, bize destek olan tüm sanatçılara, yolumuzu açan, işimizi kolaylaştıran tüm sponsorlarımıza ( Portakal Çiçeği Sanat Kolonisi, Art Boya Ltd. Şt., Colorbox Art Material Store, Fine Art Sanatsal Baskı, Genç Sanat, rh+ Sanat, Artfulliving) ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.

192 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle