Hoşgeldiniz  

Pre Rafaelizm

Nilgün Yüksel | 23 Ocak 2018 | Köşe Yazıları


Nilgün Yüksel
nilgunyuksel@gmail.com

Pre-Rafaelizm, İngiltere’de 19. yy’da bir grup genç sanatçının bir araya gelerek başlattıkları sanatsal bir akımdır. Pre-Rafaelitlerin söylemlerini daha doğru yorumlayabilmek için, onların karşı çıkış noktaları olan Viktorya Dönemi Sanatına ve aynı yüzyılda İngiltere’de yaşanan Sanayi Devriminin getirilerine göz atmak gerekmektedir.

19. yy.’da İngiltere’de başlayan Sanayi devrimi, ekonomik ilişkileri değiştirerek, toplumsal yapıda farklılaşmayı, sınıflaşmayı beraberinde getirmiştir. Sanayileşmenin toplum üzerinde yarattığı bu farklılaşma aydınları da etkilemiş ve bu noktadan yeni bir tartışma başlatmıştır. Anamalcılığı ve bireyselliği savunan bilim adamlarının karşısına sanayileşme karşıtı bir toplumculuğu savunan aydınlar çıkmıştır. Kuşkusuz bu tartışmaların en yoğun yaşandığı ülkelerden biri İngiltere’dir. Bu ortam İngiltere’de sanatsal alanda karşı çıkış noktasında yeni görüşleri ortaya çıkarmış; fakat bu görüşler usçu olmaktan çok romantik bir görünüm sergilemiş, dahası karşı çıktıkları bu oluşumun alternatiflerini sunmakta oldukça yetersiz kalmıştır.

1815’lerde İngiliz romantizmi sona ererken yeni bir usçuluk hareketi başlamaktadır. 1832 seçim reformu ve yeni Parlamento’nun kuruluşuyla orta sınıf yeni bir zafer kazanır. 1832-48 yılları İngltere’de şiddetli toplumsal çatışmaların yaşandığı bir dönem olmuştur. Anamal ile emek arasında yaşanan bu çatışma yeni siyasi, ekonomik ve toplumsal sorgulamalar içermektedir.

Bu dönemde nüfusun büyük bir çoğunluğu kentlerde yaşamaya başlamıştır. Kentleşmenin böylesi hızlı oluşunun karşısında yeni toplumsal ve yasal düzenlemelere gidilmiş, bu anlamda da İngiltere çağdaş kurumların öncülüğünü yapmıştır.

19. yy.’da oluşan endüstriyel düzenle değişen toplumsal yapıda ekonomik güç soylu sınıftan orta sınıfın eline geçmiş ve bunun sonunda bu kesimin toplumsal alandaki etkisi güçlenmiştir. Nitekim, bu dönemin beğenisini de bu kesim belirlemiş, kazandıkları ekonomik gücün ve bunun getirisindeki toplumsal saygınlığın sonucunda, sanatsal üretimlere yatırım yapmaya başlamıştır, orta sınıfın ilgisi antika ya da hayatta olmayan ustalardan çok çağdaş sanat yapıtlarına yönelmiştir. Günlük yaşamlarından getirdikleri pratik ve yararcı anlayışın da bu yönelimde etkisi büyüktür.

Onlar için çağdaş yapıtlar hem daha anlaşılır hem daha gerçektirler. Bu yüzden satın alacakları yapıtları Krallık Akademisi’nin yaz sergisinde teşhir edilenler arasından seçerler. Bu yapıtların ölçüsü gerçeklik, duygu ve ahlaki açıdan sağlıklılıktır.

Bir grup genç sanatçının bir araya gelerek Pre Rafaelit Kardeşler Birliği adıyla kurdukları grup böylesi bir ortamda söz söylemeye hazırlanmaktadır.

Pre-Rafaelit Kardeşler birliğinin kuruluşunun temel faktörlerinden biri gençlerin idealist sanat anlayışıydı. Bir diğer faktör ise akademi ile ilgili sorunlarıydı. Bu gençler akademide öğretilen sanat anlayışını doğru bulmuyorlar ve bunun karşısına yeni görüşler koymaya çalışıyorlardı. Grup kuruluş aşamasında Ruskin’in düşüncelerinden de oldukça etkilenmişti. Hunt, 1847’de Ruskin’in “Modern Ressamlar” kitabını okumuş ve onun enthusiasm (sanat aşkı) fikriyle arkadaşlarını tanıştırmıştı.

 

 

Grup 1850’de The Germ (Tohum) adında bir dergi yayımlamaya başladı. Derginin altbaşlığı “Şiir, Edebiyat ve Sanatta Doğaya İlişkin Düşünceler”di. William Michael Rosetti’nin yayımcılığını yaptığı dergi; grup üyeleri tarafından hazırlanıyor, aynı zamanda Coventry Patmore ve Rosetti’nin kızkardeşi Christina gibi gruba yakın arkadaşlarının şiir ve makalelerini içeriyordu.

The Germ, ancak 4 sayı çıkabildi, daha sonra kapanan dergi bu kısa ömrüyle Pre-Rafaelit Kardeşliğin varlığına dikkati çekti. Hatta Londra İllüstrasyon Gazetesi’nde bazı muzip makalelerde onunla inceden inceye alay edildi.

 

 

Millias, Baba Evinde İsa, 1849 -50, tuval üzerine yağlıboya, 86.4 x 139.7 cm., Tate koleksiyonundan

Erken Pre-Rafaelit resimleri kısmen ilgi görmüş olmasına karşın, bir süre sonra eleştirmenler onları karşılarına alarak, stillerini reddetmeye başladılar. Özellikle Millias’nın “Babaevi’nde İsa” resmi bu durumu provoke etmişti. Resim için tiksindirici, korkunç, iğrenç kelimeleri kullanıldı. Charles Dickens, katolikliğin aşağılandığı imasıyla öfkeli yazılar yazmaya başladı; katolik kanlarının Traktarianların sembolizmine kurban edildiğini, ilahi değerlerle gerçekçiliğin birbirine karıştırıldığını yazıyordu. Bu resimde figürlerin elbiseleri buruşuk, elleri kirliydi ve tümü de idealizmden yoksundular. Model olarak komşuları ya da arkadaşları kullanılmıştı. Buradaki tahta ve çiviler İsa’nın çarmıha gerilişini, beyaz güvercin kutsal ruhu, sağdaki kaptan su içen kuşlar insan ruhlarını simgelemektedir. Dönemin sanatına tepki olarak doğan grubun amacı da bu idealizmden uzak ve doğal etkiyi yakalamaktı. Grup, akademinin Rönesans’ın kalıplarıyla verdiği eğitime, özellikle Rafael’in olgunlaşmış sanat anlayışına karşı çıkıyor ve sanatta doğruluğu yakalamak için Rafael öncesine dönmek gerektiğini savunuyordu.

Pre-Rafaelit’ler, Rafael öncesine dönme gerekliliğini savunmalarına karşın bu konuda çok az bilgileri vardı. Bu dönemi ancak gravürlerden tanıyorlardı. Özellikle Giovanni Paola Lasinio’nun; Pisa, Campo Santo fresklerine ilişkin yaptığı gravür kitabı onları olduğu kadar Ruskin’i de çok etkilemişti. Bunlar, fresklerin tam kopyası değildi, ama Erken İtalyan sanatına dair önemli ipuçları veriyordu.

Dante Gabril Rosetti, Meryem’in Gençkızlığı, 1848-49, tuval üzerine yağlıboya, 83.2 x 65.4 cm., Tate koleksiyonundan

 

Grubun ilk çalışması, Rosetti’nin “Meryem’in Genç Kızlığı” (1848-49) oldu. Rosetti’nin ilk yağlıboyası olan resim 1848 sonbaharında Hunt’un atölyesinde çalışılmıştı. Rosetti’nin annesi St. Anne, kızkardeşi Christine Meryem olarak ona modellik etmişlerdi. Resim Rosetti tarafından iki soneyle açıklanmıştı, bu soneler resimdeki sembollerin anlamlarını da içermekteydi. Bu resimde; yerdeki kitaplar erdemleri, masanın işlemeli örtüsü İsa’nın giysisini, palmiye yaprakları ve dikenli dallar Meryem’in yedi sevincini ve kederini simgelemektedir. Birçok anlatıda güvercin olarak karşımıza çıkan kutsal ruh, pencerenin dışından onları izlemektedir.

 

 

 

 

 

Ve yıldızları unuttu, ayı unuttu, güneşi unuttu,

Ağaçların üstündeki maviliği unuttu,

Suların aktığı koyakları unuttu,

Güzün soğuk rüzgarını unuttu,

Günün ne zaman bittiğini bilmiyordu,

Ayı görmüyordu; sessizce,

Eğiliyordu hep fesleğen saksısının üzerine,

Ve onu dibine kadar ıslatıyordu gözyaşlarıyla.

 

John Everett Millais, Lorenzo ve Isabella, 1848–49, TUY, 103 x 142.8 cm., Walker Art Gallery, National Museums Liverpool

Akademiye alternatif bir diğer çalışma Millias’ın “İsabellası”dır. (1849) Resmin konusu Keats’ın “İsabella ya da Fesleğen Saksısı” şiirinden alınmıştır. Keats’ın kaynağı ise Baccacino’nun bir öyküsüdür. Öyküye göre İsabella erkek kardeşlerinin yanında çalışan Lorenzo’ya aşık olur. Fakat içleri kötülükle dolu olan erkek kardeşler, İsabella’nın seçimini beğenmezler, onun daha iyi bir evlilik yapacağını düşünmüşlerdir, bu yüzden Lorenzo’yu öldürürler. İsabella gerçeği öğrendikten sonra cesedi bulur, başını kesip bir fesleğen saksısına koyar. Millias resmi yapmak için arkadaşlarını model olarak kullanmıştır. D. Gabriel Rosetti masanın sonundaki figürdür ve içki içmektedir, sanatçının babası peçeteyle ağzını silen adamdır, W. Michead Rosetti, Lorenzo için, Mrs. Hod­glinson İsabella için, William Bell Scott da servis yapan hizmetli için modellik etmiştir. Konusu ise resimdeki simgelerle anlatılmıştır. Lorenzo İsabella’ya tutkunun simgesi kan portakalı sunar, masaya dökülen tuz daha sonra dökülecek kanı, resimdeki atmaca kardeşlerin zorbalığını simgelemektedir.

Her iki çalışmada grubun monogramı PRB damgasıyla imzalanmıştı.

Monogramın anlamını henüz kimse bilmiyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

793 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle