Hoşgeldiniz  

PANDORA

Nilgün Yüksel | 08 Aralık 2018 | Genel Haberler, Köşe Yazıları


Nilgün Yüksel
nilgunyuksel@gmail.com

 

Feminist düşüncenin izini süren birçok kişi Lilith ile karşılaşır. Efsanelere göre Lilith Adem’in ilk karısıdır. Topraktan yaratılmış ve itaat etmeyi reddetmiştir. Lilith asi kadının ilk imgesidir. Görmezden geldiğimiz Havva ise Adem’e bilgi meyvesini vermiştir. Cennetten kovuluş başka deyişle uyanış Havva’nın marifetidir. Demek ki Havva, o kadar da itaatkar değildir ama kadının aldanışına ve aldatışına dair örnektir. Sahi öyle mi? Lilith ve Havva başlı başına işlenecek konular. Biri unutturulduğu diğeri sürekli hatırlandığı için yeniden yeniden okumalara açıklar.

Bir de Pandora var. Zeus’un Pandora’sı. İnsanlığı kötülüğe sürükleyen öteki kadınlardan biri. İnsanlara bela olsun diye gönderilmiş Pandora.

İşler ve Günler’de bu öykü şöyle anlatır Hesiodos: Hepaistos, Zeus’un buyruğu üzere, bir parça toprak alıp suyla karıştırır. Yüzü ölümsüz tanrıçalara, bedeni ise güzel genç kızlara benzeyen bir kız biçimine sokar toprağı. Athena elişlerini, renk renk kumaşlar dokumasını öğretir ona ve süslü kuşağını sarar beline. Kharitler altın gerdanlıklar takarlar boynuna. Hora’lar bahar çiçekleriyle donatırlar saçlarını, Hermais bir köpek yüreği, bir tilki huyu koyar içine ve doldurur göğsüne yalan dolanı. İşte bu güzel ve belalı yaratığa “tanrılar armağanı ” anlamına gelen, Pandora ismi verilir.

Zeus, Pandora’yı, Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a gönderir. Prometheus kardeşini Zeus’tan armağan almaması için uyarmasına karşın Epimetheus, Pandora’nın güzelliği karşısında büyülenir ve onunla evlenir.

Ve Pandora, yanında getirdiği Zeus’un armağanı, aslında açmaması gereken kutuyu merakına yenik düşüp açar. Kutudan acılar ve dertler çıkıp insanlığın üzerine savrulur, tam umut çıkacakken dışarıya Pandora kutuyu kapatır.

Azra Erhat’a göre Pandora Efsanesi Kitab-ı Mukaddes’te Adem ile Havva Efsanesine bağlanmaktadır. Bedrettin Cömert, bu efsaneyi Tufandan sonra İnsanın yeniden ortaya çıkışı ile ilgili öyküye bağlanabileceğini yazmaktadır.

Joseph Campell ise Adem ve Havva efsanesini Pandora’ya bağlamış, Havva’yı doğrudan  Ana Tanrıçanın devamı sayarak, onun ataerkil düzende böylesi bir biçimde ortaya çıktığını savunmuştur. Havva’nın Adem’e verilişi öyküsü Pandoranın Epihtemus’a verilişiyle büyük benzerlik göstermektedir. Nitekim Pandora’nın kutusu da Aden’deki bilme ağacını çağrıştırmaktadır. Fakat Kitab-ı Mukaddes’in Havva’sı Pandora gibi kendi sesine kulak veren meraklı bir kadın değildir. Onun merakının uyanmasına yılan yardım etmiştir.

Pandora sadece kişiliği ile değil, yarattığı efsane ile de sanatçıların her zaman ilgisini çeken bir karakter olmuştur. İnsanlığın kaderini değiştiren ilk ölümlü, sanat tarihinde değişen toplumsal yapı ve bilinçlerle yeni döneme uyarlanabilecek çokça malzeme sunmuştur. Onu daha çok kuzey sanatında görürüz. Örneğin; Andrea Allicatti’nin illüstrasyonlarındaki Pandora anlatımları umut düşüncesi ile bağlantılıdır.

RossoFiorentino, Pandora, 1534-1535civarı, kağıt üzerine karakalem ve mürekkep 24.2 × 39.3 cm, ÉcoleBeauxArts, Paris

Rosso Fiorentino’nun çalışmasında Pandora’nın tam kutunun kapağını açtığı an gösterilmektedir. Kutunun içinden çıkan bir sürü sivrisinek etrafa yayılır. Etraftaki figürler ise kutudan çıkan insanlardır. Burada Pandora güzel vücutlu bir kadın olarak betimlenmiştir. Etraftaki figürler Michelangelo’nun çizimlerini andırmaktadır. Pagan  mitolojideki dehşeti ve hastalığı göstermekten çok Hristiyan teolojisindeki yedi ölümcül günahı simgelemektedirler. Bu imgeler soldan sağa şöyle sıralanmaktadır. Tembellik asasına dayanmıştır. Pandora’nın hemen arkasındaki bükülmüş figür seks düşkünlüğünü, yerdeki figür öfke veya zalimliği, öfkeyle saçlarını yolan figür kıskançlığı, yerde hırsla kendi vücudundan parçalar yiyen figür açlığı, en sağda siyah giysiler içindeki kadın musibeti Pandora’nın arkasındaki figür kibiri simgelemektedir.

Fransa’da Rönesans boyunca Yunan dili ve edebiyatına büyük ilgi duyulmuş ve bununla ilgili geniş araştırmalara girilerek Yunan klasiklerinin çevirileri yapılmıştır. Fransız hümanistleri Yunan klasiklerini hem filolojik açıdan incelemişler hem de bunları hayata geçirmek için çalışmışlardır. Çevirisi ilk yapılan eserlerden biri Hesiodos kitabıdır. Bu çalışmalarda Pandora ile ilgili anlatımlar öğrenilmiş ve Pandora sanatçılara başka bir kadın tasarlama konusunda yeni hayaller kurma olanağı sağlamıştır.

Joachim du Bellay’ın Antiquitez de Rome kitabında, yeni bir şehir sembolü kullanılmıştır. Buna göre Roma Pandora’dır, Pandora Roma. 16.yy.’da kralların şehri ziyareti Roma karakterlerinin zaferi gibi betimlenmiştir.

  1. Henry’nin 1549’da Paris’e girişinde Paris şehrinin betimlenmesinin temelinde Pandora figürü yatmaktadır. Jean Cousin’in “Eva Prima Pandora” ‘sında ön düzlemde uzanmış bir kadın figürü bulunmaktadır. Sol elinde vazo tutmaktadır. Sağ elini bir kafatasına dayamıştır. Arkada tablonun ismi yazmaktadır. Çok gerilerde bir şehir görüntüsü vardır. Bu şehir görüntüsü Louvre’a benzetilmiş bir Roma görüntüsü olabilir. Bu eserde dikkat çekici olan Hristiyan öğretileri ile mitolojik anlatılanların iç içe işlenmesidir. Öncelikle Pandora bir Nymph gibi betimlenmiştir. Bu, onun ölümsüz olmadığına ama her daim genç ve güzel kalışına dair bir vurgudur. Sağ elinde bir elma ağacının dalı vardır ki, bu doğrudan Havva’ya göndermedir. Sol elinde Pandora’nın kutusu içinden yılan çıkmaktadır. Yılan bize şeytanla özdeşleşen Hristiyan öğretisini hatırlatmaktadır ve Pandora’dan çok Havva’ya ait bir figürdür. bununla birlikte yılanın vazodan çıkması, . (İtalyanlar Pandora’nın kutusu için daima vazo deyimini kullanmışlardır) resmin içinde Pandora ve İtalyanca’da Havva anlamına gelen Eva adlarının birlikte kullanılması da bu iki kadın figürünün ortaklıklarına örnektir.

Jean_Cousin_the_Elder,_Eva_Prima_Pandora, 1550, ahşap üzerine yağlıboya, 97.5 X 150 cm, Louvre Müzesi

 

James barry, TheBirth of Pandora, 1791-1804

Pandora’nın vazosunu açtıktan sonra oluşan dramatik öykü Rönesans ve Barok sanatında en ilgi çekici konulardan biri olmuştur. Bu dönemde Hesiodos’un anlattığı mitin varyasyonları da sıkça kullanılmıştır. Pieter Serwouters’ın çalışması genel olarak bir Alman üslubunu taşımakla birlikte İtalyan, Fransız ve Flemenk sanatıyla paralellik göstermektedir. Çalışmada bir Alman evinin önünde Mercury Pandora’yı Epimethus’a sunmaktadır. Pandora vazoyu o sırada açmıştır ve içinden şeytanlar kaçışarak havaya karışmaktadır. Bu öykü asıl hikayenin Ortodoks versiyonunu izlemektedir. Mitolojik anlatımın başka bir versiyonunda vazoyu açan Pandora değil Epimetheus’tur.Giulio Bonasone’nin bu anlatıdan yola çıkan “Pandora’nın Kutusunu Açan Epimetheus” illüstrasyonu daha sembolik bir anlatımı içermektedir. Vazo umutlardır. İçinden çıkanlar aynı zamanda Tanrı ve Tanrıçalarla simgeleştirilmiş barış, mutluluk, güç, güvenlik, özgürlük, talih, uyum, merhamettir.

 

 

18.yy.’da Pandora’nın anlatımında yeni değişiklikler oluşmaya başlamıştır. Pompei ve Herculaneum tamamen ortaya çıkarılmıştır. Ertüsk vazolarına ilişkin yeni keşifler yapılmış, Helenistik dönem araştırılmıştır. Bunun sonucunda klasik mitolojide birtakım değişiklikler olmuştur. Bu değişiklikler romantizm ve klasizm dönemlerinde, dönemin yeni anlayışına göre tekrar yorumlanmıştır.

İngiliz resmi, yeni klasizmle birlikte yeni bir karakter oluşturmaya başlamıştır.16.yy. boyunca Fransız figürlerin etkisinde kalan İngiliz sanatı, 18.yy.’da Anglo-saxon bir tarz geliştirmeye başlamıştır. James Barry tarafından yapılan Pandora serileri 1775’de Royal Akademide sergilenmiştir. 1791’de Royal Akademi ve Manchester Şehir galerisinde daha büyük tuvaller üzerine yapılarak yeniden sergilenen bu çalışmalar Pandora’yı tanrılarla birlikte betimlemekte ve Clallot ile Dienpeeck’den etkiler taşımaktadır. Çalışmalarda Pandora ile Havva arasında bir paralellik kurulmaktadır. Onun tanrı resimlemelerinde oldukça bilinçli bir kotarım söz konusudur. Bazen betimlediği tanrı ve tanrıçaların kişilikleri üzerinde oynamış; örneğin Minerva’yı bir öğretmen olarak göstermiştir. Bununla birlikte çalışmaları tamamen Romantik Klasik dönemin beğenilerine uygun düşmektedir.

John_Flaxman_-_Pandora’nın Giydirilişi

18.yy.’ın son çeyreğinde Antikite ile ilgili çalışmalar İngiltere ve Almanya da çoğalmıştır. Bu çalışmalar daha çok didaktik bir seyir göstermektedir. Basılan eserlerin resimleri genç öğrenci sanatçılar tarafından çok pahalı olmayan fiyatlarla yapılmaktadır. Bu çalışmalar sanatın idealist teorisindeki bir estetiği içermekte ve Platonizmin metafizik anlayışına bağlanmaktadır.

 

John-flaxman-pandora’nın dünyaya getirilişi

Antik Yunan eserleri üzerine kafa yoran sanatçılardan biri de John Flaxman’dır. Çalışmalarında Etrüks vazo çizimlerini ve İtalyan primitiflerini örnek almış bu anlayışla Pre-Refaelitlerin de öncüsü olmuştur. Onun Mercury tarafından dünyaya götürülen Pandora çalışması oldukça yalın işlenmiş, konuyu anlatacak kadar figür kullanarak yapıtın kolay anlaşılması sağlanmıştır. Flaxman bunun dışında Blake’i çağrıştıran altı çizim yapmıştır. Bu çizimler konularını Hesoidos’un Theogony’sindeki işler ve günlerden almıştır.

 

John_Flaxman_-_Pandora_Gifted

 

OdilonRedon, Pandora, 1914, tüyb, 143.5 x 62.2 cm

19.yy.’a ait Pandora konulu bir diğer çalışma Pre-Refaelitlerin kurucularından Dante Gabriel Rosetti’ye aittir. Rosetti iki yağlı boya çalışmasında Pre-Refaelitlerin güzellik anlayışına uygun bir Pandora betimlemiştir. İlkinde koyu bir fon içinde Pandora elinde kutusuyla gösterilmiş, çalışmada ilk bakış da dikkat kadının gözlerine çekilmiştir. İkinci çalışma da ilki ile paralellik göstermektedir. Burada Pandora elinde hafif araladığı altın bir kutu tutmakta, kutunun içinden belli belirsiz bir duman havaya karışmaktadır.

Dante_Gabriel_Rossetti Pandora, 1871, tüyb,               131×79 cm., özel koleksiyon

 

 

20.yy’a gelindiğinde sanatçıların böylesi konuları ele alırken çağın sanatsal anlayışının yanında, bilinç alanındaki değişiklikleri de göz önünde bulundurdukları görülmektedir. Odilon Redon’un 1914 tarihli “Pandora” çalışmasında Pandora tamamen çıplak olarak betimlenmiştir. Elinde yine simgesi olan kutusunu tutmaktadır. Redon için Pandora konusu, mitolojik bir öykünün ötesinde fantastik kurgusuyla ilgi çekicidir ve onun resim anlayışıyla paralellik göstermektedir. Redon mitolojik konuları çalışırken öykünün anlatısını takip etmemiştir. Bu öyküler onun imge dünyasının kapılarını sonuna dek açacak anahtarlardır sadece. Bu yüzden düşlerin ressamı Redon, mitolojik kahramanları kendi fantastik dünyasının kahramanları haline getirerek resmetmiştir.

 

 

 

Paul Klee’nin 1920 tarihli “Pandora’nın Kutusu” çalışması, psikoanalitik sembolleri de içermektedir. İçinde çiçekler bulunan vazo bir kadının genital organına benzetilmiştir. Max Beckmann 1936’da yaptığı “Pandora’nın Kutusu” çalışmasını 1947’de yeniden resimlemiştir. Ama bu kez Pandora’nın kutusundan havaya karışan şeytanlar değil, atom bombasıdır.

Paul Klee, Ölü doğa Pandora’nın Kutusu, 1920, kağıt üzerine suluboya, 16.8 × 24.1cm.

Ve 21. Yüzyıla gelindiğinde Andrew Junge’ın Pandora’nın kutusunda dijital bir umut hala gizlidir.

Andrew Junge, Pandora’nınKutusu,2005 GreeneContemporary, NYC

 

 

58 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle