Hoşgeldiniz  

“Özgür Deneyimin Büyülü Kapısı: Sanat Eğitimi”

Günsu Saraçoğlu | 15 Ocak 2018 | Köşe Yazıları


Günsu Saraçoğlu
gunsu@gunsusaracoglu.com

Yaratıcılık ve yaratıcı düşünce doğumdan itibaren desteklenmesi gereken bir süreçtir. Bu konuda ailelere ve okul öncesi eğitim kurumlarına oldukça iş düşmektedir. Her bireyin içinde keşfedilmeyi, geliştirilip desteklenmeyi bekleyen bir potansiyel mevcuttur. Fırsat verildiğinde her insan, bir şeyler üretip ortaya koyabilir. Yaratıcılık; okul öncesi dönemde öncelikle oyunlar yoluyla kendini göstermeye başlar. Çocuk; zengin hayal gücünü oyunlarına ekleyerek, merak ederek öğrenir ve bunun için denemeler yapar. Çocuklar bu erken dönemde özgür ve maceracıdır, kalıplara bağlı düşünmezler. Biz zaman içinde yanlış yaklaşımlarda bulunarak, onları kalıpların içine sokmaya çalışırız.

Sanat eğitimi çocuğun; yaratıcılığının desteklenmesinde, eğitsel yönü güçlü, gelecekçi, çağdaş ve yetkin bir kişilik geliştirmesinde önemli bir role sahiptir. Dolayısıyla güzel sanatların tüm alanları; toplumun ve bireyin gelişmesi, zenginleşmesi, güçlenmesi için vazgeçilmezdir.

Elbette ki sanat eğitimin; başta çocuklar olmak üzere tüm insanlar için de ulaşılabilir olması çok önemli bir noktadır. Sanatın “pahalı ve sadece yetenekliler için olduğu” fikrinden uzaklaşmalıyız. Çocuklara erken dönemlerden itibaren özgürce deneme yapma ortamı sağlanmalı ve kendimiz de onlarla birlikte özgür denemeler yapmaktan kaçınmamalıyız.

Sanat alanındaki eğitim öncelikle çocuğun psikolojik gereksinimlerinin karşılanmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Günümüz eğitim sistemi içinde sanat eğitiminden beklenen; sanatsal güzelliklerden zevk alabilen, kendi kültürünü tanıyan, çevresine ve sanat eserlerine eleştirel bir gözle bakabilen çocuklar yetiştirmektir. Bu alandaki eğitimin bir amacı da duygusal zekanın işlenerek en yararlı hale getirilmesidir.

Çocuklara erken dönemde en yaygın olarak verilebilecek sanat dallarından biri resimdir. Resim eğitimi; çocuk gelişimi açısından önemli bir gelişim aracıdır. Resim; şekillerden, renklerden ve çizgilerden oluşan bir plastik sanatlar alanıdır. Çocuk bu şekilleri başlangıçta bilinçsizce “karalamalar” olarak ortaya koyar. Ancak bu planlı ve programlı yapıldığı takdirde çocuğun ruhsal çerçevede, duygusal ve zihinsel gelişimine olumlu katkılarda bulunur.

“Resim yapmak çocuk için simgesel bir oyundur. Çocuğun bu oyunda ortaya kovduğu şey onun duygusal ve düşünsel yaşamıyla ilgili imgeleridir. Çocuğun; toplumsal, nesnel gerçeklerden oluşan bir dış dünyaya uyum sağlaması için kendini geliştirmesinin yanında çelişkileri, istekleri, sevinç ve tedirginliklerinden oluşan bir iç dünyası olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Çocuk resimleri çocuğun nesnel dünya ile kurduğu ilişkinin ve o çevreyi değiştirme yolundaki yaratıcı eylemin göstergesidir.

Resim yapmak için duygusal, algısal, zihinsel gelişmeye fırsat oluşturarak, soyut düşünmeye giden yolu açar. Bu yolla öğrenmesi güçlenir.

Her çocuğun, benzer duyguları ve tepkileri vardır. Dinlenilme, anlaşılma, beğenilme, güvenilme, başarılı olma gibi birçok duygu ve değerler paydasında buluşurlar.

Resim eğitimiyle edindikleri bilgi ve beceriler aracılığıyla; sorumluluk alma, kendini tanıma ve ifade etme, denetleme, yönetme ve yönlendirme yetilerini geliştirebilirler. Çocuk; görerek, işiterek, dokunarak ve izleyerek dış dünyayı algılamaya çalışır. Bütün bu algı sürecini içine sindirerek duyumsar, yine bu malzemeyi zihninde birleştirip, ayrıştırarak bir sonuca varır. Sonuçta; duygu düşünce ve imgelemini bir anlatım formuyla görselleştirir. Çocuk çevresiyle olan bütün yaşantısını resimlerinde dile getirebilir.

Bu kalıpların dışında özgür iradesi beslenerek eğitilen çocuklar; “yaratıcılık”, “özgür deneyim” ve “kendini anlatma” gibi kavramları hayatlarına katmış olacaklardır.

Kendi kendini anlatma içerden dışarıya doğru gelişen, dışarıdan etki olmadan geliştiğinde ise yaratıcılığın çocuk için en özgün örneğini veren bir olgudur . Sonuç olarak; eğitimcilere ve ebeveynlere çocuğun yaratıcılığı desteklemek için nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda uzmanların verdiği birkaç öneriye göz atalım. Çocuğunuza satın alındığınız oyuncaklar, tek başına onun yaratıcılığını geliştirmeniz için yeterli değildir.

Duyuları yoluyla öğrenen çocuğa, tehlike oluşturmayacak her tür yaratıcı malzeme (eski kıyafetler, ipler, yünler, kumaş parçaları, boyalar, değişik kağıtlar gibi) temin ederek, ona özgür ve tehlikesiz bir ortam sağlayarak işe başlayabilirsiniz.

Tüm malzemelerin hepsini görebileceği, inceleyebileceği, dokunabileceği şekilde düzenleyerek iç dünyasını yansıtması için fırsat verebilirsiniz.

Üstü başı ve çevresi kirlenir diye boya gibi etkinlikleri yapmasına engel olmamak gerekmektedir.

Çocuğunuzun seçimlerini kısıtlamayın. Birçok seçeneği görüp kendi seçimlerini oluşturabilmesi için izin verin. Onun seçimleri hakkında “iyi ya da kötü” şeklinde yorum getirmeyin. Ortaya koyduğu ürünleri eleştirmeyin kalıba sokmayın. Bırakın istediği rengi ya da malzemeyi istediği yerde özgürce kullansın. Çocuğunuzun çevresini gözleyebilmesi için çok fazla değişik ortama girmesini sağlayın. “Şık” döşenmiş ağzına kadar dolu bir oda yerine sade, kolay ulaşılabilir, tehlikesiz ve yumuşak renkler kullanılmış bir oda düzenleyin.

Dekor kullanma kaygısı içinde olmayın. Soru sormasına, değişik fikirler üretmesine (sizin için kabul edilebilir olmasalar da) izin verin ve sabır gösterin.

Her bireyin içinde keşfedilmeyi, geliştirilip desteklenmeyi bekleyen bir potansiyel mevcuttur ve çok kıymetlidir.

Çocuğunuzun yaratıcılık yönünü geliştirmeniz imkansız olmadığı gibi sizin desteğiniz ile gelişime açıktır.

Günümüzde ne yazık ki; kalıplara sokularak şekil verilmek istenen, birbirinin benzeri insan örneklerinin yetiştirildiği bir sistemin içindeyiz. O yüzden farklı ve aykırı olanlar dışlanıyor. Yaratıcılığın onu kesiliyor. Tek tip insanların yaşadığı toplumlara dönüşüyoruz. Farklılık ne kadar desteklenirse o kadar özgün ve özgür bireylerin oluşturduğu toplumda yaşama şansımız olacak. Umudun bittiği yerde gelişme olmaz.

Ben umut ediyor ve diliyorum ki; ifade gücü yüksek, yaratıcılığı gelişmiş ve farklılıkları korunan bireylerin yaşadığı toplumlar artsın dünyada.

Ve biliyorum ki bu yapılabilir, bu bir ütopya değil…

 

316 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle