Hoşgeldiniz  

Nilgün Yüksel’in Kaleminden…. Pre-Rafaelit

Nilgün Yüksel | 24 Mart 2018 | Köşe Yazıları


Nilgün Yüksel
nilgunyuksel@gmail.com

Pre-Rafaelit’nin seçtiği bu ilk konular oldukça temkinliydi. Resimde sade ve yalın olmaya çalışan bu genç sanatçılar, hikayeyi sembolik ayrıntılarla büyütüyorlardı. Bu aslında dönemin önemli sanat eleştirmenlerinden Ruskin tarafından keşfedilmişti.

Ruskin “Modern Ressamlar” kitabının ikinci cildinde, St. Rocmo’daki Tinterotto’nun resimlerinin sembolik anlamlarını en ince detaylarına kadar incelemişti. Bundan, sanatını sembolik realizm üzerine kuran Hunt başta olmak üzere tüm Pre-Rafaelit Birliği üyeleri etkilenmişti.

Ruskin, Millias’ın “Babaevinde İsa” resmini görünceye kadar Pre-Rafaelitlerin gücünün farkında değildi. Pre-Rafaelitlerin çalışmaları akademisyenlerin tepkisini çekmeye başladığında, Ruskin, Times’e iki yazı ve Pre-Rafaelit hakkında bir broşür gönderdi. Pre-Rafaelitlerin erken İtalyan sanatıyla ilgilenmelerini destekledi. Ruskin bir eleştirmenin birikimi ve ince sezgisiyle bu yeni resim okulunun parlak geleceğini önceden görmüştü ve grubun çalışmalarını destekleyerek insanların dikkatini çekmeye çalıştı.

Nazarenlerle ilgili bir çalışmadan

Kuruluşun düşüncesi Nazarene örneğinden de esinler taşıyordu. Nazarenler Almanya kökenli 1809’da bir araya gelerek Ortaçağ ruhunu yeniden canlandırmayı amaçlayan bir gruptu. Hepsi Viyana Akademisi’ndeydi. Özellikle 18. yy. klasikçiliğine tepki olarak doğan grup ilk etkili akademi dışı hareketti. Pre-Rafaelit’nin Nazarenleri tanıması ise o dönemde en çok etkilendikleri ressamlardan biri olan Ford Madox Brown aracılığıyla olmuştu.

Ford Madox Brown, 1845-1846 yılları arasında Roma’ya gittiğinde, o tarihlerde orada yaşayan Nazarenleri tanıma olanağı bulmuştu. 1848’de Londra’ya dönen Brown’un Nazarenlerin etkisiyle resim tarzı değişmiş, çalışmaları ışıklanmaya başlamıştı.

Daha sonra Rosetti, Ford Madox Brown’un kısa süreli öğrencisi olmuş, bu dönem içinde iki sanatçının dostluğu ilerlemişti. Aynı dönemlerde Pre-Rafaelitler Nazarenlerle tanışmış, fakat onların üslubunu benimsemek yerine doğaya bağlı kalmayı tercih etmişlerdi.

Pre-Rafaelit Kardeşliği’nin çağdaş problemleri başlangıçta tarihsel ve dini konular arasında bulunmaktaydı. Fakat 1850’de The Germ’de sanatçılar için bugünün nesnelerini resmetmek üzerine bir takım makaleler yayımlandı. Aynı yıl Pre-Rafaelit tarafından Akademi’de modern yaşam konuları gösterildi. Bu resimler daha çok kent nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturan göçmen aileleri ile işçi sınıfını konu alıyordu.

Bu resimlerle sanatçıların duygusal açıdan kesinlikler kazanmaya başladığı görülmekteydi. Böylece tamamen Viktoryen döneminin çizdiği dairenin dışında kalmışlardı.

Ford Madox Brown, Work, 1852-65, oil on canvas, 137 x 197.3 cm (Manchester City Art Galleries)

Örneğin; Ford Madox Brown’un modern yaşam resmi “Çalışma” (1865), öğretici bir sosyal davranışı içermekteydi. Brown öykünün kahramanları olarak demiryolu işçilerini ve halktan bir grubu resmetmiş ve onları çağdaş tip panoramasının merkezine  yerleştirmişti. Resim zengin ve fakir; aylak; çalışan ve işsiz ile sokak tacirlerini göstermekteydi. Güzel giyinmiş kadınlar, dilenciler, pejmurde çocuklar ve göçmen tarım işçileri… Sağda ise toplumun entellektüel liderliğini üstlenen beyin işçileri vardı. Bu eser aynı zamanda günümüz bakışından bir tarihselliği de içermekteydi. Avrupa’nın dönüşen yapısı, büyüyen kentler, modernleşme sancıları, toplumsal sınıflar eserin konusuna dönüşmüş, yapıt zamanın politik düşüncesiyle çizilen sosyal yaşamı gösterdiği kadar bir dönemin temsilini de dönüşmüştü. Aslında “Çalışma”, 19. yy. İngilteresi’nin de portresini çiziyordu ve sadece kendi tarihini değil, bir ülkenin dönüşümünü de gösteriyordu.

1850’lerden sonra Pre-Rafaelit parçalanmaya başladı. 1852’de Woolner umutsuzluğa düştü ve araştırma yapmak için  Avustralya’ya göç etti. Bir yıl sonra Millias akademi birliğine seçildi. Brown 1853’den sonra çok ses getirmemeye başladı ve iki yıl ortadan kayboldu.

Rosetti 1850’lerde halka açık sergileri bıraktığı gibi, yağlıboya tekniğiyle de çalışmaktan vazgeçti. Bu dönemde suluboya çalışmalarına geri döndü. Bu arada en başarılı suluboya çalışmaları 1855-58 arasında resmettiği hayali ortaçağ grubu oldu. (Rosetti Ortaçağa hala büyük bir hayranlık besliyor, hatta o dönemi anlatan illüstrasyon kitaplarının koleksiyonerliğini yapıyordu.)Konularını İncil ve Dante’den almaktaydı. Bunlar hoş, tutkulu ve duyarlı çalışmalardı. Birçok resminin kahramanı ise 1860’da evlendiği Elizabeth Sidal’dı. Elizabeth Sidal Rosetti’nin Beatrici’ydi. Onun ideal aşkıydı. Çift Elizabeth Sidal’ın rahatsızlığı nedeniyle zamanlarının çoğunu kaplıcalarda geçirmekteydi.­ Sidal çok genç yaşta aldığı ilaçlardan zehirlenerek hayatını kaybetti. Ardından birçok kişi onun intihar etmiş olabileceğini söyledi. Belki de bu yüzden Sidal, Rosetti için geçmişle şimdi; gerçekle sembol; yaşamla ölüm arasında bir yerdeydi. Sanatçı Dante’nin mistisizmini karısına yüklemişti.

ante Gabriel Rosetti, Beata Beatrix, circa 1864-1870. Art Experience NYC

Millias ve Ruskin’in eleştirmen sanatçı işbirliği ve geliştirdikleri dostluk ise bir aşk hikayesi ile sonlanır. 1853’de Millias, Ruskin ve Ruskin’in eşi Effie ile birlikte İskoçya’ya tatile gider. Ruskin burada Millias’dan resmini yapmasını ister. Millias Ruskin’i bir şelalenin önüne yerleştirerek titizlikle resmeder. Bu sürede Millias, Effie ile daha çok zaman geçirmeye başlar bir süre sonra iki genç birbirlerine aşık olur. Bu olay sanatçı ile eleştirmen arasındaki ilişkiyi bozar. Ruskin ve Effie boşanır. Effie Millias ile evlenir.

Ruskin de 1850’lerin başında Pre-Rafaelitizm ile ilgilenmeye başlayan, George Price Boyce (1826-97), John William Incbold (1830-88)(R. 15) ve John Brett (1831-1902) gibi manzara ressamlarını etkilemeye çalışır.

Millias 1850’lerin sonuna kadar Pre-Rafaelit tarzı resimler yaptı, fakat artık konuları değişmeye başlamıştı. Akademide “Fransız Protestan” (1852), “Yasaklayan Kralcı” (1853) gibi resimleriyle büyük başarı kazandı. “Sonbahar Yaprakları” (1856) yeni bir gelişime işaret etmekteydi. Hikaye anlatmaktan çok ruh durumunu hissettiren bir figür kompozisyonuydu bu. Millias daha sonra aşıkların öyküleyici resimlerine geri döndü. 60’lar boyunca dokunuşları genişledi ve erken Pre-Rafaelite stili kayboldu.

Hunt, en çok tanınan dini ressam oldu bir süre sonra. Holyland’e dört gezi yaptı, birincisi 1845-56 arasıydı. Bu dönemde janr ve manzaralar yaptı. Daha sonra az kullanılan konu ve kompozisyonlarla Filistin’in bilinmeyen topografyasını resmetti. Hunt’ın konuları daha çok otantik bölgeleri ve mukaddes kitap konularını içermekteydi. Örneğin “Günah Keçisi” (1856) çalışması Musevi inancına bir göndermeydi. Levi’nin kitabındaki açıklamaya göre; eski musevi inancında her yıl tanrıya iki keçi kurban edilmekteydi. Keçilerden biri kesilip adak olarak tanrıya sunulurken diğerinin başına kırmızı bir ip bağlanır ve insanların günahlarını götürmesi için çöle salınırdı. Keçi ölü denizin boş bırakılan kıyılarında resimlenmişti ve İsraillilerin günahlarını çölde bırakması için gönderilen kurbanı simgeliyordu. Hunt, yeni ve eski beğeniler arasında paralellik kuran bir resim tipolojisi göstermekte, keçi imgesiyle aynı zamanda insanların günahını üstüne alan İsa’yı sembolize etmekteydi. Hunt yaşamının sonuna kadar bu özenli sembolizme devam ederek Pre-Rafaelitler içinde didaktik bir rol üstlendi.

William Holman Hunt: The Scapegoat, 1854.

Pre-Rafaelit resimlerindeki bazı karakterlerle 1850-60 sonrası fotoğraf okulunun yapımları arasında ilişki kurulmaktadır. Bu dönemde ressamlar resim yaparken fotoğraf kullanmaya başlamışlardı; fakat bu kullanımı daha çok hatırlatıcı bir not gibi görmekteydiler. Fotoğraf genellikle manzara ressamları tarafından kullanılmakla birlikte Pre-Rafaelit sanatçılarının bazı resimlerindeki düzenlemeleri, örneğin figürlerin yerlerindeki aykırılık ya da değişiklik, arka fon ile öndüzlem arasındaki farklar onların böylesi resimleri fotoğraftan çalışmış olabileceğini düşündürmektedir.

Brotherhood’un kısa tarihinde onların resimlerini alan küçük bir koleksiyoncu çevresi oluşmuştur. Bunlardan biri olan Thomas Combe, Oxford Üniversitesi yayınevinde yöneticiydi Bugün Combe’un koleksiyonunun bir kısmı Oxford’da Ashmeolon Müzesi’ndedir. Bazı Pre-Rafaelit resimleri ise koltuk imalatçısı Totenham ve Turner Koleksiyoncusu B. Windus tarafından alınmıştır. Bu erken Pre-Rafaelit koleksiyoncularının bir çoğu kuzeyli işadamlarıdır. Francis Mccracken gemi sahibiydi. Thomas Fairbairn bir sanayiciydi. Thomas Plint ise borsacıydı. Bu koleksiyonerler metropolün beğenilerinden bağımsızdılar ve yeni sanata önyargısız bir gözle bakıyorlardı. Liverpool onları destekleyen en erken merkez oldu. Fakat Pre-Rafaelitlerin koleksiyonerleri içinde sadece sanayiciler değil aynı zamanda yönetici ve akademisyenler de bulunuyordu.

Sonuç olarak, İngiltere’de Viktorya döneminde ortaya çıkan Pre-Rafaelitler dönem resmi ile çağdaş estetik arasında önemli bir geçiş noktası olmuştur. Pre-Rafaelitizm, İngiltere’de giderek gelişen endüstri toplumunda, bireyin sıradanlaşıp yokoluşuna tepki olarak doğmuş ve resimde bireysel kaygıları öne çıkarma amacını gütmüştür.

Bununla birlikte grup resimleri içinde çelişkileri sürekli beraber taşımıştır. Bunun için akım her yönüyle tanımlanabilecek bir oluşum olmaktan çok biraraya getirdiği üyelerin bireysel üslupları ile tanınmıştır. Örneğin Rosetti görüntü estetiğini ön plana çıkarırken, Hunt daha önce de belirtildiği gibi dini ressamların en tanınanı olmuştur. Millias edebi gerçekçiliği tercih ederken Brown çağdaş yaşam sahnelerine dönmüştür.

Bütün bunların yanısıra akım umulduğundan daha çok ses getirmiş, yapıtlarıyla kendinden sonraki kuşakları etkilemeyi başarmıştır. Özellikle sembolistlerin birçoğuna esin kaynağı olmuştur. Sanat tarihçileri bugün sembolizmi grubun kurulduğu 1848 yılından başlatmakta ve onları akımın öncüsü saymaktadır.

 

 

KAYNAKÇA

–  Jean Cassou, Sembolizm Sanat Ansiklopedisi, İstanbul 1999, (Çeviri: Özdemir İnce, İlhan Usmanbaş)

–  Arnould Hauser, Sanatın Toplumsal Tarihi, İstanbul 1995, (Çeviri: Yıldız Gölünü)

–  Zeynep İnankur, Pre-Rafaelitizm, Yayımlanmamış Doçentlik Tezi.

–  Jan Jacques Mayoux, English Painting, London 1980

–  Rene Passeron, Sürrealizm Sanat Ansiklopedisi. (Çeviri: Sezer Tansuğ), İstanbul 1982

–  Julian Treuherz, The Pre-Papliaelites, London 1981

648 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle