Hoşgeldiniz  

Nilgün Yüksel’in Kaleminden “Kobra”

Nilgün Yüksel | 26 Temmuz 2019 | Videolar A- A+

 

1930’ların sonunda ulusal folklorlarından, mitolojilerinden yola çıkan bir grup sanatçı, dışavurumcu resimler üretmeye başlamışlardır. 1948 yılında Uluslararası bir okula dönüşen KOBRA Grubu, bu adı, bir araya gelmiş üç kentin­ Kopenhag, Brüksel ve Amsterdam’ın baş harflerin­den oluşturmuştur. Grubun sanatçılarının işleri, aynı zamanda farklı bir üslupla ortaya konmuş soyutlama mantığı içinde geliştirilmiş çalışmalardır. Resimlerini canlı renklerle oluşturan grubun çalışmalarında alaycı bir tavır da sezilmektedir. Resimlerinde en önemli anahtarlardan biri yoğun olarak hissedilen şiddettir. Dotremont onların resimleri için kar ya da buz gibi deyimini kullanmaktadır.[1] Bu çalışmalar Paris Okulu’ndan olan Fautrier Dubuffet Wols ve Atlan’ın­ çalışmalarına bağlanmaktadır. Atlan 1948 yılında Kobra Grubu’nun çıkardığı “Reflex” dergisini gördüğünde, kendi resmiyle, grubu oluşturan sanatçılar arasında bir akrabalık olduğunu belirtmiştir. Reflex dergisini üç kişilik bir ressam grubu­ çıkarmıştır. Appel, Constant ve Corneille.

 Grubun elemanları Karel Appel, Constant, Corneille, Christian Dotremont, Asger Jorn, ve Phillippe Noiret’den oluşmaktadır. Gruba daha sonra Atlan, Pierre Alechinsky ile Alman sanatçılar Karl Otto Götz ve Otto Pienne dahil olmuştur.

Karel Appel

 Kobra grubu, kendilerinden önce gelen birçok avantgard sanatçı ve akım gibi, Klasik oluşumları reddetmektedir. Onlar kendi geleceklerini var etmek için geçmişin tümden reddedilmesi gerektiğini belirtmektedir. Temel anlamda grubun İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkması söylemlerinin daha kolay benimsenmesini sağlamıştır. Çünkü bu dönemde Savaş sonrası gelen yılgınlıkların ardından sadece sanatsal anlamda değil toplumsal yapıda yeni bir geleceğin temelleri atılmaktadır.

Onlara göre, bütün estetik kurallar reddedilmelidir. Böylece her insanda varolan ifade etme dürtüsü tamamen özgürleştirilecek, herkes her türden sanatı üretebilecek, sanat gündelik hayatla kaynaştırılacaktır. Bu ideal onları, “Batı’nın klasik kültürünün” bulandırmadığı yaratıcılık kaynaklarını aramaya, tarih öncesi sanat, Doğu hat sanatı, efsaneler, büyü, folklor, çocuklar ile akıl hastalarının yaratıcılıklarıyla ilgilenmeye itmiştir. Sürrealizm’in, bireysel bilinçaltının otomatizmle uyandırılması önerisine karşı Kobra, kolektif bilinçaltının gizlerini, “irrasyonel kendiliğindenlik” ile dışa vurmayı savunmuştur.[2]

Paris okuluna karşı kurulan ve kuruluşlarına ilişkin bir manifesto yayınlayan Kobra Hareketi ancak üç yıl devam edebilmiştir. 1951’de dağılan grup üç yıl içinde 10 sayı dergi ve bir dizi inceleme yayınlamıştır. Yukarıda belirtildiği gibi halk sanatlarının yanı sıra Miro ve Klee’yi de kendine örnek almış, grup resmin dışında edebiyat, sinema gibi sanat kollarıyla da sıkı ilişkiler içinde olmuştur. Kobra grubu oluşturduğu sanat anlayışı ile dönem içinde etkin bir grup olmanın yanı sıra kendileriyle beraber olan ve daha sonra sanatsal üretimler ortaya koyan kişileri de etkilemiştir. Onların sanat anlayışında ortaya koydukları spontanlık ve akıtma tekniği ile yaptıkları resimler soyut dışavurumculuğun da belirgin anlayışı olarak ortaya çıkmıştır.

Joan Miro

Aynı dönemde akıl hastalarının, çocukların, medyumların sokak sanatının etkilenimleriyle ortaya çıkan ve Dubuffet tarafından kuramsal bir olguya dönüştürülen Art Brut akımı ile Kobra grubunun sanatsal anlayışlarında kesiştikleri birçok nokta bulunmaktadır. Her iki grup da Batı uygarlığının o güne dek koyduğu kurallarla belirlediği kültürel normlara, kalıpları oluşturulmuş sanat anlayışlarına karşı çıkmakta, plastik sanatlarda geleneği reddederek, resim estetiğinin yeni bir boyutta sorgulanmasını önermektedirler. Dubuffet resim malzemelerinin arasına zift, cam macunu gibi yabancı maddeler koymuş, Kobra grubu sanatçıları dışavurumcu anlayışla herhangi bir gruba giremeyecek zaman zaman soyut estetiğin verilerini öne çıkaran yapıtlar ortaya çıkarmıştır. Bu iki grubun çalışmalarında öngördükleri anlayışla dönemin soyut resminde de karşılaşılmaktadır.

 

 

 

[1] Anthony Everitt, (edited by David Britt), Modern Art, Thames and Hudson, 1995, s. 298

[2] Ali Artun, a.g.e., s.61

 

 

37 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle