İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Nejad Melih Devrim ‘e dair

 

Piece of Art News’in yazarlarından Nilgün Yüksel, Nejad Melih Devrim ‘i kaleme aldı.

Sanatçı ve Kavgacı, Cesur, Yetenekli, Devrimci

Annesi ressam Fahrel Nisa Zeyd
Babası yazar İzzet Melih Devrim
Dayısı yazar Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir
Teyzesi seramikçi Füreyya Koral
Kuzeni Gravür sanatçısı Aliye Berger
Kardeşi tiyatrocu Şirin Devrim

1923 yılında sanatçı ve devrimci kişilikler üretme fabrikası Şakir Paşa ailesine ileride ailenin başkaldırı geleneğini izleyecek yeni bir üye katılacaktır.… Nejad Melih Devrim

Bugün yenilikçi resim anlayışını tekrar değerlendirdiğimiz Nejad Devrim ilk resim denemelerini Galatasaray Lisesi’ne başladığı 1940 yılında gerçekleştirir. 1941’de de Galatasaray Lisesi’ni bitirmeden İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girer. Zaten resim yapıyordur, üstelik Halk Partisi’nin bir ödülünü bile kazanmıştır ve resim yapmanın sükseli bir şey olduğuna karar verir.

Akademide Bedri Rahmi, Zeki Kocamemi, Nurullah Berk ve Leopold Levi’nin öğrencisi olur. Aynı dönemlerde akademi dışında da onu besleyen bir çevreye sahiptir. Annesi ressam Fahr-el Nisa Zeyd dönemin önemli sanatçılarını atölyesinde ağırlamaktadır.

Babasının ilk evliliğinden olan kızkardeşi Remide ünlü bir sanat eleştirmeni ve gazeteci olan Fikret Adil ile evlidir. Bu, aynı zamanda Nejad Melih Devrim’e dönemin önde gelen sanatçılarının yazarlarının toplandığı Fikret Adil’in Asmalımescit 47 numaradaki ünlü çatı katının kapılarının açılması demektir. Henüz 18 yaşındayken “Yeniler” grubunun kurucu üyeleri arasında yer alır.

1946 Eylül’ünde “Ege” vapuruyla İstanbul-Marsilya seferine katılır, Akademi’den henüz mezun olmamıştır, ama tek hedefi vardır: Renklerin başladığı yer olarak gördüğü Paris’e yerleşmek. Bu yolculuk, onun uzun Paris hayatının ilk adımı olacaktır.

Nejad Melih Devrim
Nejad Melih Devrim

Paris’e gittikten sonra Fransızca da bilmesinin etkisiyle çok kısa sürede Paris sanat ortamıyla ilişki kurar. İlk sergisini 1947 yılında Galeri Allard’da açar. Bu sergi sanat ortamında oldukça olumlu karşılanır. Jacques Lassaigne, Arts’ın Nisan 1947 sayısında sergi ile ilgili bir yazıda Nejad’ı, iki kültürü sentezlemeyi başaran, çağdaşlarını uğraştıran sorunları önceden sezmiş, saldırgan, renkli, cesur, yetenekli bir sanatçı olarak selamlamaktadır.

Nejad Devrim, Paris’in savaştan sonra yeniden canlanan sanat ortamında pek çok dost da edinir. Onların içinde en çok görüştüğü kişi Tristan Tzara’dır.

Paris yaşantısıyla birlikte Devrim’in soyutlama dönemi de başlar. İlk yıllarında Akademi’den kalma alışkanlıkla figüratif resimler ve manzaralar yapar. Fakat resimlerinde boyama alanlarının giderek genişlediği ve yeni bir soyutlama anlayışının belirdiği görülmektedir.

Paris’e gidişinden sadece iki yıl sonra 1948’de tüm akımların, eğilimlerin önde gelen yapıtlarının bir arada sunulduğu “Salon de Mai” ve “Salon des Realites Nouvelles” Nejad’ın da resimleri vardır.

1949’da Galerie Maeght tarafından düzenlenen, sadece otuz yaşın altındaki genç sanatçıların davet edildiği, “Les Mains Eblouies” grup sergisine katılan sanatçı burada üç tuvalinin sergiler. La fileuse, Le voyage a L’ile de Prikipo, Le mosquee… Jacques Lassaigne bu resimler için Yeni Fransız resmine Doğu’dan gelen katkı değerlendirmesi yapar.

1950’lerin başına gelindiğinde ağır basmaya başlayan soyut akımın Nicolas de Stael, Poliakof, Deyrolle, Tal Coat, Manessier, Ubac, Lanskoy gibi sanatçılarla birlikte dönemin önde gelen isimlerinden biri olarak sayılmaya başlamıştır bile.

1950’de New York Sidney Jannis Galerisi’nde “Us&France” adlı Amerikan ve Fransız ressamlarını bir araya getiren bir sergi düzenlenmiştir. Leo Castelli’nin küratörlüğünü yaptığı ve Brooks, Wols, Cavallon, Coulon, de Kooning, Dubuffet, Ferren, Goebel, Ernst, Singier, Gatch, Pallut, Gorky, Matta, Graves, Manessier, Kline, Soulage, Pollock, Lanskoy, Reinhardt, Rothko, de Stael, Sterne, da Silva, Tobey, Bazaine, Tomlin, Ubac, gibi sanatçıların yer aldığı bu sergide Nejad Devrim de Fransız sanatçılardan biri olarak seçilir.

Nejad Melih Devrim
Nejad Melih Devrim

1951 yılında Galeri Beaune’da açtığı sergi, Paris soyut akımının öne çıkan isimlerinden biri oluşunun göstergesidir. Bu sergiden Paris Modern Sanatlar Müzesi için bir resim satın alınır.

Bir yıl sonra Charles Estienne Salon de Mai’ye tepki olarak Salon d’Octobre’u kurar. 24 Ekim – 14 Kasım tarihleri arasında Salle Andre Bauge salonlarında Marcel Duchamp’a adanan toplu bir sergiyle sanat ortamına tanıtılan bu salonda 89 sanatçının işleri sergilenir. Alechinsky, Asse, Bissier, Degottex, Dumitresco, Istrati, Messagier, Poliakoff, Za-Wou-Ki gibi aralarında dönemin önemli isimlerinin de yer aldığı bu salon, Lassaigne, Estienne ve Georges Boudaille gibi eleştirmenler tarafından da desteklenir. Nejad Devrim de bu serginin yürütme kurulu başkanıdır. Charles Estienne sergi broşürüne “Marcel Duchamp ya da Çıplak Mona Lisa” yazısına karşılık olarak “Haydi, Haydi, Haydi, Yeter Bitsin Bu Artık” isimli bir yazı yazar. Bu, aynı zamanda bir manifesto niteliğindedir.

1953’de Nejad adına bir kitap yayımlanır. Lassaigne’ın sunumunu yaptığı kitabı Georges Boudaille kaleme alır. Sanatçının 11 tane siyah-beyaz resminin yer aldığı bu kitap, o güne dek ortaya koyduklarını ve artık olgunlaşmaya başlamış sanatını irdelemektedir.

1956’da Danimarka’da bir sergi açar. Oldukça başarılı geçen bu serginin ardından New York’a gider. Altı ay sonra Alexandre Iolas Galerisi’nde resimleri sergilenir. Ionas galerisi aynı zamanda Max Ernst, Magritte gibi ressamlarla çalışmaktadır.

1957’de Belçikalı ressam Michel Seuphor “Soyut Resim Sözlüğü” adlı kitabında Nejad Devrim’e geniş bir yer ayırır. Artık sanatçı olgunlaşmış üslubu ve Paris soyutuna getirdiği yeniliklerle anılmaktadır. Aynı yıl annesi Fahr-el Nisa Zeyd’in yaşadığı Londra’ya bir yolculuk yapar. Daha sonra resimlerine Londra etkilenimleri de getirecektir. Bu çalışmalar Londra’nın puslu havasını hissettiren, ama tamamen Nejat’a özgü olan soyutlardır.

Nejad Devrim’in soyut sanat alanındaki başarısı sadece eleştirmenler için değil dönemin sanatçılar için de ilgi çekicidir. Paris soyutunun temellerini atan sanatçılardan biri olarak kabul edilen ressam ve eğitmen Bissiére, 1959 yılında Nejad Devrim’e yazdığı mektupta ona küçük bir hoca tavsiyesinde bulunur: “Resminiz güzel, ben çok büyük bir saygı duyuyorum, resminiz günümüz elitleri arasında yer alıyor ve ben bunun bilincinde olmanızı istedim…”

1960’da Varşova, Moskova, Buhara, Taşkent, Semerkand ve Alma-Ata’yı kapsayan Polonya, Rusya ve Orta Asya gezisine çıkar. Bu dönem resimlerinde bu yolculuğun izlerine rastlanmaktadır. Gittiği yerlerin adını verdiği çalışmalarında, soyuttan uzaklaşarak, kubbeleri, geniş boyama alanları içinde cami ve minareleri resmeder. Bu yapıtlarda 1960’a kadar edindiği stiliyle kendisinde izler bırakan görüntüler bir sentezlemeyle ortaya konmaktadır.

1954 – 1962 arasında, Galeri Charpentier’de gerçekleştirilen “Ecole de Paris/Paris Okulu” sergilerine kesintisiz katılır. 1962’de Varşova’nın Çin Kültür ataşesi Nejad’ı uluslararası bir toplantıya davet eder. Bu yolculuk Nejad Devrim’in sanatında yeni bir dönemin başlangıcı olur. 1965’te Goethe Enstitüsü’nde sergi yapmak için Türkiye’ye gelir. Bu tarihten sonra bir daha Paris’e dönmez. 1968 yılında Polonya’ya yerleşir. Yaşamının geri kalanını artık bu ülkede geçirecektir. Bu kararı onun uluslararası kariyerini de etkileyecektir.

Nejad Melih Devrim
Nejad Melih Devrim

 

“Yeni Fransız Ekolü” olarak tanımlanan ressam

İçlerinde Nejad Devrim’in de yer aldığı ve “Yeni Fransız Ekolü” olarak tanımlanan ressamlar, dönemin birçok sanat eleştirmeni için kendi nesillerinin en önemli temsilcileri olarak değerlendirilir. Nejat Devrim İkinci Dünya Savaşı Paris soyutunun önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir ve birçok eleştirmen onun yeni soyuta getirdiği yeniliklerden söz eder. Fransa dışındaki sergilerde Fransa’yı temsil eden sanatçılar içinde yer alır. 1965 yılında Paris’i tamamen terk etmesinden sonra ise bu alan içindeki etkinliği giderek yiter. Bu tarihten sonra Paris Soyut Sanat Ortamına ilişkin değerlendirmelerde onun adı yavaş yavaş silinecektir.

1969 – 1975 yılları arasında eleştirmen Michel Tapie’nin organizasyonunu yaptığı Torino sergilerinde yer alır. 1975 yılında Tapie’nin sunumuyla Paris’te yeni bir sergi açar.

1980’de yeniden Amerika’ya gider. New York’un ışığı onu etkilemektedir. Bir söyleşisinde burada resimlerine ritim ve şiddet girdiğini belirtmektedir. 1982 yılında Türkiye’de yeniden bir sergi açar. Ama Maria Devrim’in deyişiyle küçük bir Polonya kentinde yaşamak Nejad’ı değiştirmiştir. 23 yaşında dünyayı fethetmek için Türkiye’den yola çıkan ve henüz otuz yaşına gelmeden düşlerini gerçekleştiren bu güçlü sanatçı yorulmuştur.

Ölümünden birkaç yıl önce Lydia Harambourg’un yazdığı “L’Ecole de Paris” adlı kitapta, Nejat Devrim yeniden değerlendirilir. Yıllar sonra bir sanat tarihçisi Nejad Devrim’in dönemin soyutuna yaptığı katkıyı ve dönem içindeki yerini ele almıştır. Nejad Devrim her ne kadar uzaklara gitmiş olsa da onun güçlü resimleri, sanatçılarının varlığının yadsınmasına izin vermemiştir.

Bugün Nejad’ın resmini anlamak sadece özel bir kişiliği olan bir sanatçıya değil bir döneme de tanıklık etmek anlamına gelecektir. Nejad Devrim’in özellikle Bizans, İslam Sanatı motiflerini çağdaş bir anlayışla Avrupa’daki yeni etkileşimleri ile sentezlemesi oldukça dikkat çekicidir. Kaligrafiyi oryantal anlamda resmin içine yerleştirmemesi onu, kaligrafik resimler yapan diğer sanatçılardan farklı kılar daha da ötesi kaligrafik öğelerin kullanımında getirdiği yeniliklerle birçok sanatçıyı etkiler. Onun bu kullanımları elbette ki bir batılı sanatçıdan çok farklıdır, yetişmiş olduğu kültürün içinde zaten hazır bulduğu bu değerleri soyut sanatın gereklerine göre çağının getirdiği sanatsal anlayış içinde yeniden yorumlar.

Kavgacı, cesur, yetenekli ve devrimciydi…

 

Tuvallerinde dönemin üzerinde en çok tartışılan plastik sorunlarından biri olan boşluk ve hareket kavramlarına yeni çözümler getirir. Kendine özgü boyama anlayışıyla saydam ve mat renkleri bir arada kullanarak bunlar arasında uyumlu bir denge yakalar. Kompozisyonlarında ustalıkla oluşturduğu dinamik yapı ve hareket dönemin sanatçıları için çözülmesi gereken başlıca sorunlardan bir diğeridir. Onun resminde tasarlanmış bir rastlantılar zincirine rastlamak olasıdır. Şeffaf renk kullanımıyla altta kalan rengin de görünmesini sağlayarak pentürde yeni tatlar yakalar. Gittiği ülkelerin mimarisinden coğrafyasına dek her özelliğini benimseyerek kendi yapıtları içinde yeniden değerlendirir. Doğu mimarisi ile özdeşleşen kubbe formları onun resimlerinde rengin yeniden modle edilişiyle anlam kazanır. Çalışmalarına egemen olan lirik anlayış aynı zamanda bilinçle yapılmış bir resmin ürünü olarak karşımıza çıkar.

Nejad Melih Devrim
Nejad Melih Devrim

Nejad Melih Devrim kendini resmin içinde yoğururken resimlerinde içten bir yalınlığı da sonuna dek korur.

Ve ölümünden sonra onun resimlerini izleyenlere bir şey daha hatırlatır Nejad Devrim: Bu dünyadan Nejad geçti. Kavgacı, cesur, yetenekli ve devrimciydi…

 

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir