İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Klasik Dönemi Romantizme Bağlayan Deha

 

Dünyaya 250 yıldır imza atabilmiş Klasik Dönemi Romantizme Bağlayan Deha: Ludwig van Beethoven 17.12.1770-17.12.2020

LUDWİG VAN BEETHOVEN

2020’yi geride bırakmaya birkaç gün kalırken dünyada çok az insan 2020’yi güzel duygularla anımsayabilir.

2020’ye göz atabilme cesaretinde bulunmak ise başlı başına bir mesele haline geldi, bu zorlu süreç insanın tüm yaşam gereksinimleri ve gereksinim-siz-lik-leri ile yüzleşmeye olanak da sağlarken, insanın insana fiziksel mesafe koyduğu, tüm geleneksel törenlerin, etkinliklerin iptal edildiği 2020’de insanlığın karşısında çok ciddi bir sorun daha var KURAKLIK! Diğer sorunların yanı sıra kuraklığın da hüküm sürdüğü bu yıl henüz çok ilgi görmüyor olsa da geleceğin önemli bir başka sorunu olarak insanlığın karşısına çıkacağı aşikar. Şimdilik covid-19’un yerle bir ettiği eğitim, ekonomi, tarım, sağlık, spor, sanat, siyaset, insani ilişkiler, insanın bu gerçekle yüzleşme-yüzleşmeme tercihi vs… 21. yy. da övgü ile söz edilen, kuşkusuz nimetlerinden yararlandığımız dijital çağda, her alanda ciddi bir sınav veriyoruz. Daha ne kadar süreceği öngörülemeyen Covid-19 meselesinin yarattığı kaotik ortamı yaşayarak deneyimliyor, tüm dünyada 1 milyon 735.168 can kayıplarının olduğu açıklanan zor bir dönem geçiriyoruz.

Bu özel fakat maalesef insanlık tarihine olumsuz damga vuran 2020 yılını yaşarken, Alman’ya,  Bonn’da 1770 yılında yani bundan 250 yıl önce dünyaya gözlerini açmış bir dehanın 250. yılı olarak olanaklar elverdiğince anılmaya çalışılıyor.

Beethoven’in nezdinde disiplini ve üretim alanının ne olduğu fark etmeksizin bir sanatçıyı ölümsüz kılan argümanlar nedir? Yaşamda karşılaştığı tüm zorlu, meşakkatli şartlara rağmen üretmekten, çalışmaktan vazgeçemediği, vazgeçmediği dirençleri nelerdir?

Günümüz dünyasının tüketime odaklanan konformist yaşam biçimini? Eğitimin içindeki eğitimsizliğin, kurumların içindeki klişeleşmiş kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam eden ezber ve kopyacı sistemin yarattığı ortamın, dostların, hocaların, ustaların, dirayetin, tutkunun ve bu yolculuğa beklentisiz baş koymanın hallerine bakmaya, karşılaştırmalar yapmaya çalışmak… BETHOVEN’in yaşam sürecini mücadelesini, eğitimini, doğduğu coğrafyayı, tarihi, dönemi irdelemek… Tüm sanatçılar, sanatçı adayları, sanat insanları, sanat severler, koleksiyonerler için bu dönem güzel bir fırsat olabilir.

250 yıl sonra bile sanatına tüm gezegenin hayranlıkla saygı-sevgi duyduğu, ilham verebilen, virtüöz olabilme kabiliyetini sürdürebilen, koruyabilen, vaftiz gününün 17.12.1770 olduğu kayıtlarda bulunduğu için doğum tarihinin 16.12.1770 olduğu tahmin edilen, doğduğunda Köln valisinin saray müzikçilerinden Flaman göçmeni dedesinin isminin verildiği, alkole ve müziğe düşkün bir babanın ve müşfik bir annenin 8 çocuğundan (bazı kaynaklarda 7 ) ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen bir dahi mi? yoksa bu yeteneğinin fark edilerek heba olmasına da izin verilmeyen bir dahi mi?

Müziğe karşı olan yeteneği çok küçük yaşlardan itibaren müzisyen babası tarafından fark edilen Beethoven, oldukça katı disiplinle ilk müzik öğretmeni olan baba Johann van Beethoven tarafından adeta nefes almasına izin verilmeden 3-4 yaşlarından itibaren yetiştirilir.  Çocukluğunu yaşıtları gibi yaşamadığı, hiç çocuk oyunları bilmediği, hırçın, asi ruhlu olduğu saatlerce oturup Bonn’un çatılarını ve Ren nehrinin ötesindeki tarlaları seyrettiği söylenir, 26 Mart 1778’de, 8 yaşında ilk kez halk karşısında piyano çalar, babası ilgiyi artırabilmek için zaten fiziksel özellikleri uygun olan oğlunun 5 yaşında olduğunu söyler ve konser oldukça başarılı geçer.

Baba Beethoven, bu başarıdan sonra küçük Beethoven’in daha iyi bir eğitim almasını ister ve 1779 yılında Bonn’a gelen Saygın isim Christian Gottlob Neefe’nin öğrencisi olmasını sağlar…Beethoven beste, piyano ve org eğitiminin yanı sıra Neefe’den şunu da öğrenir: “Müziğin Tanrı’ya, yani güzelliğe, erdeme ve gerçeğe tapınmak gibi yüce bir amacı vardır.”

…Neefe öğrencisine zamanla beste çalışmaları yapmasını önerir ve 1782 yılında 12 yaşında  “Beethoven’ın müziği“ doğar.  Neefe bu besteye  “Dressler”’in bir marşı üzerine do minör dokuz çeşitleme” adını verir.

1783 de ilk sonatını besteler, 14 yaşında “deha”’sından söz edilmeye başlanır, Mozart’a hayranlığı bilinen Beethoven’e artık öğretebileceği bir şey olmadığını düşünen Neefe genç müzisyeni Mozart’la çalışması için 1 Nisan 1787’de Viyana’ya gönderir. O tarihlerde ekonomik olarak zor günler geçiren Mozart Buna rağmen Beethoven’i dinler; fakat genç Beethoven annesinin rahatsızlandığını öğrenir, Bonn’a geri döner ve annesini tüberkülozdan kaybeder. Annesinin ölümünden sonra alkol düşkünü bir babanın yarattığı sorunlarla birlikte, hayatta kalabilen iki kardeşinin bakımını da 17 yaşında üstlenmek zorunda kalır. Bu döneminde Kontes von Breuning ile tanışır, Kontes Beethoven’i bu zorlu süreçte evine alır, çevresiyle tanıştırır ve destekler.

21 yaşında Viyana’ya yerleşen ve hayatının sonuna kadar orada yaşayan Beethoven Joseph Haydn ile çalışmaya başlar, 1794’den sonra ardarda besteler yapar, Haydn’dan ayrıldıktan sonra bile hocasına duyduğu hayranlıkla piyano için üç sonatını ona adar. Ancak Viyana da gördüğü olağanüstü ilgiden rahatsız olur ve “Mutluluk bana yaramıyor, ben dünyaya mutlu, kaygısız bir hayat sürmek için değil, büyük eserler yaratmak için gelmişim.” Der, o ortamlardan uzaklaşmayı tercih eder.

Beethoven’in yakınlarına da sert davrandığı söylenir… Başarılı bir iş adamı olan, mal varlığıyla övünmekten hoşlanan kardeşi “Johann van Beethoven Toprak Sahibi” yazdırdığı kartvizitini ağabeyine gönderir, ağabeyi de kartvizitin arkasına “Ludwig Van Beethoven Akıl Sahibi” yazarak geri gönderir.

Otuzuna yaklaşırken dostlarına yazdığı mektuplarında gençlik yıllarına hayıflanarak, çalışmalara gömülmek, beste yapmayı sürdürme isteğinden, hiç olmadığı kadar yalnızlığa ihtiyacı olduğundan söz eder.

1795’de baş gösteren ve herkesten gizlemeye çalıştığı duyma sorunu her geçen gün kabusu haline gelir, sağlık sorunlarının yarattığı duraklamasından sonra toparlanır, 1802 sonbaharında “2 numaralı Op. 36 Senfoni”  1804 ilkbaharında Op. 56 “üçlü Konçerto”,  Napolyon için yazdığı 3. Senfoni “Eroica” besteler.

Klasik müzikte en çok ve en iyi bilinen kompozisyonlardan ve en çok çalınmış senfonilerden biri5. Senfoni, Op. 67, 1804-1808 yıllarındabesteler. Beethoven dört bölümden oluşturduğu eserin ilk dört notasını “kader kapıyı böyle çalar!” cümlesiyle tanımlar. Eser ilk olarak 1808 yılında Viyana’daki Theater an der Wien’de çalınır, kısa bir süre sonra da müthiş bir itibar elde eder.

  1. T. A. Hoffmann senfoniyi “zamanının en önemli çalışması” olarak nitelemektedir.

Beethoven 1814 yılında halk karşısına son kez kemancı Schuppanzig ve viyolonselci Lincke’yle birlikte kendi bestesi “Arşidük Üçlüsü” nü piyano çalarak çıkar,  kendi kısmını işiterek değil, düşünerek çaldığı söylenir.  Ve 1816’da iyice sessizliğe gömülür, konuşma defteri kullanmaya başlar, artık çevresindeki herkesle iletişimini konuşma defteri ile gerçekleştirir.

Beethoven 1770-1827 yılları arasındaki 56 yıllık hayatının son 25 yılında bestelediği müzik, ilk 30 yılında besteledikleri ile kıyaslanır. “birinci dönem”i piyano ve orkestra için konçertolarıyla, klasik yazıma sadık iken,  1800 yılı “ikinci dönemi” 4., 5., 6., 7., ve 8. Senfonileri, tek operası “Fidelio” da olduğu gibi piyano ikinci sıraya gerilemiş gibidir, bestecinin hayatının son 10 yılında, 1816 da  “üçüncü dönemi” piyanonun varlığı ön plandadır; “MissaSolemnis” ve 9. Senfoni”gibi büyük vokal ve enstrümantal  besteleri ile  tarihe imza atar.

Beethoven hayatını kaleme alan ilk kişi Wilhelm van Lenz sanatçının yaşam öyküsünü Bonn’daki çıraklık dönemini ayrı tutarak üç döneme ayırır.

Birinci Dönem: 1794-1800 yıllarında ki yapıtlarını Mozart ve Haydn çağına aitmiş gibiler diye tanımlar,

İkinci Dönem: 1801’den 1814’de sağırlığının yarattığı sorunlarla başa çıkma dönemini Beethoven “yeni bir başlangıç yapıyorum” diye açıklar ve bu süreçte “Eroica” Senfonisini ve “Appossionata” Sonatı gibi eserleriyle de kanıtlar.1810 yılında yazdığı “Beethoven’s Instrumental Music” (Türkçe: Beethoven’in Enstrumental Müziği) adlı eserde ETA Hoffman eseri “vazgeçilmez derin, muhteşem C minor senfoni” sözleri ile değerlendirir.

Üçüncü Dönem: 1814 ile 1827 ( Sağır olduğu dönem) öldüğü güne kadar geçirdiği zaman dilimindeki en önemli eserlerinden 9. Senfoninin, Friedrich Schiller’in, 1785 yılında An die Freude (Türkçe: Neşeye) adlı şiirinden etkilenerek yazdığı “Neşeye Övgü” bölümünü yazmasına kaynaklık ettiği bilinir.

(1823 yılında Ludwig van Beethoven tarafından 9. senfoninin bitiş bölümü olarak bestelenmiş olan Neşeye Övgü (Almanca: Ode an die Freude) adlı eseri, 19 Ocak 1972 tarihinde Strasbourg’da 9. Senfoninin Avrupa Birliği’nin resmî marşı olduğu ilan edildi.)

Büyük üstat bu son döneminde “Missa Solemnis” büyük yaylı çalgılar kuartetler gibi eserleri ile romantizme yönelen anıtlar bırakır.

Hiç kuşkusuz dev bir sanatçının 56 yıllık yaşamındaki anıtsal bestelerini, yaşamını, günlük yürüyüşlerini, ailesini, ekonomik sorunlarını, mücadelesini ve ihtiyaç duyduğu elzem ihtiyaçlarını, sağlık sorunlarını, sağırlığına rağmen vazgeçemediği üretimlerini, kendisine güvenerek maddi-manevi destek olan, kıskanan ve olmayan insanları her biri sayfalarca araştırma, okuma, dinleme gerektirdiği bilinciyle; bu tür kaba sınıflandırmalarda, sanatçının yaşam koşullarının fiziksel, ruhsal ve karakteristik yapısının gerçekliğinin kabulüyle irdeleniyorsa da; ilk dönemi halk tarafından tanınmak için tercih ettiği dil, ikinci dönemi sanatçının kendini incelemeye, geliştirmeye çalıştığı süreç, üçüncü dönemde ise artık sadece kendisi için sanatını ifade etmeye çalıştığı görülür.

56 yaşında pek çok sağlık sorunlarının yanı sıra ilerleyen sarılık hastalığı nedeniyle 24 Mart 1827’de komaya girer iki gün komada kalır, 25 Mart’ı 26’ya bağlayan gece Viyana’da büyük bir fırtına kopar ve evinin çok yakınına yıldırım düşer, tam bu anda Beethoven yumruğunu göğe doğru kaldırır, bu onun son hareketi olduğu kayıtlarda yer alır.

1998 tuval uz. ka.tek. 220x100 (4 parça ) 220x400cm Fazilet Kendirci
1998 tuval uz. ka.tek. 220×100 (4 parça ) 220x400cm Fazilet Kendirci

Üstad 29 Mart 1827’de Viyana’da bu dünyaya veda etiğinde sokaklarda kalabalığı gören insanların: “Müzik Ustalarının Generali Ölmüş Olmalı” dediği,  kimi kaynaklara göre 20.000, kimi kaynaklara göre çok daha fazla insanın katıldığı törenle, meşaleler arasında uğurlanır.

Ludwig van BEETHOVEN muazzam bir yetenek ve mücadelesi ile insanlığa armağan ettiği; 9 senfonisi, 5 piyano konçertosu, 32 piyano sonatı, 16 yaylı dörtlüsü, birçok oda müziği ve hayatı boyunca yazdığı tek opera olan Fidelio en çok bilinen eserleri ile 21.yy günümüze kadar yaşamını sürdürüyor. Ardında bıraktığı yazılar arasında “10. Senfoni” müsveddeleri, sayısız müzik parçası ve 400 konuşma defteri bulunur. Uzun yıllar gönüllü sekreterliğini yapan Schindler Konuşma Defterlerinin fazlaca zalim bulduğu sözlerin olduğu bölümleri atar ve 137 tanesini saklar.

Bethoven’in yaşadığı yıllarda, Asya ve Avrupa’da 1817-1824 arası İlk kolera pandemisi yaşandığı, tahminen 100.000 insanın yaşamını yitirdiği kaynaklarda belirtilir. Yaşamında ki tüm zorlu koşulların yanı sıra bu zorlu sürece de ayrıca göğüs geren, Klasik dönemden Romantik döneme geçiş sürecine büyük katkı sağlamış, gelmiş geçmiş en ünlü ve en etkileyici bestecilerden biri olarak kabul edilen piyanist ve besteciye bir dehaya saygı duymamak, anmamak, teşekkür etmemek, onu okumaya çalışmamak mümkün mü?

Büyük üstat Beethoven için Wilhelm Furtwaengler: “ Müzikte Bach varlık, Mozart oluş, Beethoven ise değişimdir” der.

LUDWİG VAN BEETHOVEN’IN1770’DE DOĞDUĞU EV GÜNÜMÜZDE HALA MÜZE OLARAK KULLANILMAKTADIR!

Beethoven’in “9.Senfonisi” nin son bölümünde yer verdiği Schiller’e (Johann Christoph Friedrich von Schiller 10 Kasım 1759, Marbach am Neckar – 9 Mayıs 1805, Weimar),  ölümsüz şiiri “Neşeye Övgü”ona da saygı ve teşekkürlerimizle…

Ludwig van Beethoven evi

Neşeye övgü

Neşe sen ey güzel tanrılar kıvılcımı,

Elizyum kızı…

Ey Tanrıça… Tapınağına kendimizden geçmişçesine gireriz senin.

 

Törelerin ayırdıkları,

Senin sihrinle birleşir…

Yumuşak kanadının uçuştuğu yerlerde,

 

İnsanlar kardeş olur…

Bir dostun dostu olabilmek

Kime kısmet edilmişse,

Kim erdemli bir kadına sahipse,

Şenliğimize katılsın bizim…

Ve kim dünyada yalnız kendini düşünüyorsa

 

Ağlayarak gelsin aramıza.

Tüm yaratıklar neşe emer

Doğanın göğsünden…

Tüm iyi ve kötüler

Onun çiçekli yolunu izler…

Bizlere öpüş ve şarap verir,

Kurda yaşam zevki verir.

Ve ışık meleği durur Tanrı önünde…

 

Gökyüzünün ışıltılı evreninde

Uçuşan güneşler gibi

Yolunuzda neşeyle koşun kardeşler!

Zafere koşan bir kahraman neşesiyle…

 

Kucaklaşın ey milyonlar!

Bu öpüş tüm dünyanındır.

Kardeşler, yıldızlı göğün üzerinde

Sevgili bir baba vardır.

 

Milyonlar diz çökün önünde onun!

Ey dünya! Yaratıcını biliyor musun!

Onu yıldızlı gökte ara,

Çünkü oradadır o.

Ludwig van Beethoven

Yeni Yıl 2021 Tüm Dünyaya, Sevdiklerimize,  Güzel İnsanlara, Hepimize  Sağlık Ve Mutluluk Getirsin!

Fazilet Kendirci, 23.12.2020, İstanbul – Türkiye

 

Kaynak: Boyut Yayın Grubu / Klasik Müzik Koleksiyonu, Wikipedi, Beethoven-Deckblatt User Boris Fernbacher on de.wikipedia  Ludwig van Beethoven CC BY-SA 322811,

…….

Konçerto: Sanatçının bir veya birkaç müzik çalgısıyla virtüözitesini (çalma ustalığı) ve müzikal yeteneklerini dinleyiciye sunmak amacıyla icra edilen müzik parçasının genel adıdır.

Kuartet: Dört çalgı ya da dört ses için müzik.

Senfoni (Yun. symphoníaσυμφονία sesdeşlik, ses uyumu), genellikle orkestralar için bestelenmiş uzun müzik yapıtıdır. “Senfoni” belirli bir biçimi ifade etmez.

Opera:  Genellikle konusunu tarihten, mitolojiden, efsanelerden veya güncel olaylardan alan, sözlerinin tümü veya birçoğu müzikle bestelenmiş, içinde güzel sanatların tümünü barındırabilen (Dans, Dekor, Kostüm, Işık vb.), teatral formda bir sahne eseridir.

Opus: “Eser” anlamında kullanılır. Bazı sanatçılar Op. kısaltılması ve eserin sıra numarası ile kullanır.

Sonat: (Latince ve İtalyanca’da sonare, “ses çıkarmak”) müzikte, tam olarak ve kantatın (Latince ve İtalyanca’da cantare, “şarkı söylemek”) anlamına gelmektedir. Müzikal literatürde ise söylenen değil çalınan bir parçayı ifade eder. Müzik tarihi boyunca evirilmesi sonucu belirsizleşen terim, klasik çağ öncesi çeşitli biçimleri belirtir. Bir ya da iki çalgı için bestelenen, allegro, adagio, andante gibi türlü karakterlerde üç ya da dört bölümden oluşan, müzik eseridir. Sonatlar genellikle dört muvmanlı (ana bölümlü) olan piyano, keman, viyolonsel gibi solo çalgılarla, piyano eşliğinde yaylı ya da üflemeli çalgılardan birine yazılan kompozisyonlardır.

Trio: Üç ses ya da çalgı için yazılmış beste

Virtüöz: Yorumda teknik ustalığın doruğuna erişmiş kişi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir