Hoşgeldiniz  

” Kimse Kimseye Sanatı Uzatamaz. “

Ceren Atasoy | 19 Ocak 2018 | Genel Haberler, Köşe Yazıları


Ceren Atasoy
cesoyrenata@gmail.com

Piece of Art’ın, haber portalımızda köşe yazıları yazar mısın? teklifine kayıtsız kalamazdım. Bu hızla yükselen oluşumu, ilk adımlarından itibaren takip eden biri olarak işin mutfağında onlarla bir araya gelmek heyecan verici olacaktı ama ne yazmalıydım? Elbette günlerce gecelerce düşünmedim.

Sanat eğitimi almış ve Türkiye’de yaşayan vatandaş içmesin de ne yapsın kardeşim? dedim ve başladım yazmaya.

-Pardon şurdan sanatı uzatır mısınız?

-Tabii, buyurun. -Yok yok, sanatı?

– Bu sanat efendim.

-Aaa! Bu muymuş? Hmmm, yok kalsın o zaman sağ olun.

Kimse kimseye sanatı uzatamaz. Kişi kendi rızasıyla sanata uzanır ya da uzanamaz. Yani sanatın gerçekte size ne kadar mesafede durduğu değil, sizin ruhen sanata ne kadar yaklaşabildiğinizdir önemli olan. Klasik bir sorudur, sanat sanat için mi, sanat toplum için mi? Bu sorunun, soruyu ilk soranın bu derece sığ bir noktada durduğunu düşünmek istemediğimden belki de yanlış anlaşıldığı kanısındayım.

Benim fikrimce soran der ki, sanat her zaman topluma sunulur mu, sanatçı dışa vurumunu böyle bir paylaşım için mi yapar yoksa sanatçı sadece sanat üretmek mi ister? Yani ilk dürtü paylaşmak mı yoksa sadece üretmek midir?

Şimdi buradan bakarak açarsak, sanat üretiminin kusmak gibi olduğunu düşünmekteyim. Kusma eylemi kişinin denetiminde değildir. Kendini kontrol etmeye çalışsa da o her neyse dışarı atılmak istenen vücut onu dışarı atar. Sanat üretimi de ilk anda sadece somutlaşmak ister. Kutsal metinlerde yaratıcının yaratıyı paylaşmak için yaratmadığı yarattığı şeyin paylaşılabilir/paylaşılması gereken olduğunu düşündüğü bilgisi, aslında sanatçı ve eseri ile de birebir örtüşmektedir. Yaratımın –kendince- mükemmelliği, herkesi bu etkiye maruz bırakma isteği paylaşmayı gerektirir.

Toplum için yapılan, toplumun taleplerini(!) karşılayan bir sanat anlayışının ise olmadığını veya olmaması gerektiğini bangır bangır bağırmak isterim. Sanat kanımca, orada bi yerde durur. Hep orada bir yerdedir, kimsenin ayağına gitmez.

“Şoförümü gönderiyorum, eserleri yüklesinler, bi kaç tane alıcam” diyen canların bile ayağına gittiği söylenemez. Ki sanatın tepeden bakan bir tavrı da yoktur.

Sanatseverin (hepsinin değil elbet) vardır, sanatçının ( yine hepsinin değil elbet) vardır, sanat sevmeyenin bile vardır ama sanatın yoktur. Sanat sokakta da, köşkte de, en ahlaksız evlerde, en kutsal yerlerde de üretilebilir. Çünkü sanat düşünmeni , sorgulamanı, bazen yaralarını deşmeyi, bazen iyileştirmeyi ister. Üretenin dışa vurumu sana dokunur, nerene dokunuyorsa oran hislenir, acır, sızlar, keyiflenir, düşler…

Arayışı olmayanın aradığı çıkar mı dersiniz? Sanatın üretimi de tüketimi de arayışı olan insan işidir.

Büyük cümlelerimin üzerinde düşünüp onları çoğaltan ya da çürüten zihinlere selam olsun.

858 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle