“Karşıyaka’nın Mutlu Başkanı” ile yerel yönetimler ve sanat

12 Haziran 2019 - 10:00

 

Karşıyaka’nın, sanata desteğini hiç eksik etmeyen önceki dönem belediye başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar’la, hazır makamı yeni terk etmişken yerel yönetimler ve sanat üzerine uzun uzun sohbet ettik. Feyz alınası, yol gösterici bir röportaj olması dileğiyle…

Ceren Atasoy: Ben sanat röportajları yapıyorum ama sanat, ulaştırma ve desteklenme noktasında, yöneticilerin vizyonuna ihtiyaç duyan da bir kavram. Biz vatandaş olarak özellikle yerel yönetimlere çok rahat yüklenebiliyoruz. Mesela, bir festival düzenlemediler, bir sergi açmadılar gibi serzenişlerimiz oluyor. Peki belediyecilikle sanatın ilişkisi nasıldır? Şehri sanatla buluşturmada zorluklar, engeller, prosedürler neler? Makamınızı henüz devretmişken, tecrübelerinizi anlatmaya başlarsanız ben sorularımla besleyeceğim…

Hüseyin Mutlu Akpınar: Şimdi Türkiye’de her ilin, ilçenin, beldenin, kendine özgü, sosyolojik bir yapısı var. O yapıya uygun olarak da yerel yönetimler hizmetler üretiyor. Bunu doğru analiz edip ona göre hizmet götürmek lazım. Yoksa eleştirilerin ardı arkası kesilmez. İzmir’de, Karşıyaka’da yapacağınız bir hizmet/ yatırım, sosyoekonomik düzeyi daha düşük yerlerde oturan insanlar için uygun olmayabilir. Ancak sanat bu hizmetler içerisinde apayrı bir yerde durur, çünkü her kültürün sanata ihtiyacı vardır. Ben Karşıyaka Belediye Başkanlığım döneminde duruşu net bir belediyecilik politikası yürüttüm. Her türlü sanatsal etkinliği destekledim. Türkiye’de ilk defa bir ilçe belediyesi ölçeğinde Oda Orkestrası kurarak yıllık repertuarı olan bir programla Karşıyakalıların huzuruna çıktık. Sadece Karşıyaka değil, İzmir’in diğer ilçelerinden de takip edip gelenler oldu. Tabii bu Karşıyaka özelinde bir çalışma olsa da diğer İllerden, ilçelerden gelen sanat severlerde müziğe doydular. Bir seferinde, Aliağa ilçemizden köy ilköğretim okulundan çocuklarımız gelmişti. İlk kez klasik müzik konserinde olmalarının heyecanı görülmeye değerdi. Daha sonra aynı okulun bir kez daha gelmek istemesi beni inanılmaz mutlu etmişti. Salonumuz hep doluydu çok iyi bir ekiple çalıştık; Şef Rengim Gökmen, Hakan Şensoy, Oğuzhan Kavruk, Tevfik Rodos gibi çok önemli isimlerle çok önemli başarılar elde ettik. Tabii bu Karşıyaka özelinde bir çalışmaydı.

C.A: Burada bir araya gireceğim. Sosyoekonomik düzeyi daha düşük yerlere klasik müzik getirmeye çalışmak ütopya mıdır?

H.M.A.: Hayır asla değildir. Sadece orada yaşayan halk birden bire klasik müziği kabul etmeyebilir. Mesela halk müziği konserleriyle başlayıp yavaş yavaş klasik müzik konserleri eklenebilir. Yerel yönetimlerin görevi yol yapmak, kaldırım yapmak, parklar yapmak ya da 5393 sayılı belediye yasasını uygulamak değildir. Görevlerinden biri toplumun kültürel yapısını iyileştirmek, sanatla buluşmasını sağlamaktır aynı zamanda… Sanat, sadece sanatı destekleyerek de gelişmez. Sanatı destekleyen diğer etkenleri de unutmamak lazım. Mesela benim başkanlığım zamanında, Karşıyaka’daki her apartmanın aidatına eğitim aidatı ekleterek, her apartman bir çocuk okutuyor sloganıyla üniversite öğrencilerine burs verdik. Kişi okumalı, araştırmalı, öğrenmeli ki üretsin, değil mi? Sonra Evrensel Çocuk Müzesi yaptık. Çocuklar sadece parkta oynamasın temel evrensel değerleri de öğrensinler, pekiştirsinler diye… Merak ve araştırama duygusunu güçlendirdik. Belediyemizin giriş katını sergi salonu olarak değerlendirdik. Amatör bir çok vatandaşımıza sergi imkanı sağladık. Her çarşamba belli bir saatte oda orkestramızın içinden seçilen 5 kuartet, sergi alanında canlı müzik dinletisi yaptı. Aslında bu sayede klasik müziğe tepkili olan bir çok insan, bu müziğe olan önyargısından kurtuldu. Demek istediğim, sadece sanatsal hizmet sunmakla olmaz, sanatı anlayacak ve üretecek nesillerin yetişmesine de ön ayak olmak lazım. Tabii asıl mesele, sanat mı insanın ayağına gitmeli insan mı sanatın?


C.A: Bu konudaki fikrinizi merak ediyordum. Siz benden önce davrandınız.

H.M.A.: Bazı sanatçılar der ki, insan sanatın ayağına gitmeli ama nasıl bir ülkede yaşadığımızı da doğru değerlendirmek gerekir. Sanata düşkün insan sayısı fazla, hepsi koştur koştur gidiyorsa zaten sorun yok. Sanatı sevdiği halde çeşitli nedenlerden dolayı, ekonomik olabilir, ailevi olabilir, gidemiyorsa o kitleyi kaybetmemek lazım.

C.A: Sanatla hiç buluşamamış bir kitle de var, onu da unutmamak lazım hatta o ulaşılması en zor kesim belki de…

H.M.A.: Evet kesinlikle… Bakın Türkiye’de 80 sonrasını farklı değerlendirmek lazım. 80’den sonra insanların değerleri değişti. Sadece yaşamın merkezine para kazanmayı ve para kazanıp kolay yaşamayı koydular. Son yıllarda yapılan araştırmalara baktığımızda, salonda sanatı takip eden kitlede ciddi bir azalma olduğunu görüyoruz. Bunun sebebi de, ekonomik ve kültürel kayıplar… Ülkeyi yönetenler bir itirafta bulunuyor ve diyor ki, ne yazık ki kültüre sanata yeterli yatırımı yapamadık…

C.A: Vatandaşın, ülkeyi yönetecek zümreyi tercihiyle yerel yönetim tercihi çoğu zaman farklılık gösterebiliyor. Her seçimde x partiye oy verirken yerelde tercihini, sevdiği ya da hemşerisi olan kişiden yana kullanabiliyor. Haliyle yerel yönetici tercihimizde daha duygusal davranabiliyoruz. Aslında merakım şu, belediye başkanları seçildikten sonra onları geliştirecek eğitimler veriliyor mu?

H.M.A.: Aslında belediye başkanlığı bir meslek değil, hizmeti getirme noktasında bir aracı olma hali. Türkiye’de yerel yönetimlerle ilgili üniversitelerde bir bölüm var ama ben bu bölümü bitirip de belediye başkanı olanı görmedim. Bizim en büyük sorunlarımızdan biri de bu eğitimle pratiği birleştirememek. Ama siyasi partiler, belediye başkanı adaylarını belirlerken, çok iyi avukat, doktor, mühendis olmasına değil ne kadar vizyon sahibi ve yönetici vasfı gelişmiş bir insan olduğuna bakmalı. Bir de siyasi partilerin üst yönetimi belediyeleri çok iyi denetlemeli. Elbette bir takım eğitimler veriliyor ama yeterli değil.

C.A: Sizce bizim ülkemizde sanat, performans sergileme anlamında neden sokağa inemiyor? Üç beş tane sanat sokağı adı altındaki oluşumları kastetmiyorum. Meydanlarda, yollarda, parklarda performans sanatını görmemizde yasal bir engel mi var?

H.M.A.: Yoo yok. Bence sanatçı kendini ifade edebileceği ortamları da yakalayabiliyor, özellikle İzmir’de ama yeterli değil tabii. Belediye başkanlığım döneminde Karşıyaka’da bir Sanat Bölgesi yaratmak istiyordum. Hizmet verdiğim beş yıla sığdıramadım ama hayalimdi. Bir sokak değil, tüm sanat dallarının sergilenmesine imkan sağlayan dev bir alandan bahsediyorum. Gerekli bence, bütün bölgelerimizde bu yönde çalışmalar yapılması şart. Çünkü sanat geliştirir, birleştirir; sanat barıştır. Belediye başkanları milyonlar vererek bir şarkıcıyı getirip festival düzenlememeli. Bunu yapmak, kültüre, sanata yatırım yapmak demek değildir.

 

C.A: Peki belediyelerin şöyle bir kaygısı olabilir mi? Az önceki hayalinizden örnek verelim, bir sanat bölgesi oluşturdunuz, burada sanatçılar performans sergiliyorlar ama nü yapan bir ressamın toplumun oto sansüründen dolayı başı ağrıyabilir. Ya da açlık sınırının altındaki bir aile, bunları yapacağına bize ekmek kapısı yarat diye söylenebilir ve bu tarz şikayetlerin her biri belediyeye haliyle başkana dokunur.

H.M.A.: Neden çünkü toplum sanatsız kalmış. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği üzere “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Biz o damarı yeniden inşa etmeye çalışacağız haliyle bu süreç sancılı olacak ama sanatla buluşan toplum daha üretken daha çalışkan daha özgür olacak. Bütün bu nitelikler hem bireysel hem toplumsal anlamda ekonomiyi de düzeltecektir.

C.A: Avrupa’daki belediyecilikle burayı kıyaslamanızı istesem?

H.M.A.: Avrupa’nın çok gerisindeyiz. Hem bütçe hem hizmet götürme anlamında çok ilerideler. Hatta yerel yönetimde bir özerklikten bahsetmek mümkün. Orada ihtiyaç sahibi insanların evine kadar bütün hizmetleri götürülüyor, bu da refah düzeyini yükseltiyor tabii ki.

C.A: Ekonomik anlamda yapılabilir mi peki?

H.M.A.: Bu belediye bütçesiyle çok zor. O yüzden, merkezi hükümetten ciddi kesintilerle gelen paylar belediyelerin o hizmetleri getirmesine imkan vermez. Belediye bütçesinin yükseltilmesi şart.

C.A: Bu kadar bütçe konuşması üstüne garip bir soru olacak ama sorularımda vardı mecbur soracağım. Belediye neden sergilerden heykel almıyor da sipariş üzerine heykel yaptırıyor?

H.M.A.: Aslında evet, alınabilir, doğru. ( gülüyor ) Alınmalı.

C.A: Alsınlar o zaman ( gülüyorum )

H.M.A.: Alsınlar tabii. ( gülümsüyor )

C.A: Belediyenin kültürel yatırım tanımını yapar mısınız?

H.M.A.: Türkiye’de tüm yerel yöneticilerin yapması gereken en önemli işlerden bir tanesi toplumun kültürel yapısını beslemek için, sadece seviyeyi yükseltmek için demiyorum, sanata yatırım yapmalıdır. Park, bahçe konserleri yapmakla, sanatı sadece müziğe indirgemekle sanata yatırım yapmış olmazsınız. Sanatın geniş yelpazesini toplumun geniş yelpazesiyle buluşturmayı başarmaktır.

C.A: İzmir kadar gelişmiş, ileri bir şehrin sanatsal anlamda, İstanbul’a Ankara’ya kıyasla bu denli zayıf olmasını neye bağlıyorsunuz?

H.M.A.: İzmir’e Anadolu’dan baktığınızda aydınlanmanın başkentidir. Ama bazı kesimler, içine girdiğinde sadece deniz, balık, güzel kızlar gibi bir şöhrete alışmış ve bununla yaşamanın rehavetine kapılmış olduğunu zanneder. İşte bu aslında yanlış bir algıdır. Bu algının değişmesinde yerel yönetimlere iş düşüyor ki, yeni dönemde çok şeyin değişeceğine inanıyorum. İstanbul sanat faaliyetlerini, uluslararası düzeyde yapmasından kaynaklı daha rahat duyurabiliyor. İzmir’de bu anlamda daha fazla uluslararası etkinlik düzenlenmeli ve hatta İstanbul Bienal’ini gölgede bırakabilecek işlere imza atılmalıdır. Sanata daha fazla yatırım yapılmalı özellikle fiziki yatırımlar arttırılmalı. Amatör sanatçılar desteklenmeli. Bunun eksik bırakıldığını düşünüyorum. Bakın geçenlerde Kültür Park’ta “Spontane Art Touch” adı altında bir etkinlik gerçekleşti ve sponsor bulamadılar. Bu hoş değil, bu şehirde KDV üretenlerin de ellerini taşın altına koymaları gerekir.

C.A: Makamını yeni terk etmiş bir belediye bakanı olarak, başkanlığınız döneminize dair keşkeleriniz var mı?

H.M.A.: Sanata dair hiç yok. O anlamda yapabileceklerimin en iyisini yaptığıma inanıyorum ama yeni dönemler için hayallerim vardı onları gerçekleştiremedim. Bir daha başıma böyle bir iş gelirse ki siyasette bazı durumlar insanın aklına değil başına gelir. Tüm hizmetlerin daha iyilerini zevkle ve şevkle yapacağım.

C.A: Son bir söz?

H.M.A.: Sanata evet!

  • Adınız ve Soyadınız

  • E-Posta Adresiniz (Yayınlanmayacak)

  • Yorumunuz

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .