Hoşgeldiniz  

Hayatın Renkleri

Dilşad Atasoy | 19 Ocak 2018 | Köşe Yazıları


Dilşad Atasoy
dilsadatasoy@gmail.com

Bir ressam olarak renkler hep iç içe olduğum, ilgilendiğim ve merak ettiğim bir konu olmuştur. Renklerin hepimizin duygu ve düşüncelerinde, eylemlerinde değişiklik yaratarak bizi doğrudan etkilediğine inanıyorum.

Renk, ışığın değişik dalga boylarının gözün retina tabakasına ulaşmasıyla ortaya çıkan bir algılama olarak açıklanıyor. Işık maddeler üzerine çarpınca  kısmen emilip,  kısmen de yansımaya uğruyor ve bu nedenle farklı renkler ve farklı tonlar olarak algılanıyor.

İnsanlar tarih boyunca mağara duvarlarını,  yüzlerini, vücutlarını,  yaşadıkları iç mekanları ve kullandıkları objeleri boyayarak renklendirmişler. Renkler, kimi zaman dini ritüellerde, doğum, ölüm, kutlama gibi törenlerde, bazen güzelleşmek için, bazen kültürel ve dini kimlikleri tanımlamak için, kimi zaman da korkutmak, korunmak veya şifa bulmak/vermek için kullanılmış. Günümüzde ise renkler, ekonominin en önemli unsurlarından biri, satış ve reklam tekniklerinin vazgeçilmezi haline gelmiş durumunda. Bu nedenle algılamada  kodlamaya yardımcı olan semboller olarak kullanılıyor. Doğal ürünlerin ambalajlarında doğayı çağrıştıran yeşilin, satın aldığımız suyun kapağında hijyeni çağrıştıran mavinin, gelinliklerde ise saflığın ve temizliğin simgesi olan beyaz rengin tercih edilmesi tabii ki bir tesadüf değil. Satın alma davranışımızı doğrudan etkileyen renkler sayesinde, piyasadaki ürünleri yaratılmak istenen algı doğrultusunda değerlendiriyoruz.

Yaşadığımız coğrafya da renk konusunda bizim algımızı etkilemekte. Belli kıtalarda yasayan insanların renklere karşı duyarlılıkları aynı değildir. Genetik miras önemli tabii ama uzmanlar renk kavramının daha çok bilgilenmeyle oluştuğunu söylüyor. Burada bana çok ilginç gelen iki bilgiden söz etmek istiyorum. Birincisi araştırmalar gösteriyor ki, bebeklerin doğuştan, genetik olarak, bildiği rengin mavi olduğu bulgusu. Yapılan araştırmalarda, anne karnında 9 ay boyunca mavi bir sıvının içinde duran bebeğin, doğuştan itibaren maviyi algıladığı ortaya çıkmış. İkinci şaşırtıcı bilgi ise Namibya’da yaşayan Himba kabilesi üzerinde yapılan bir araştırma. Bu kabile yeşilin her tonunu ayırt edebilmesine karşın kırmızıyı hiç tanımamaktaymış. Bir rengi tanımak için onu görmek gerekiyor demek ki… Yapılan çalışmalarda renklerin kültürlere göre farklılık göstermesinin yanı sıra bazı genel geçer özellikleri olduğu da tespit edilmiş. Örneğin sıcak renklerin, heyecanı ve duyguların yoğunluğunu arttıran, uyarıcı;  soğuk renklerin ise sakinleştirici, dinlendirici ve rahatlatıcı etki yaratmakta olduğu günümüzde bilinen bir gerçek.

Sıcak renklerden kırmızı, sıcaklığı ve  yakınlığı temsil etmekte. Uyarıcı bir renktir,  dikkat çeker. Ayrıca iştah açıcı, tansiyonu yükselten, heyecanlandıran, metabolizmayı hızlandıran özelliklerinden söz ediliyor. Reklam ve satış sektörü bu özelliği nedeniyle çok kullanıyor kırmızıyı ve satış rengi olarak değerlendiriliyor.

İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, modadan bağımsız olarak, arabalarında bej, lila, açık sarı gibi pastel, uçuk ve açık renkleri tercih eden sürücülerin, mavi, kırmızı ve gümüşi renkleri tercih eden sürücülere göre daha depresif ve daha stresli bir profil sergilediğini ortaya koymuş. Ayrıca istatistiki veriler çalınan arabaların daha çok kırmızı olduğunu göstermekteymiş. Buna da kırmızının uyarıcı ve dikkat çekici özelliğinin buna yol açtığı tespit edilmiş.

Mavi, gözün retina tabakasının hemen önünde oluşuyormuş, bu nedenle baktığımızda bizden uzaklaşıyormuş, derinleşiyormuş  hissi uyanıyormuş. Resimde de uzaklığı ve soğukluğu temsil eder. Dinlendirir, huzurlu hissettirir. Kan akışını yavaşlatan, kan basıncını düşürüp sakinleştiren bir renk olduğu için Boğaz Köprüsünün ayaklarının maviye boyanmasının insanları sakinleştireceği ve intihar olaylarını azaltabileceği fikri üzerinde çalışılmaktaymış.

Kansas Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından yapılan bir deneyde, bir sergi salonunun duvarları beyaz yapıldığında ziyaretçilerin yavaş dolaştığı; kahverengi yapıldığında ise hızlı hareketler ve seri adımlarla sergiyi dolaştığı gözlemlenmiş. Kahverenginin alandan hızla uzaklaşma hissi yarattığı ve insanları tutmak istediğiniz mekanda kullanılmaması gerektiği de renklerin etkileri konusunda elde edilen ilginç bilgilerden biri.

Renkler dünyanın ışığı, ışık olmazsa renk de yok. Işıksız dünya renksiz, renksiz dünya ışıksız…

Işığınız hiç eksilmesin.

 

322 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle