İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Güldük ama Geçmedik ve Başak İlhan

piece of Art News yazarlarından Başak İlhan, Güldük ama Geçmedik isimli köşe yazısı ile okurlarımızla buluşuyor. Güldük ama Geçmedik, geçmişten günümüze kadar gülmeye ve güldürme odaklı sahne performanslarına bakış açımızı genişletmemize yardımcı olacak.

 

” Güldük ama Geçmedik “

Bizler oturduğumuz yerden, onlar ise ayakta gülmeye ve güldürmeye devam ediyorlardı. Hızla yokuş aşağı inen çocuklar gibi, içimizden bir şeyler koşar gibi gülebiliyorduk. Aslında hizmet ayağımıza gelmişti diyebiliriz, peki bu hizmet miydi?  Eğer birileri sizi gün içinde yahut bulunduğunuz ruh halinizin ahvali içinden alıp, tebessümünüzü kahkahalara çevirebiliyorsa bu hem bedenimiz için hem de ruhumuz için oldukça iyi hizmet diyebiliriz. Üstelik o an ne kadar da sağlıklı olduğumuzu da düşünebiliriz, çünkü güldüğünüz sürece mutlu olduğunuz sürece de sağlıksınız hem bilimsel hem ruhsal…

Ve bu güzellikler nereden gelip bizi bulmuş, hayatımıza nasıl rücu etmiştir…

Kelime anlamı olarak “stand-up“ ayağa kalmak, ayakta bulunma hali olarak diye çevrilse de dilimize bir nevi yılmama, yıkılmama durumudur. Gülmeye, güldürmeye ihtiyacı olan bizler, yılmadan ayakta kalıp beraber durursak yani hep beraber gülersek güçleneceğizdir. Çünkü gülmek devrimci bir eylemdir ve ayakta kalırsanız başarabilirsiniz… Birileri sizi bu eyleme götürüyorsa, nerelerden geldiklerini görmek gerekir ve bu bizim kültürümüzün vakti zamanında nefes aldığı alanlardan biridir. Batının tanımlarının referans alınmadığını kabul edersek, bulunduğumuz topraklardaki sözlü kültüre baktığımızda Meddahlık geleneği ile karşılaşırız. Tarihte en eski kaynaklarda  “birine övgü düzen“  manasına gelirken, bu anlam yazılı kaynaklardaki hali ile ilk kullanımıdır. Daha öncesinde ise sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Meddahlık, hareketten çok ses taklidi, jest ve mimiklere dayanan sanat olarak tanımlanır. Konularını gelenekten gelen hikâyelerden alırken, bir yandan da kıssadan hisse çıkarmaya yönlendiren hikâyelerle beslenirler. Günümüzde bahsettiğimiz stand-up gösterilerinin de, bu köklerden geldiğini düşünmek doğaldır ve aşina olduğumuz bir anlatımın ürünüdür.

Tanımlamaları, sözlü ve yazılı olarak incelediğimizde kişisel ve genel bir

sonuca varmamız mümkün olabilir.

Lakin sahnede izlediğimiz ve izlemekten keyif aldığımız bu anlatının bir sonuç içerip içermemesi de tamamen kişisel bir durumdur. Sadece gülmenin genel amaç olmadığını düşündüğümüz anda sahnelenen gösterinin günlük hayatta yaşadığımız sorunları ve bu olaylar karşısında tahmini tepkileri, hicivlerinde barındırdığı, bazı durumlarda ağlanacak halimize gülüyoruz dediğimiz olaylar karşısındaki sesli olarak kendimize dahi itiraf etmekten çekindiğimiz hususları da görmek pek tabiidir. Karşılaştırmalı bir metin ortaya çıkıyor gibi gözükse de burada ki amaç Meddahlık ile günümüz Stand-up gösterileri üzerinden yorum yapabilmek adına bilgi temeline dayandırmaktır. Sadece “çok güldük bu yüzden başarılıydı, az güldük başarılı değildi” kadar iki cümle arasına sıkışmamak ve sığlaştırmamaktır. Yaşlarımız itibari ile birçoğumuzun meddahları izleme şansına sahip olamadan, metinler yola çıkarak zihnimizde bir canlandırma bulunabiliyoruz. Bazen tek kişilik tiyatro gösterisi denilen kaynaklara denk gelirken, bu hususa tamamen itiraz eden tiyatrocuların söylemleriyle de karşılaşabiliyoruz.

İzlediğim bir stand-up gösterisi sonrası elbette bulunduğum yerden daha keyifli ayrıldım.

Ancak kısa bir süre sonra aklımda kalan kısım nelere güldüğüm değil, neyi eleştirdiğim kısmıydı. Belki de biz insanların hatalarından biridir bu da, mutlu olduğumuz anın sürekliliğini içinde dinginleşmek yerine, olumsuzluklar altında savaşırmışçasına düşüncelerimizle kendi zihnimize saldırma eylemine sıkı sıkı sarılıyor olabiliriz. Kendi zihnime saldırı sonrasında bir temele dayandığını bildiğim gösteri sonrası ilk olarak yukarda anlatılan bilgilere ulaşma amacı doğurdu. Bu oldukça da iyi bir durumdur üstelik… Meddahlık nedir? Geleneksel Halk Tiyatro’sunun diğer kollarından nasıl ayrılır? Sorularının cevaplarını buldukça, sahnede benzerlikler ve karşılaştırmalarla ortaya çıkan yakınlığı aşikârdır. Ancak argo olarak adlandırdığımız hatta küfür iğretisi yaratacak cümlelerin güldürü unsuru olarak kullanılması o an dikkatinizi çekmezken, sonrasın da neden sorusunu sordurabiliyor. Gösterinin sahnelendiği mekânında ciddiyeti, ciddiyetle beraber özgür olmalı savunduğumuz üniversitelerin salonlarından birinde oluşu da, belki bize önceden gelenekten gelen ve öğretilen “büyüklerin yanında ayıp olur yapılmaz” denilen ve aklımıza kazınan hareketleri anımsatıyor. Bu nokta da kimse kimseden üstün değil gibi sığ gibi gözükecek bir yorum tamamen o salon içerisinde hocalarımızdan, öğrencilere ve dışardan aileleri ile beraber gelen çocuklar için doğru bir sergilenme biçimi midir sorusu mevcudiyetini benim için korumaktadır. Bunun cevabını bulabilmek için birkaç tane daha gösteriye seyirci olmak gerekli olacaktır… Nitekim eski geleneği ve nezaketi arayan ruhlarımız hayatımın her anında cereyan ettiği gibi burada da kendini esirgememiştir.

 

Başak İLHAN

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir