Hoşgeldiniz  

Gelecek ve Müzeler

Bedri Karayağmurlar | 07 Nisan 2018 | Köşe Yazıları


Bedri Karayağmurlar
karayagmurlar@gmail.com

Ankara Ticaret Odası (ATO) kongre merkezi, Congresium’da , Art Ankara  4. Kez,  galeri ve sanatçıları Ankaralı sanatseverlerle buluşturdu. Bienal, sanat buluşmaları vb, küratoryal  etkinlikleri fuar başlığına dahil etmiyoruz; bilindiği gibi, İstanbul Tüyap ‘ta gerçekleşen sanat fuarı,  Contemporary İstanbul   ve 2005’den beri gerçekleştirilen fuar işlevi gören  Ege Art dışında, etkinlik yoktu. Daha önce Ankara da iki kez gündeme gelen fuar çalışmaları değişik nedenlerle varlıklarını koruyamamışlardı.

Sanat çevresi, sosyal bir tabaka, bir katman, bir sınıf olmasa da, sanatçılar bir çok işi ve etkinliği birlikte kotarırlar. Sergiler, fuarlar, değişik başlıklarda düzenlenen etkinliklerde  sanatçı ilişkileri, yapılan etkinliklerin niteliğini  belirler. Bu birliktelikler, sanat amaçlı olduğu gibi, kazanca dönük de olabilir. Gittikçe kalabalıklaşan dünyada, sanatçı sayıları  hızla artıyor. Bilim popülerleşiyor, sanat değişik alanların içinde yer bulmaya çalışıyor ya da  onlar  sanatın bir köşesine yerleşmeye çalışıyor. Astro fizikten optik fiziğine, organik kimyadan, elektroniğe bir çok bilim alanı, sosyal bilim çalışmaları, sanat uygulamalarında yer alacak. Geleneksel biçimlendirme teknikleri varlığını bu yenilikçi çalışmalarla birlikte sürdürecek. Sanatta  bilimde, günlük yaşamda olup bitenlerin kültür belleğinde korunmasının neredeyse tek yolu, müze ve benzeri yapıların oluşturulması ve yaşatılmasına bağlı.

Müze ve müzecilik Batı toplumlarında, varlıklıların ya da askerlerin,  ellerine geçen ilginç parçaları saklamak amacıyla toplamaları ile başlar. Giderek, toplanan parçaların, bir dizge içinde kaydedilmesi, korunması,  bakımı ve sunumu  müzeleri oluşturur. Günümüz  müzeleri, dışa açık, eğitim ve sunum programları ile etkin kurumlar oldular.

Cumhuriyetle birlikte, müzeler çoğaldı; arkeoloji müzeleri, etnografya  müzeleri, kent müzeleri, özel müzeler, müze evler   içinde,  sanatçı müzeleriyle, Resim Heykel Müzelerinden özellikle söz etmek gerekecek.  Umberto Eco, Amerika’da değişik nesnelerin sergilendiği  müzelerden söz eder. “Günlük Yaşamdan Sanata” (Can Yayınları, 2012) Gelişen toplumlarda, devlet,  özel kurumlar ve kişiler belirlenen amaçlar için müzeler kurmaya devam edecekler. Müzelerin kurulması zor, yaşatmak daha zor. Ne yazık özellikle resim heykel müzeleri açısından büyük sorunlar yaşıyoruz. Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi, sıkıntılı bir dönemden sonra, olağan görevine dönmüş görünüyor. İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Resim heykel Müzesi onarılıyordu,  işler bitti mi acaba? İzmir Resim Heykel Müzesi dar bir alanda hizmet vermeye çalışıyor. Diğer tarafta, Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi, Arkas Müzesi, Selçuk Yaşar Müzesi, İstanbul Modern vb. işlevlerini sürdürüyorlar. Ülkemizde her türlü müze var; bu genel manzara içinde, üzerinde durmamız gereken konu, müzelerin toplumla bağı, ilişkisi ne durumda?

Örgün ve yaygın eğitim programlarında, müze başlığı ile, tutarlı ve ana okulundaki çocuktan, huzurevindeki yaşlıya kadar nitelikli çalışmalar gerçekleşmez ve hayata geçirilemezse, bu konuda ne kadar uğraşırsak uğraşalım havanda su döveriz. Aklın yolu, gelişmiş ülkelerde ne gösteriyorsa, burada onu gösterir.

Ekim ayında gittiğim, Bakü’de, daha önce gittiğim ülkelerde ne gördüysem benzerlerini gördüm. Ünlü mimar Zaha Hadid’in tasarladığı Haydar Aliyev Kültür Merkezi’ni gezen, sanat yapıtlarını öğretmenleri ile izleyen  çocukları  görünce, ülkem için düş kurdum. Özellikle, Hazar kıyısındaki Halı Müzesi, bütün övgüleri hak ediyor. Dünya ölçeğinde varlığımızı korumamız ve güçlendirmemiz, geleneksel, modern, çağdaş ve güncel  olanı  özümsememizle mümkün bize göre. Pompidou,  Tate ,   Moma, Hermitage müzeleri ve benzerleri ölçüsünde müzelerimizin olması zorunlu. Anadolu’nun bir açık hava müzesi olduğunu  anlamayanların ve de  gözümüzün önünde olan ya da çıkarılanları, apar topar satmaya çalışan  insanların ülkesi olmak can sıkıcı. Oysa neredeyse her noktada inşaat temellerinde, tarlalarda çift sürerken, gezerken, elimize ayağımıza takılan bunca değerin üzerinde biçimlenen resim ve heykellerimizin  korunması  da, onun  üzerinde yükseldiği değerlerin korunması kadar önemli.

Son yıllarda sayıları giderek artan, müze evler ve sanatçı müzeleri, kişisel duyarlıkla yaratılmış, geleceğe kalıt oluşturma amacı taşıyan iyi niyetli, kişisel girişimler olarak görülmemeli sadece. Bu oluşumların altında, kurum müzelerinin, özellikle  devlet müzelerinin, uzmanlık ve liyakat dışında değerlerle yapıt sergilemeleri bu oluşumlara  neden oluyor olabilir mi?  Aşiret ilişkileri içinde davranan;  görüntüde, lafta çağdaş, davranış ve uygulamada eski kafalar her yerde varlıklarını koruyorlar. Bu nedenle, müze oluşumlarında ya da işletilmesinde, bilim dalı olarak, müzecilikte uzmanlaşmış kadrolar ve onların yanında, eser seçimi,  sergilemesinde, kendini içinde yaşadığı aşiret ilişkilerinden koparmayı başarmış sanatçı, sanat tarihçilerinin  olduğu bir seçici kurulun görev yapmasında yarar olduğu gibi, değişen sergilemeleri düzenlemede uzmanlaşmış kişilere de gereksinim var.

Kişisel çabalarla oluşmuş sanatçı müzelerinin de büyük müze ağının bir parçası olarak değerlendirilerek desteklenmesi gerekir bize göre. Bu yapının yaşaması için en önemli kaynak, sanatçıların telif haklarının korunması ile  oluşur. Sanatçısı şimdi aramızda olmayan çalışmaların sergilendiği sanatçı müzeleri sıkıntı yaşarken, bu yapıtların dudak uçuklatan değerlere ulaşmasındaki karşıtlık ne yazık hep var.  Yapıtlar  el değiştirdiğinde, değer artışlarından kaynaklanan, belirli bir yüzde, sanatçının adına yapılan  müzeye aktarılmalı. Sanatçı yaşıyorsa, bu yüzde sanatçıya ödenmeli. Artık çalışamaz hale gelmiş ve çalışmaları elinden çıkmış sanatçılara yapılan bu haksızlık da sona ermeli.

Bu müzeler de eğitim programlarında yer almalı. Söz gelmişken, Burhan Doğançay Müzesi yaşamalı, hocam Mustafa Ayaz Müzesi desteklenmeli. Belleğini yitirmiş, kaydı olmayan toplumlar geleceğin gelişmelerine dayanamazlar. Bu nedenlerle yaşayan müzeler yaratmak, toplumsal bir görev.

Herkesin, özellikle  çocukların müzelere gittiği, müzedeki eğitim programlarına katıldığı bir Türkiye düşüyle….

 

423 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle