Hoşgeldiniz  

Dünya Sanat Günü Kutlarken…

Dilşad Atasoy | 15 Nisan 2018 | Köşe Yazıları


Dilşad Atasoy
dilsadatasoy@gmail.com

1800′ lü yıllarda Fransa’da yaşayan bir anne kızının okul hayatındaki başarısızlığı nedeniyle çok üzgündü. Çünkü kızı okuma yazmayı öğrenmekte güçlük çekmekteydi ve okula uyum sağlayamayan asi bir çocuk haline gelmişti. Anne, harfleri öğrenmekteki zorluğu aşması için kızına bir çözüm önerdi. Bulduğu çözüm çocuğun hayatını değiştirecek kadar ilginçti. Yaptığı şeyin, kızını dünyanın sayılı ressamlardan biri haline getireceğini elbette ki o gün bilmiyordu.

Kızın en sevdiği şey resim yapmaktı. Hayvanları da çok seviyordu. Bu ikisini birleştirerek izleyeceği bir yol harfleri öğrenmesini kolaylaştırabilirdi. Ona her harf için bir hayvan seçmesini ve bunu çizmesini söyledi. Böylece çocuk sevdiği hayvanları çizmeye başladı. Yine de okul hayatında başarılı olamadığı için okuldan atıldı, fakat müthiş hayvan resimleri çizen çok başarılı  bir ressama dönüştü. Bu çocuk 19. Yüzyılın en ünlü kadın ressamlarından biri olan Rosa Bonheur’du.

Okulda okuma yazma öğrenmekte zorlanan Rosa sevdiği bir alanda okurken bu zorluğu yaşamadı. 14 yaşındayken hayvan anatomisi okuyup mezbahaları ziyaret etmeye başladı. Anatomi ve Zooloji üzerine araştırmalar yaptı.

1948 yılında sergilenen Nivernais’de Tarla Sürme isimli resmi o kadar beğenildi ki Fransız Hükümeti’nin desteğini aldı. Belki bir çoğunuzun duyduğu Thé Horse Fair (At Panayırı) isimli çalışması en ünlü resmi oldu. 1852 yılında çalışmaya başladığı eseri 1855 yılında tamamladı. 1,5 yıl Paris’teki at pazarına gidip sadece eskizler çizdi. Pazarda bu çalışmaları yaparken  bir kadın olarak dikkati çekmemek için erkek kıyafetleri giymek zorunda kaldı. Bu eserden önce de resimleri ve heykelleriyle oldukça ünlü bir sanatçı olmuştu, bu resimle birlikte ünü uluslararası düzeye ulaştı. Resim Paris’te sergilendikten sonra  İngiltere’de ve Amerika’da da sergilendi. Bugün New York’taki Metropolitan Müzesinin  en meşhur eserlerinden biridir.

Hayvanlara karşı özel ilgisi ve sevgisi olduğu bilinen Sultan Abdülaziz’in yolu, hayvanları seven bu sanatçı aileyle Paris’te bir şekilde çakıştı. Abdülaziz Paris’e gittiğinde Beylerbeyi ve Çırağan sarayının bahçeleri için  24 adet hayvan heykeli sipariş verdi. Bu heykeller içinde bugün hepimizin yakından bildiği bir heykel de yer alıyordu. İstanbul Kadıköy’de, ilçeyle özdeşleşmiş bir boğa heykeli vardır ya iste o heykel bunlardan biri. Adeta Kadıköy’ün sembolü haline gelmiş olan heykel, 1864 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Paris’te yaptırılmıştır. Bugün 152 yaşında ve orjinal adı “Dövüşen Boğa” olan bu eserin heykeltraşı Isidore Jules Bonheur’dur, yani Rosa Bonheur’un kardeşi.

Sanat; Abdülaziz’in yaptığı gibi, hem  bir toplumun çağdaşlaşma yolunda attığı adımlar için ilk başvurulan değer, hem de okuyamaz diye okul dışına atılan bir çocuğun, dünyaca ünlü bir sanatçı olarak hayatta yer almasını sağlayan bir uğraş olabiliyor. Birey ve toplum olarak sanatla gelişip, huzur bulacağımız günlerin umudunu kaybetmeyelim.

Dünya Sanat Günü hepimize kutlu olsun.

445 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle