Hoşgeldiniz  

Defterdar Hacı İbrahim Efendi Camii

Nilgün Yüksel | 19 Eylül 2018 | Köşe Yazıları


Nilgün Yüksel
nilgunyuksel@gmail.com

 

Biz “Başıbozuk” diyoruz, onlar “Basibozukis”.

Biz “Poğaça” diyoruz, onlar “Bugaça”. 
Biz “Cüce” diyoruz, onlar “Cuces”.

Biz “Çorap” diyoruz, onlar “Çorapi”. 
Biz “Dert” diyoruz, onlar “Derti”.

Biz “Dünya” diyoruz, onlar “Dunyas”. 
Biz “Fidan” diyoruz, onlar “Fidani”.[1] 

Yukarıdaki alıntı Mine Söğüt’ün Yunanistan’daki yangın sonrasında kaleme aldığı yazıdan. Yazının bir bölümünde Herkül Milas’ın İstos Yayın’dan çıkan “Türkçe-Yunanca Ortak Kelimeler, Deyimler ve Atasözleri” kitabını bulun.” Önerisinde bulunmuş Mine Söğüt.

Yıllar önce Kos Adası’na gittiğimde o gün hala açık olan Defterdar Hacı İbrahim Efendi camii’ni gezmiştim. Biraz ilerisinde Hipokrat’ın ağacı vardı. Bu küçücük meydana binlerce yıllık ‘uygarlıklar’ sığmıştı ve hala beraber yaşıyorlardı. Benim için çok etkileyici bir manzaraydı.

2017 yılındaki o sarsıcı depremden sonra bu muhteşem görüntü yerini kapalı kaleye ve büyük hasar almış camiye bıraktı. Depremden önce ibadete açık olan, minaresi ve önündeki şadırvanı yıkılan cami sadece biraz ilerisindeki tanıtım yazısı ile kendini hatırlatıyordu.

“Vakıf idaresi’nin mülkleri arasinda 575 senet numarası ile kayıtlı bulunan bu cami, şehrin en işlek yerinde çarşı meydanında İstankoy Belediyesi’nin karşısında bulunmaktadır. 1137 (1724) yılında Defterdar İbrahim Efendi tarafindan yaptırılmıştır.

Cami revakı ve harimi kemerler üzerinde birinci kattadır. Altında Vakıf’a gelir temin eden dükkânlar vardir. Caminin yanında, 6 kalın sütun üzerine oturtulmuş kubbenin altındaki şadırvan 8 köşelidir.

Revak ve harime, dörtgen geniş kaide üzerine oturtulmuş bulunan silindirik minare yanından çıkılır. Burası aynı zamanda minarenin giriş kapısıdır. Sütunlar üzerine oturtulmuş basit, süssüz kubbenin örttüğü harim, mihrap ve minber son derece sâdedir.”

Sanat tarihi eğitiminin bize kazandırdığı en sağlam niteliklerden biri, kültürlerin yarattığı anıtlara aynı duyarlılık ve saygı ile yaklaşmak olsa gerek. Kos, bütün o, erk söylemlerinin, savaşların, çatışmaların ötesinde birlikte yaşama ve kendinden önce geleni yaşatma kültürünü yansıtan mikro bir alan.

Karşı kıyıya geçtiğinizde her şey çok tanıdık. İki kültürün birbirine dair söyleyeceği çok şey var. daha da ötesinde anıları var. Yolda öylesine söyleştiğiniz herhangi birisi size yıllar sonra İzmir’de bulduğu çocukluk arkadaşından söz edebilir. Lokantalarda İngilizce’den önce Türkçe menüyle karşılaşabilirsiniz. Yunan, İtalyan ve Türk kültürünün iç içe yerdir Kos. Sizi o diliyle selamlar.

Bu yaz, küçük bir Kos gezisi sırasında Caravella Restaurant’ın sahibi İbrahim Bey ile tanıştığımda deprem sonrasında Defterdar İbrahim Efendi Camii’nin öyküsünü dinledim kendisinden. 18. yy’a ait bu yapının restore edilmesi için harcadıkları çabayı anlattı. Sonra beni Jiorgos Sideris ile tanıştırdı. Jiorgos Sideris, caminin restorasyonunu gerçekleştirecek, kendi alanında önemi işler yapmış bir mimar.

Bu yazı fikri, o gün onlarla yaptığım sohbet sırasında ortaya çıktı. Jiorgos Sideris, restorasyona başlamak için kendi üzerine düşen çalışmaları yapmıştı. Yazı için kullanılan görsellerde bizzat kendi izniyle alındı.

Bu arada onarım ve restorasyon için birçok girişimde bulunmalarına rağmen benim kendileriyle konuştuğum sırada istedikleri sonuçları alamamışlardı.

Defterdar Hacı İbrahim Efendi Camii, sadece bir ibadethane değil, döneminin izlerini üzerinde taşıyan, tevazusuyla tarihi sessizce anlatan mimari bir eser. Daha önce de birçok badireyi sessizce atlatmış kültürel izlere dair bir bellek. Farklı kültürlerin buluşma alanında o kültürlerden birine dair çok şey anlatan bir yapı.

Geçen yılki depremden sonra, Kos’ta zarar gören yapılar üzerine birçok haber yapıldı. Bundan sonrası onları atlattıkları felaketlerden sonra yeniden yaşanabilir kılmanın yolları üzerine düşünmek olsa gerek.

Bu küçük yazı, sadece bir hatırlatma. Kos’ta birçok yapı gibi Defterdar Hacı İbrahim Efendi camii de restorasyon görmeyi bekliyor. Belki kendisi gibi mütevazi bir sponsor çıkıp bu belleği geri kazandırma çabasına girişebilir.

Çünkü, o yapıların tümü dünyaya zamana dair iz bırakmış başka bir dünya,

Üstelik Mine Söğüt’ün yazsında altını çizdiği gibi Biz “Dünya” diyoruz, onlar “Dunyas”.

 

 

 

 

Not.: Cami çizimleri Bay Sideris’e aittir.

[1] Mine Söğüt, Biz ‘Ah!’ diyoruz, onlar ‘Ahti!’, Cumhuriyet, 27 Temmuz 2018

 

 

 

 

243 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle