Hoşgeldiniz  

Dant E-Dergi / Ağustos sayısı için piece of ART News’e dair herşeyi konuştuk.

piece of ART News | 01 Ağustos 2019 | Genel Haberler, Röportajlar A- A+

Piece of Art News’in kurucuları Günsu Saraçoğlu ve Dilşad Atasoy öncelikle iki ressam, fakat resim yapmanın dışında çeşitli sanat projeleri üreten, sanat alanında yıllardır emek harcayarak kayıt tutmaya çalışan iki sanat gönüllüsü. “Beyaz Tuval” isimli sanat programını 4 sezondur başarıyla ve özenle sürdürüyorlar.  Çeşitli kurumlar, sanatçılar ve sergiler için basın danışmanlığı, tanıtım çalışmaları yapıyorlar. Bir de sanat camiası tarafından ilgiyle izlenen Piece of Art News sanat gazetesi var ki, sanata dair aradığınız çok şeyi burada bulabilirsiniz.  Son projeleriyle, sanatın yaygınlaştırılması, hayatın içine katılması düşüncesiyle, “Her yerde ve herkes için sanat”  diyerek, sanat eserlerini, galeri ve sergi gezme alışkanlığı olmayan insanların ayağına götürdüler. İşte bunların hepsini konuşmaya çalıştık ve bu güzel söyleşi, çıktı ortaya…

1- Konuşacak o kadar çok şey var ki, önce sizleri tanıyarak başlayalım isteriz. Hem resim yapmak hem de sanat alanında birçok farklı projeye imza atmak çok kolay olmasa gerek.

Günsu Saraçoğlu: Ben teknik resim ve sosyoloji eğimi aldım.  Projecilik geçmişim var,  fakat kendimi bildim bileli resim yaparım. Başka işler yaparken de hep resim yapıyordum.  Bugün sanat dışında hiç bir şey çok fazla etkilemiyor beni.  Tüm işleri bıraktım, profesyonel olarak bu alana yöneldim. Sanat,  yaşam biçimi benim için.

Dilşad Atasoy: Ben eğitimciyim,  yıllarca eğitim alanında çalıştım,  ama öğretmenken de resim yapmaya devam ettim hep. Resim yapmak olmazsa olmazım. Çok net söyleyebilirm ki,  kendim için resim yapıyorum. Kendimi anlama, kendimle baş başa kalma, hesaplaşma, rahatlama, her şeyi kapsıyor resim yapmak.  Çok yorgun da olsam resim yapmadığım, boyaya fırçaya dokunmadığım bir gün yok. Yorgunluğumu resim yaparak gideriyorum, resim yaparken düşünüyorum, derinleşiyorum.

 

2-  Sanat alanında belge ve bellek eksikliği olan bir toplumuz. Siz de bu eksiği gidermeye ait, arşiv çalışması niteliğinde işler yapıyorsunuz.  “Piece of Art News”, “Beyaz Tuval”  ve  “Kısa Metraj” da bunlar arasında yer alıyor. Hem bunları hem de geleceğe kayıt bırakmak amacıyla yaptığınız başka projeleri de konuşalım mı?

D.A.: En kıymet verdiğimiz en çok emek harcadığımız projelerimizden biri Beyaz Tuval. Dört sezondur devam ediyor.  100. bölümü geçtik.  Her hafta birbirinden değerli konuk sanatçılarımızla sohbet ediyoruz.  Amacımız sanatçıya ait bilgileri, sanatçının kendisinden dinlemek, onun hayatını en başından bugün geldiği noktaya kadar kendi anlatımıyla kayıt altına almak. Bugün de çok önemli bu kayıtlar, ama yıllar sonra bu döneme ait neler varmış diye incelendiğinde, ne kıymetli bir arşiv olacak. Bunu düşünmek bizi ayrıca heyecanlandırıyor.

G.S.: Beyaz Tuval ortalama bir saatlik bir sohbet programı yani insanların vakit ayırıp izlenmesi gerek.  Fakat kısa metraj adı üstünde,  bir sanatçıya dair kısa bir çekim. Bu çekimde sanatçı kısaca kendini anlatabilir,  bir resmiyle ilgili konuşabilir, ya da sergisi konu olabilir,  sanat hakkında genel görüşlerini açıklayabilir. Çok zaman ayırmadan izlenebilecek, kısa kısa çekimler yani… Özellikle günümüzde intagram gibi herkesin takip ettiği bir sosyal medya alanında yayınlanamaya uygun çekimleri içeriyor.  Beyaz Tuval’in de Kısa Metraj’ın da sanatseverler tarafından ilgiyle takip edilmesi bizi sevindiriyor.

D.A.: Bir de sanal galeri var onu da atlamak istemeyiz, çünkü o da arşiv oluşturma açısından belge niteliği taşıyor.

G.S.: Doğru, Sanal Galeri de çok önemli. Böylece bir sanatçıya ait resimleri kalıcı ve sürekli ziyaret edilen bir sanal sergi halinde geleceğe taşıyoruz.

D.A.: Piece of Art News’i de bu amaçla kurduk zaten.  Yaptığımız röportajları, sanata dair tüm haberleri, sanat yazılarını, sanat programlarını bir yerde toplamak, tek merkezden okunur, izlenir duruma getirmek… Yani gazete de bir nevi arşiv çalışması bizim için.

G.S.: Ben gazetenin genel yayın yönetmenliğini de yürütüyorum. Şunu söyleyebilirim ki, sanatla ilgili bir insan bizim gazetemizi takip ettiğinde her tür veriye, bilgiye, belgeye ve güncel sanat haberlerine ulaşabilir.

3-Beyaz Tuval ve diğer sanat projelerinin katkısı nasıl oldu sanatçı kimliğinize?

D.A.: Özellikle Beyaz Tuval ama genelde tüm bu projeler hepsi ayrı ayrı önemli bize kattıkları açısından. Her sanatçı ayrı bir şey kattı bize, onlarla yaptığımız sohbetler, onlardan aldığımız her yeni bilgi,  farklı atölyeler, farklı resimler görmek,  hepsi ayrı bir sanat eğitimi oldu bizim için diyebilirim. Sürekli yeni şeyler öğreniyoruz, deniyoruz, kendimizi geliştirme şansı veriyor bize.

G.S.: Sanat alanındaki her şeyle ilgileniyoruz, herkesle iletişim kurmaya çalışıyoruz. Sanat projeleri, sanat programları devam ederken bir de sanat gazetesi sahibi olunca,  akademi eğitimi almış kadar olduk nerdeyse. Türkiye’nin en değerli, sanatçılarıyla, en önemli sanat eğitimcileriyle öyle özel sohbetlerimiz oluyor ki çok şanslıyız gerçekten.

 

4-Son projeniz,  “Sanat Vitrinde” çok ilgi çekti. Ben de basından takip ettim.  Demsa Group ile gerçekleştirdiğiniz bu projenin ortaya çıkışını ve gelişimini sizden dinlemek isteriz.  Hedefiniz neydi, hedefe ulaşabildiniz mi?

G.S.: Plastik sanatların sınırlı bir elit kitleye hitap ettiğini biliyoruz. Bu durumun üstünde uzun zamandır düşünüyoruz, biz bu durumu değiştirmek için ne yapabiliriz diye kafa yoruyoruz.  Bir kaç projeyle değişecek bir şey değil elbette, bunu biliyoruz. Ama insanlar ne kadar sanat eseri görür, sanatla iç içe yaşarsa, çevresinde sanat eserler olursa, o kadar etkilenir. Galeriye gitmeyen insan özel olarak da takip etmiyorsa, plastik sanatlarla hiç ilgilenmeden hayatını sürdürebilir. Müzik, sinema, tiyatro bunun dışında, onlar daha geniş kitlelerce takip ediliyor.  O zaman sanatı galerilerin dışına çıkarmalıyız ki daha çok insan görsün dedik.

D.A.: AVM’leri herkes geziyor, mağaza vitrinlerine mutlaka bakıyor insanlar. Bunu bir sanat projesine dönüştürelim istedik. Projeyi ilk olarak ve Demsa Group’a götürdük. Onların da ilgisini çekti.  İkbahar sezonu için yeni vitrin düzenlemelerine yetişsin istediler. Hızlıca sanatçı ve eser seçimlerini yaptık. Ardından eserlerin toplanması, vitrinlere göre planlamalarının yapılması ve yerleştirilmesi hem çok keyifliydi, hem de yeni bir deneyimdi bizim için.  Düşünsenize Demsa Group gibi dünyanın en önemli markalarını Türkiye’ye getiren büyük bir firmayla işbirliği yapıyorsunuz. Onların vitrinlerinde sergilenen eserler milyonlarca insana ulaşıyor. İnsanlar sevdikleri markaların yeni sezon ürünlerini sanat eserleriyle birlikte görüyorlar, çok önemli… Amacına ulaşan bir proje olduğunu düşünüyorum.

4-Bir de mimarlarla ortak yaptığınız bir proje var ki o sürekliliği olan bir proje sanırım. Galeri gezmeyen/gezemeyen kişilerin evlerine/ofislerine sanat götürüyorsunuz. Nasıl yürüyor bu proje?

D.A.: Evet, bu projede bir mimar ekiple birlikte çalışıyoruz. Evler mimarlar tarafından bitirilip teslim edilme noktasına gelince duvarlardaki boşluğu sanat eserleriyle tamamlıyoruz.  Ev ya da ofis sahibine farklı sanatçıların farklı eserlerinden oluşan bir seçenek sunuyoruz. Seçilen eserleri, hep birlikte, fikir alışverişi yaparak yerleştiriyoruz duvarlara.  Ev sahipleri o eserlerle yaşıyor bir müddet. Belli bir sürenin sonunda da kesin kararını veriyor. Almak istediklerini alıyor, istemediğini bırakıyor.

G.S.: Bu projede sizin de belirttiğiniz gibi, özellikle galerilere gitme ve sanatı takip etme şansı olmayan, bu iş için vakit bulamayan insanları hedefliyoruz. Günümüzde özellikle İstanbul’da, yoğun çalışan insanlar her şeyi ayağına getirmek istiyor. Bir telefonla ya da internet üzerinden evine sipariş veriyor ya, biz de bunu sanat için yapıyoruz. Eser seçimi ya da sanatçı önerisini, o evle ilgili görseller bize gönderildikten sonra belirliyoruz. Tabi önce ev sahiplerinin ne tarz resimlerden hoşlandığını bilmek istiyoruz.  Bizim önerilerimizi ve alternatif olabilecek farklı seçenekleri sunuyoruz.  Sanat eserleriyle dolu duvarlar arasında yaşayan insanların onlardan vazgeçmesi zor zaten.  Orijinal eserler her evde her ofiste olmalı, onların olmadığı bir ev ne kadar modern ve özenli dekore edilse de, eksik olduğunu düşünüyoruz.

 

6- Hem sanatçı olmanız, hem sanatla ilgi basın, yayın, tanıtım, organizasyon işleri yapmanız, hem sanata ve sanatçıya verdiğiniz destek, hepsini düşündüğümüzde sanatın her yerindesiniz aslında.  Bu durum, olaylara tarafsız bakmanızı sağlıyor mu diye merak ediyorum.

G.S.: Sağlamaz mı, hem daha adil oluyorsunuz, hem de her kesimin sorunlarını,   eksiklerini, gereksinimlerini bildiğiniz için işiniz kolaylaşıyor.

D.A.: Bir sanatçı olarak yaşadığımız, bizi rahatsız eden sorunları düşünüp, kendi yaptığımız projelerde sanatçıyı koruyan önlemler alabiliyoruz. Bir de bu piyasada sanatçılar çok sömürülmüş, söylenen sözler tutulmamış, incinmiş, kırılmışlar. Biz en çok da buna dikkat ediyoruz, söylediğimiz her sözün arkasında durmak, sonuna kadar takip etmek ve sanatçıyı doğru bilgilendirmek çok önemli bizim için.

7- Tam da bu noktada sanatçılar ve galeriler için yaptığınız basın danışmanlığı konusunu sorayım. Yaptığınız tanıtımlarla sanatçıyı geniş kitlelere ulaştırmak, sergileri duyurmak, sergi haberlerinin ulusal basında çıkmasıyla tüm Türkiye’ye yayılmasını sağlamak da önemli, değil mi?

D.A.: Önemli tabii, biz de resim yaptığımız için bu konudaki eksiklikleri iyi biliyoruz. Aylarca hazırlanıp bir sergi açıyorsunuz. Sadece sizin yakın çevreniz duyuyor ve onlar görüyor resimlerinizi. Açılış günü size yakın bir davetli grubunun ardından ilgilenen kişi sayısı giderek azalıyor. Basında yer almadı ya da bir katalog hazırlanmadıysa serginiz hızla unutulup gidiyor. Geçmişte açılmış çok önemli sergiler var, bunları dinliyoruz o dönemi yaşamış insanlardan fakat belge bulamıyoruz.  İşte bu nedenle dedik ki, sanatçıların tanıtıma ve yaptığı işlerin belgelenmesine ihtiyacı var.

G.S.: Evet tam da böyle, hem sanatçının ismini ve yaptığı işi daha geniş kitlelere duyurması, hem de o işin gelecek kuşaklara aktarılacak belgeler haline dönüşmesi için tanıtım, haber, belge, bilgi gerekli. Aynı zamanda Türkiye’de hepimizin şikayet ettiği belleksizlik sorunu var ya, işte sanat alanında bellek oluşturmaya da bir katkı sağlamış oluyoruz böylece.

 

8-Geçmişte yaptıklarınızın hepsini konuşmak mümkün değil tabi ama geleceğe dönük yeni projeler var mı, merak ediyorum.

G.S.: Benim proje düşünmelerim meşhurdur. Sürekli proje üretirim. Hatta çok üst üste olduğunda Dilşad kızıyor bana, “Dur biraz, önce konuştuklarımızı hayata geçirelim”  diye… (Gülüyor.) Geçmişte yaptığımız projelerin hepsi çok emek verilmiş, anlamlı projeler, hepsi kayıt altında, isteyen herkes ulaşabilir.  Projelerimizde bir sosyal sorumluluk bağlantısı kurmayı da seviyoruz. Gelecekteki projelerde de böyle devam edeceğiz.

D.A.: Evet, bu konuyu önemsiyoruz.  Sanat projesi yapıyoruz ama çocuk, eğitim, kadın gibi hassas olduğumuz konular var. Onlarla ilgili farkındalık yaratmak, dikkat çekmek, ya da bir çözümün parçası olmak çok önemli bizim için. Geleceğe dair projelerimiz hiç bitmiyor. Sürekli düşünüp üstünde konuşuyoruz, notlar alıyoruz. Zamanı gelince olgunlaştırmak ve hayata geçirmek üzere biriktiriyoruz.

Biz de yeni projelerinizi merakla bekliyoruz. Yaptığınız her şeyi yakından takip etmeye devam edeceğiz. Keyifle geçen bu güzel sohbet için şahsım ve okuyucularımız adına teşekkürler…

*****************************************************************************************************************

Dante E-Dergi’si Ağustos sayısı için piece of ART News’e dair herşeyi konuştuk. 💯💯💯

Geniş yelpazesi içinde sanata yer veren Yeni Nesil Elektronik Dergiyi takibe alın.. ✔✔✔
www.dant.com.tr / instagram&twitter: edergi.dant

100 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle