İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

BİR ORKESTRA ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

 

Bildiklerimiz ve bilmediklerimiz üzerine yaptığımız yorumların arkasında neler olduğunu görmek, görmek istemek haksız eleştirimiz olmaması için gayretli bir çabadır. Bir senfoni orkestrası etkinliğinden sonra çıktığımızda neler düşünüp, neler hissettiğimizi dile getirmekte vakıf olabildiğimiz kadarı ile mümkün olabilir. O esnada dinlediğiniz müziğe ve anlatmak istediğine hayranlığımız aşikârdır. Sahnede yankılanan tüm seslerin bizde nasıl duygulara denk geldiğini, hangi söyleyemediğimiz cümlelere karşılık geldiğini bulma çabası zihnimizin bizden habersiz yaptığı yegâne emektir. Kimi zaman şu fikirleri barındırabilir aklınızda, eğer doğa ile iç içe iseniz ve ona saygınız kendinize saygınız ile eş değerse, nadir ellerde bir ağacın tam kalbinden çıkarak şekilleniyor ve size içinizdeki kelimelerin notalarını, müziğini taşıyorsa mucizevi bir sahneye tanık oluyorsunuzdur. Göğe ulaşan seslerin doğru ve yanlış olduğuna bakmaktan uzaklaşıp, bizden çok daha uzaklarda kendi matematiği içinde bir araya gelen sayıların değerlerin, hangi yaydan nasıl hızla fırladığında, hangi tuşların altına sakladığına dair keşfimiz bildiklerimiz sınırlarında kalmaya devam eder. Orada orkestrayı yöneten şef değil bir anda siz oluverirsiniz. Müzik sizin içinizde istediği koridorlarda dolaşır, bir an koşarken bir an bakmışınız sakince adımlıyor. Bazen tüm kuvvetiyle haykırıyor ve bize bildiklerimiz dışında o kadar çok şey anlatıyor ki sanki hikâyenizin ilk cümlesinin peşinde yakalıyor.

 

Her İşin Eleştirmeni Var, Müzikte Eleştiri Yasak!”

 

                               Güngör Uras

Bize yaşatılan bu fikirler ve hisler dışında o sahnede ortaya koyulan her eserin kendi dinamiğinde bir doğrusu yanlışı elbette ki var. Güngör Uras bu konuya bir yazısında şöyle başlık atıyor ve ekliyor. Her İşin Eleştirmeni Var, Müzikte Eleştiri Yasak!” Türkiye’de her konuda eleştiri yapılıyor. Ama müzikte eleştiri yok. Orkestralar ve sanatçılar sadece övülüyor. Konser yazılarında konseri kimler izlemiş, izleyenler nasıl alkışlamış sadece bunlardan söz ediliyor. Ve devam ediyor, hatasız kul olur mu? Acaba şef, sanatçılara uyumda hata yapmış mı idi? Birinci keman iyi mi idi? Vurmalılar, nefeslilere uyum sağlamdı mı?  Tam olarak aslında bu satırlara uyuyor aklımdakiler. Dinlerken aldığımız keyiften hariç, orada aslında neler oluyor. Bu eleştirmek için aranan bir durum değil, doğrusu yanlışı aranmalı mı konusunda bir fikir sahibi olmaya yöneltiyor. Gerçekten piyanonun tuşları doğru yöne mi koşuyor virtüözünün elinden, peki kemancılar yaylarını gereken an içinde mi çekiyor, belki de şef elini öyle bir an da havaya kaldırıyor ama orkestra aynı hiddetle havalanmıyor semalarda… Bunların hepsi sadece kötüyü bulmak değil, bilgi sahibi olmadığım bir husus hakkındaki merakımda ileri geliyor. Benim için o anda gözümün gördükleri ve zihnimin yaşadıkları muazzam anılardan biri olarak aklıma kazınıyor.

 

Neden müzik eleştirmeni yok?

 

Güngör Uras’ın dediklerine tekrar dönüyor ve haklı sebepleri öğrenmeye çabalıyorum. Şu satırları kaleme alıyor; Eleştiri, orkestra elemanları, sanatçılar kadar müzikseverler içinde önemli. Eleştiri hem sanatçıların yanlışlarının azalmasına imkân verir hem müzikseverleri eğitir. Bu konuya açıklık getirmekte fayda var diyor. Türkiye’de müzikologlar var, müziğe gönül vermiş olanlar var. Bunlar çok güzel kitaplar hazırlıyor, dergilerde, gazetelerde müzikle ilgili makaleleri yayımlanıyor. Eleştiri demek illa kötülemek, yıkmak, cesaret kırmak değildir. İyileri, doğruları yanlışları, hataları bir arada anlatmaktır. Soruya tekrar dönüyor, Neden müzik eleştirmeni yok? Diye ekliyor. Sebebi ise açıklıyor;  Türkiye’nin önde gelen müzikologları ile yaptığı röportajla sonrasına cevaben bazı yanıtlıyor derliyor. Gazeteler müzik eleştirilerine yer ayırmıyor. Eleştiri konserden hemen sonra yayımlanmalıdır. Orkestraya tam ve yarım destek veren gruplar müzik eleştirisini, yapılan işi kötülemek olarak değerlendiriyor. Sanatçılarımız çok hassas, eleştiriye tepki gösteriyor.

Sonuç olarak bakıldığında ilk başta söylenilen gibi eleştiri sadece kötü yanları çıkarmak değildir. Elbette kişinin yorumlama hissiyatı ve beceresi ile mevcuttur. Ancak sahneye konulan eserin ve gösterinin süresince estetik beğenilere, zevklere hitap eden kısımlarını göz önüne alabiliyorum. Onun dışında söyleyebileceğim tüm cümlelerin, kişisel olacağı ve gerçek bir bilgi birikimi olmadan ortaya konulması yeterli açıklamaya ve eleştirmeye ulaşamayacaktır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir