Hoşgeldiniz  

Batının Hayali – Oryantalizm

Dilşad Atasoy | 19 Mart 2017 | Köşe Yazıları


Dilşad Atasoy
dilsadatasoy@gmail.com

Geçtiğimiz yıllarda, Le Figaro Dergisi, ünlü Fransız ressamı İngres’in “Türk Hamamı” isimli eserini “19. yüzyılın en erotik resmi” ilan etmiş. İngres, tanıyanlar bilir, doğuyu hiç görmeden, sadece  dinledikleriyle hayali bir Türk Hamamı resmi ortaya çıkaran ve geleneksel görüşleriyle tanınan bir ressamdır. Bu resmini de 82 yaşındayken oryantalizmin etkisiyle yapmış. Çıplak kadın figürlerinin yer aldığı resim bugün Louvre müzesinde sergilenmekte, yolu düşenler gidip görebilir. Peki sadece İngres değil çok sayıda Avrupalı ressamı etkisi altına alan ve hayallerinde yarattıkları doğunun resimlerini yapmaya yönlendiren bu oryantalizm nedir? Gelin bir bakalım…

18. Yüzyıl sonlarında Avrupa’da başlayan aydınlanma, sanayileşme ve milliyetçilik gibi yeni akımlar batıda  bir kimlik sorununu da beraberinde getirir. Batı kendini yeniden tanımlayabilmek, gücünü iktidarını ispatlayabilmek için doğuyu ötekileştirmeyi seçip, ötekileştirdiği doğuya göre daha gelişmiş, daha üstün, daha bilgili ve daha akılcı olduğu algısını yerleştirmeyi de hak görmeye başlar kendinde. Aslında batının yaptığı ötekileştirdiği doğu üzerinden üstünlüğünü kanıtlamaktır.

Bu görüşün yayıldığı dönemde batı gelişmiş ve üstün bir medeniyete sahipti, çok önemli bir kültürün temsilcisiydi ve bütün dünya batının üstünlüğünü! kabul etmek zorundaydı. Öyle ki Mısır’da uzun yıllar yöneticilik yapan Lord Cromer ” Bağımlı Irkların Yönetimi” adlı makalesinde, doğu toplumlarının kendileri için neyin iyi ya da kötü olduğunu anlayacak zeka seviyesinden yoksun olduklarını bile ileri sürmüştür.

Bu sebeple doğunun sömürgeleştirilmesi gayet doğal, doğu toplumlarının istediği hatta muhtaç olduğu bir şeydi. İşte bütün bunlar doğuya merak ve ilgiyi giderek artırmaya başladı ve ortyantalizmin gelişmesini hızlandırdı. Öyle hızlı gelişti ki resim, müzik, heykel, fotoğraf moda hemen hemen her alanda kendisini göstermeye başladı.

Doğudan gelen tüccar, sanatçı ve gezginlerin anlattığı hikayelerle yeni, hayali ve fantastik bir doğu imajı oluştu batılılarda. Bu doğu; tembelliğin, hayalciliğin, keyfin ve şehvetin yer aldığı büyülü bir dünyaydı onlar için.

Haremde çıplak bir şekilde dolaşan, boş vakit geçirip erkeğini bekleyen kadınlar, sakallı, bıyıklı, sarıklı dolaşan, kahvehanelerde nargile içip vakit geçiren, kaba ve cahil erkeklerden oluşan bir doğu vardı kafalarında. Avrupalı sanatçıların birçoğu resimlerinde, hiç görmeden kendi hayallerindeki fantezi dolu doğuyu yansıtmaya başladılar.

Bir kısmı merakını gidermek için kendi olanaklarıyla seyahatler yaptı, bir kısmı elçiler ve sultanlar aracılığıyla davet edilip resimler yaptıktan sonra ülkelerine geri döndü, bir kısmıysa gittikleri ülkede atölye açıp çalışacak kadar uzun süre kalmayı tercih etti.

Oryantalizmin  Osmanlıda da hızlı bir gelişme gösterdiğini söyleyebiliriz. Osmanlının yüzünü batıya dönmesi ve Osmanlı-Fransız ilişkilerinin artmasıyla birlikte çok sayıda batılı ressam ülkeye davet edilmiş, bu ressamlar hem saray için resim yapmış hem de çok sayıda ressamın yetişmesini sağlamıştır. Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmet Paşa gibi önemli isimler Fransız Ressam Jean-Leon Gerome’un öğrencisi, ilk kadın ressamlarımızdan Celile Hanım ve Mihri Müşfik’in yetişmesinde ise İtalyan ressam Fausto Zanaro’nun etkisi olmuştur.

18. yüzyılda Napoléon’un Mısır Seferi ile başlayan oryantalizmin, 19. yüzyılda geliştiği ancak I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla etkisini yitirdiği kabul edilmekte. Etkisini yitiren oryantalizm kavramını 1978 yılında yazdığı Oryantalizm isimli eseriyle tekrar gündeme taşıyan, tartışmaya açan Edward Sait, doğu-batı ilişkilerini detaylı bir şekilde inceleyip yeni bir durum geliştirmiştir. Said’e göre batı, sömürgeci zihniyetini haklı göstermek için, hayali ve aşağılayıcı bir doğu imajı yaratmıştır. Oryantalizmde akıl yürüten, bilen, gözleyen, güçlü ve üstün olan, yargılayan, sorgulayan batıdır. Gözlenen,  ezilen, yargılanan ve sorgulanansa doğudur. Batı doğuyu inceleme ve yargılama hakkına sahip olandır. Tüm bu süreçlerin sonunda oryantalizmle batının doğu üzerinde iktidar sahibi olması ve sömürgecilik, halkın gözünde meşrulaştırılmaktadır. Bu da, gelişen sanayisine hammadde bulmak amacıyla doğu üzerinde her tür sömürgecilik faaliyetini yapmaya aday Avrupa için bir avantaj sağlamış olacaktır. Said’in “Sömürgeciliğin Keşif Kolu” olarak adlandırdığı oryantalizm, batının doğuyla yakınlaştığı, yakınlaşırken de iktidar kurma, sömürme, asimile etme ve tüketme amacını gerçekleştirmek için kullandığı bir araçtır yani.

Yazılı kaynaklarda ve teoride 1. dünya savaşının başlamasıyla bittiği kabul edilen oryantalizmin aslında daha güçlü bir şekilde devam ettiğini söylemek mümkün. Batı aynı, sömürü aynı, güç aynı, ezilmişlik ve iktidar ilişkisi aynı… Oryantalizm ise, kapitalizmin iyice içine girmiş ve isim değiştirmiş, sinsice güçlenerek ilerlemekte…

 

210 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle