İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aşka Pervane Olmak! #evdekalsanatsızkalma


Bu başlığı dile getirirken korkarım; sıradanlaşmasından, yavanlaştırılmasından, içinin boşaltılmış halinin yaratabileceği etkinin sığ hissiyatından korkarım. Sıradan bir AŞK meselesi değil derdim, aslında aşkın sıradanı mı olur? Olmaz elbette AŞK ya vardır ya yoktur. – miş’ler değil benim meselem.

Yaşamı aşkla yaşamaktır asıl derdim; mesleğinizin ne olduğunun, cinsiyetinizin ne olduğunun, yaşam biçiminizin nasıl olduğunun hiçbir önemi yok sadece yaşıyorsan AŞKLA YAŞAYIP, AŞKLA ÇALIŞMAK, AŞKLA ÜRETMEK! AŞKLA İNSAN OLABİLME GAYRETİYLE yaşayabilme halinde tüm meselelerde; yaptığınız iş de, hayat da… bir başkalaşır.

Plastik Dünya 146×106 cm., , 1999

Aşka pervane olmak mı? Yoksa pervane-liğe mi aşık olmak?

Gezegene pervane-aşık olmak, Vatana pervane-aşık olmak, özgürlüğe pervane-aşık olmak, erdemli yaşama, evlada, tüm canlılara… pervane-aşık olmak, doğaya pervane-aşık olmak, yaptığın işe, kültüre – sanata pervane-aşık olmak… bu aşklar mı size nefes olur? Siz mi bu hallere bir zerre nefes olursunuz? Biri olmazsa diğeri nasıl olur? Her ikisi de bir arada mı olur?
Biri olmadan diğerinin olması pek olası değil. Sizde ki pervanelik olmasa o haldeki nefes eksik olur mu?

Siz içselleştirdiğiniz, tercih ettiğiniz pervane yaşam yolculuğunuzu her koşulda hakkını teslim edebilme gayretinizle yaşamınızı şekillendirirken, yaşam duraklarında hayatınıza kabul ettiğiniz insanlar size daha önce hiç deneyimlemediğiniz üslupta karşınıza çıkabilir, sizi hayal kırıklığına uğratabilir veya tam tersi yaşamınızı zenginleştirebilirler. Aile veya iş hayatı-sosyal yaşam öyle ya da böyle siz zenginleşerek ve deneyimleyerek her gün yeni keşiflerle yaşam yolculuğunuzu ilkelerinizden taviz vermeden neyse aşkınız, aşkınıza pervaneliğiniz her gün ve her meseleyle bir katman daha artırarak, daha da derinleşerek yolculuğunuzu sürdürürsünüz.

İki Yüzlü, 1999,ahşap üzerine karışık teknik, 200 x 150 cm. (Ön ve arka yüz)

Yaşam yolculuğunuzda hayatınıza eklemlenen kısa-kısa hikayelerde, yaşamınızın kısa veya uzun duraklarında, kavşaklarda karşılaştığınız insanların sizi suiistimal edemeyeceği, ihanete uğramayacağınız anlamı çıkmaz elbette bu duraklarda yaşamınıza konuk ettiğiniz insanlarla birbirinize ya uzun-ya da kısa süreli misafir olursunuz. Nihayetinde dünyada herkes misafir, insanlar da birbirlerinin yaşamlarında olurlar misafir.

Durum böyle iken bir de pervaneliğe yürekleri yetmemiş insanlar hasıl olur bu tür canlılar kıyınızda köşenizde, uzak veya yakınınızda orada-burada az ya da çok mutlaka vardır. Yaşarlar ve hatta çoğunluğu aldatarak yaşamlarını bir neticeye kadar sürdürebilecek atmosferi, yetkinliği bulurlar, Aksi olabilseydi dün de bugün de özel ya da genel dünyada çok daha adil-sağlıklı bir yaşam olur, 2020 yılının Ocak ayından bugüne tüm dünyanın veya 185 ülkenin içinde bulunduğu durumu hiç birimiz yaşamaz ve yaşanan felaketlere tanık olamazdık.

Hayatın asıl meselesi nedir? Yüzümüze takındığımız maskelerin hangisi akıl, ruh ve beden sağlığımız, yaşam için gerekliydi? Şimdi 2020 de maskesiz sokağa çıkmak yasak! Keşke maskesiz yaşamanın da mümkün olabildiği deneyimlenebilseydi, bundan birkaç ay önce dahi dünyanın her köşesinde, 185 ülkede maske takılacak denilseydi kim inanırdı? Ki şimdi “Maskeler” kapışıyor.

Son yüzyılın olağanüstü son üç ayını gözlemlediğimde insanların büyük bir çoğunluğu durumu hazmetmeden önce; durup düşünmek, sorgulamak, ne-neden-niçin-nasıl? Sorularına yanıtlar aramaktan çok uzakta, yaşadığımız son 5 ayı unutmaya, aşı veya ilaç bulununca da belleklerden silmeye ortaya çıkan hali kabullenip ona göre yeni fakat gene insanı merkeze yerleştirerek kapital ve kişisel çıkarlar doğrultusunda çözümler üretmeye, uyum geliştirmeye çok büyük bir kitle hazır ve nazır bekliyor.

İki Yüzlü, 1999, 200×150 cm., ahşap üzerine karışık teknik (ön yüz)

 

NORMALLEŞME bekleniyor! NORMAL olan NEDİR?

Bu yaşadıklarımızın nedenlerini merkeze koyarak gerçek sorunlar üzerinden hareket-çözüm planı olmasını bekleyen, isteyen insan kitlesi dünya nüfusuna oranladığımızda yüzde kaçtır?

Sanırım bu sorunun yanıtını bugünün çocukları, 10-15 yaş arası gençler daha sonraki yıllarda arayacak ve yeni bir yaşam biçimi yaratacaklar, daha üst yaş gruplarının alışkınlıklarını değiştirmesi çok zor görünüyor.

Oysa 2020’nin en önemli sorunu COVİD 19/CORONAVİRÜS biz yetişkinlerinde merak konusu olabilmeli! Çözüme yönelik somut tek bir örnek verebilirim. Dünyanın genel durumunu ilgilendiren her platformlarda, toplantılarda hayvan haklarını, okyanusların ve denizlerin haklarını, ağaçların bitkilerin ve diğer canlıların haklarını temsil edebilecek insan veya yapay zeka uygulaması ile insanların dışındaki diğer varlıkların haklarını temsil edip koşulsuz taleplerde, yaptırımlarda bulunabilecek bir sistem geliştirilmeli! Mesela tüm dünyada insanların ayda 1 bir kez sokağa çıkmaları yasaklanabilir. O gün tüm diğer canlılar için insanlar evlerinde kalabilmeliler. Dünyanın sadece insanlara ait olduğunu kim iddia edebilir ki?
Yaklaşık 150 gündür tüm dünyayı esir eden mikro değil nano ölçekte bir virüsün yarattığı atmosferi dağıtmak için insanların çoğunluğu gene maalesef günü kurtarma telaşında “günden ne koparırsam kardır!” Mantığı veya “bugünü de kotardık çok şükür bize bir şey olmadı. Yaşıyorum hoşça vakit nasıl geçirebilirim?” mantık ve tercihin “iyileşme sürecini” geçirdikten sonra ki yaşam biçimine aynen kaldığımız yerden devam ederek mi yaşanacak yoksa çok daha farklı bir YOL bulabilmek için bir araştırma analiz yapabilecek miyiz?

 
İki Yüzlü, 1999, 200×150 cm., ahşap üzerine karışık teknik (arka yüz)

Yanılmıyorsam Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde ilk kez Şeker Bayramında camilerde Bayram Namazı bile kılınmadı, Bayramda sokağa çıkma yasağı İlan edildi! Daha ne olsun!

Sanatçılar, sanat kurumları, sanat otoriteleri, sanat düşünürleri güne uyum sağlamayı mı? Yoksa günün bu hale nasıl geldiğini, geleceğin temel argümanlarını mı düşünerek SANATI yaşama dahil edeceğiz!
Biz sanatçılar sanat platformundaki insanlar ne ekonomist, ne siyasetçi, ne de bilim insanıyız! Bizim işimiz SANAT ve sanatın PERVANEliğindeki AŞK! Bu da düşünmeden, izlemeden, sorgulamadan… mayalamadan olabilecek bir şey değil!


Tüm canlılarla daha mutlu günlerimiz ve bayramlarımız olsun!


Fazilet Kendirci / 27.05.2020 / İstanbul

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir