İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ANADOLU –MÜZELER / ÖZEL, KAMUSAL SANAT ALANLARI / SANAT ve SANATÇI

Dünya tarihi, dünyanın çeşitli yerlerindeki insanların yaşam gereği oluşturdukları halkların, ırkların veya kabilelerin yüzyıllar boyunca geliştirdikleri uygarlıkların öyküsüdür.

İnsanlığın bu uygarlıklarla inşa ettiği tarih, çok çeşitli dallara ayrılmış ve bugünün temelini oluşturmuştur. Örneğin, bilim tarihi, felsefe tarihi, din tarihi, sanat tarihi gibi insan fizyolojisinin ana ve ara birçok portali uzun tarihlerle harmanlanmış ve hâlâ bu gelişim devam ederken bizler de bugün içinde bulunduğumuz Covid 19 Pandemisi ile yaşamı deneyimliyor, doğduğumuz, yaşadığımız coğrafyanın tarihçesine-bugüne bakarak sanat disiplinimiz, sanatsal üretimlerimiz, resmi ve özel müzelerimizin varlığı ve/veya yokluğu, siyasi otoritelerimizi, toplum ve sanat aktörleri üzerindeki sorumluluk, bilinçlilik halini gözlemliyor ve sonuçlarını yaşıyoruz.

Kanımca bugün sanatçıların içinde bulunduğu yaşamsal mücadelenin sonuçları ile değil nedenleri ile ilgilenebilirsek soruna köklü çözüm bulabiliriz aksi halde sürekli ortaya atılan sorun yumağını herkes birbirine pas atarak çözümsüzlüğe neden oluyoruz.

Önce, doğduğumuz ve içinde yaşayıp üretmeye çalıştığımız ANADOLU kimdir?Bu coğrafyada doğan biz sanatçılar ve sanat aktörleri geçmişte ne yaptık, bugün ne yapıyoruz, ne yapamıyoruz ? Kısaca buna bakalım.

 

ANADOLU

Hatti (URUHa-at-ti), MÖ 2500-2000/1700 yıllarında Anadolu’da yaşamış bir uygarlık.

Anadolu Yarımadası’nın bilinen en eski adı HattiÜlkesi’dir.

İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akad sülalesi döneminde (MÖ 2350-2150) kullanılan bu adlandırma, MÖ 7. yüzyıl Asur yıllıklarında görüldüğü üzere, MÖ 630 tarihlerine değin süregelmiştir. Böylece Anadolu en az 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak tanındı.

 

ASLANLI KAPI, HATTUŞAŞ, ÇORUM, TÜRKİYE  (ön tarih uygarlığından.) Hattuşaş 1986 yılında USESCO DÜNYA MİRASLARI listesine dahil edilmiştir.

Anadolu’daki Hatti beylikleri bir Protohistorya (Öntarih) uygarlığıdır.

Anadolu tarihi, Batı Asya yarım adası Anadolu etrafında yerleşen birçok devlet ve uygarlığı kapsar.

 

ANADOLU-ANATOLIA-HATTI, 2017, tuval kumaşı üzerine 19. yy Anadolu Kilimi, akrilik, 730×400 cm.Fazilet Kendirci

Anadolu’daki ilk uygarlık izlerine orta ve doğu Anadolu’daki arkeolojik bulgularda rastlıyoruz. Bazı eski halkların kökenlerindeki sırlar henüz bilinmemesine karşın, Hatti, Akad, Asur, Luvi ve Hitit uygarlıklarının kalıntıları; halklarının günlük yaşamları ve ticaret hayatları ile ilgili pek çok örnek sunuyor. ….     

….

M.Ö. 2000-2500 HATTİ’lerden, 1919-1920-22-1923TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ne gelinceye kadar binlerce yıllık tarihi ile, onlarca medeniyete ev sahipliği yapan bu değerli muazzam coğrafyanın Cumhuriyet’ten buyana sadece siyasi otoriteleri, yerel ve merkezi yönetimleri, akademisyenleri değil bilim insanı ile aynı perspektifte olması gereken sanatçısının da mercek altına alınması gerekmiyor mu? Sanatçıların sanat aktörlerinin neyi nasıl görebildiği, hissedebildiği, öngörebildiği, üretimine, eylemlerine, projelerine yansıtabildiği gerçeğini tartışabilecek miyiz?

Bizler içine doğduğumuz, şanslı olduğumuz,aşağıdaki haritada  ANADOLU TARİHİ ZAMAN ÇİZELGESİnde görülebileceği üzere coğrafyanın zengin tarihi, kültür birikimi,  arkeoloji, sanatı, bilimi  adeta önümüze altın tepsi ile sunulmuş iken, bu zenginlikleri genellikle görmemekte direnerek sorularımızın, meraklarımızın yanıtlarını çok uzaklarda aramış ve  bu arayışın neticesini de üretimlerimize yansıtarak hem ülkemizdeki sanatın, sanat ortamının ivmesini yükseltmeyi hem de dünya sanat tarihine iz bırakabilmeyi umut etmişiz.  Neden ve nasıl olsun?

 

ANADOLU TARİHİ ZAMAN ÇİZELGESİ

 

Tarihimizden bir iki örneğe bakalım; KLASİK ANTİK ÇAĞ, MÖ 5. yüzyılda heykeltıraşlıkta insan vücudunun gerçek anatomik yapısı ortaya çıkmış. Dönemin en önemli yapıtlarından olan ve dünyanın yedi harikasından ikisi, Efes Artemis Tapınağı ile Halikarnas Mozolesi Anadolu’da inşa edilmişlerdir.

ARTEMIS TAPINAĞI EFES İZMİR

Tanrıça Artemis’e ithaf edilmiş tapınak Efes’te Milattan önce 550 yıllarında tamamlanmıştır. Dünyanın yedi harikasından biri sayılan tapınaktan geriye bugün sadece bir iki mermer parçası kalmıştır. Türkiye’deki antik kent Selçuk İzmir’de bulunmaktadır.

Geyikli Hitit Güneşi

Hitit İmparatorluk Çağı’nda en yüksek seviyeye ulaşan Hitit sanat eserleri sadece Hitit çekirdek bölgesinde değil, Hititlerin egemenliği altına girmiş ya da Hitit politik gücünden etkilenmiş olan çeşitli Ön Asya şehirlerinden ele geçmiştir. Hitit İmparatorluk Çağı’ndan bugüne kalan sanat eserlerinin önemli grubunu Hititlerin başkenti olan Hattuşaş, Alacahöyük, Eskiyapar ve Anadolu’nun Hitit etkinlik bölgelerinde yer alan merkezlerden ele geçen eserler oluşturmaktadır.

HİTİT SANATI GEYİK FİGÜRLÜ GÜNEŞ VE GÜNEŞ KURSU

Bugün İçinde bulunduğumuz sanat ortamında özel sektörün değerli bir iki çabası dışında, kamusal alanda adeta yokmuşuz  gibi görüldüğümüz ve/veya sonuçlanamayan iletişimlerimiz sadece popüler yaklaşımlarla karşılaştığımız, gerçek anlamda paydaş bulamadığımız sanat ortamımız bugünlere gökten zembille düşmedi dün de böyleydi, önceki gün de..

Kamusal alan ve sanat-sanatçı ilişkisindeki ilişkisizliği pratikte deneyimlerken nedenlerini sorgulayıp tarihe baktığımızda;M.S. 593 Çin’de ilk kez kullanılan, Avrupa’da 1444-50 de  Gutenberg matbaasının bizlere çok geç geldiğini, ( Türkiye’de matbaacılık ilk olarak Osmanlı devleti döneminde 1719-1720 yıllarında İbrahim Müteferrika tarafından kuruldu. İlk baskısını 1719 yılında ilk kez Marmara Denizi haritasını basmayı başardı.), Rönesans’ı,… hurafeler gibi olumsuz etkilerinin, vs. farkındayız.

Ancak; dünya tarihinden dramatik tek bir örnekle hatırlatmak isterim ki 1412 doğumlu JEANNE D’ARC 30 Mayıs 1431 yılında maalesef “ilkelliğin doruğu” diyebileceğimiz yıllarda 10.00 kişinin toplandığı bir meydanda diri, diri yakılarak hayatına son verildiği Fransa’nın bugününe ve uzun yıllardır aydınlanmanın, sanatın gücünün farkındalığını görüyoruz,… sadece müzelerinin varlığı, (Fransa’da 3000 müze olduğu kayıtlarda geçiyor.) müzelerdeki eserlerin çok sesliliği  değil,devlet politikalarının yerel yönetimlerinin sanatın gücünün ve elzemliğinin bilinçliliği ile sanatçılara sunduğu olanaklar ve sanat politikalarının projelerinin sonuç odaklı çalışmaların, toplum bilincinin   hepimiz farkında değil miyiz?

(Louvre Müzesini 2017 yılında 8.100.000kişi ziyaret etmiş.)

Dünyanın farklı ülkelerinden bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Pandemi sürecinde gelişmiş ülkeler iş insanlarına tanıdığı olanakları sanatçıların da yaşayıp üretebilmeleri adına sanatçılara da tanıdığını dünya kamu oyu ile paylaşılıyor, duyuyoruz.

Türkiye’de binlerce yıllık kültür mirasa sahip olan bizler, maalesef sanatı popüler kültüre kurban etmişiz. Siyasi otoritelerin sanatla olan zincirleri çok uzun yıllardır kopmuş. sanat kavramı pek çok yerde telaffuz edilir hale gelmiş ve nihayetinde bugün henüz alfabenin ilk harfini öğrenme ve öğretme çabasındayız.

….

Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethinden sonra Bellini İle olan ilişkisi, iletişimi yakın zamanda kamuoyu ile paylaşıldı, biliyoruz. Ancak son 540 yıl ve Cumhuriyet döneminden sonraki süreçte yani Cumhuriyet’in ilanını takiben  ülkemizde MÜZELERİN Tarihçesi şöyle yer alır:

Cumhuriyetin ilanını takiben, Türkiye müzeleri Atatürk’ün Anadolu’nun insan eliyle yapılan faydalı şeylerinin sergi ve araştırmasına önem vermesi dolayısıyla kaydedilebilir şekilde gelişti. Türkiye ilan edildiğinde, İstanbul’da “Asar-ı Atika Müzesi”, olarak adlandırılan İstanbul Arkeoloji Müzesi, Aya İrini’nin ev sahipliğini yaptığı Askeri Müze, Süleymaniye Camii’nde Türk ve İslam Eserleri Müzesi (Evkaf-ı Islamiye Müzesi) ve Anadolu’nun birkaç büyük şehrinde Osmanlı İmparatorluğu Müzesi (Müze-i Humayun) müzeleri vardı.

Türk Arkaleoloji Müzesi (Türk Asar-ı Atikası), Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında kuruldu. Görevi toplamak, sıralama yapmak, katalog ve arkeolojik ve etnoğrafik buluntuları korumaktı. Anadolu’nun birçok bölgesinde antik kiliseler, camiler ve kervansaraylar restore edildi ve müzeye dönüştürüldüler. Malzemeleri ve içerisindeki sanat çalışmaları ile Topkapı Sarayı, 1927 yılında halkın ziyaretine açıldı. Aynı yıl İslami Müze “Türk ve İslam Eserleri Müzesi” olarak restore edildi ve Konya’da Mevlana Derviş Loca’sı bir müzeye dönüştürüldü.

1930 yılında tamamlanan Ankara Etnoğrafya Müzesi, cumhuriyet döneminde inşası ilk defa müze olarak dizayn edilen yapıydı. Yeni müzeler Bursa, Adana, Manisa, İzmir, Kayseri, Antalya, Afyon, Bergama ve Edirne’de kuruldu. 1940 yılında Ankara’da Mahmut Paşa Bedesteni içinde kurulmuş olan Hitit Müzesi, restore edilip, yenileştirildikten sonra 1968 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi hâline dönüştürüldü.

2018 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 200 müze, özel idareye sahip 251 müze bulunmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelerdeki 3.337.766 iken, özel müzelerdeki eser sayısı 396 bin 467’dir.

Kaynak: wikipedia/ Türkiye’deki Müzeler

…………..

On binlerce yıllık tarihe, her biri birbirinden zengin medeniyetlere sahip coğrafyamızda sadece 451 müzemiz olduğu açıklanıyor. Ne vahim!

(ABD de Starbucks ve McDonaldsların sayısının 28.000, müzelerin ise 40.000 olduğunu okumuştum.)

Yakın tarihimizde Taksim AKM perdelerini 31 Mayıs 2008’de kapattı. Bugün 22.09.2020 AKM’nin inşaatı bitmedi. İnsan merak ediyor, o tarihten bu güne İstanbul’un farklı bölgelerinde binlerce inşaat, plazmalar, gökdelenler yapıldı. Fakat AKM neden bitemedi?

2008’de 10 yaşında olan bir çocuk bugün 22 yaşında oy kullanma hakkına sahip, meslek edinebilecek, sorumluluk alabilecek yaşta, büyüme sürecinde 12 yıl sanattan yeterince payını alamadan gelen bir yetişkin oldu ve topluma karıştı.Bu çocuklar bizim doktorumuz, bakkalımız, mühendisimiz, eczacımız, muhtarımız, belediye başkanımız, milletvekilimiz, gazetecimiz… kısaca içlerinden bazıları  imza yetkisine sahip karar vericiler, yetkililer, otoriteler olacaklar. Sonucun ne olmasını bekleyebiliriz?

12 yıldır İstanbul’da yaşayan yerleşik halk, İstanbul’a gelen turistler, kaç çocuk, kaç genç, toplam  kaç insan sadece AKM’nin sağlayabileceği opera, bale, sergi, konser, tiyatro olanaklarından, “eğitimden” mahrum kaldı?

1937’de kurulan İstanbul  Resim Heykel Müzesi de benzer durumda. 26 Nisan 2014 de Müzemi İstiyorum panelinin üstünden 6 yıl geçti. Sonuç: Müze hala kapalı.

….

Toplum sadece okullarda eğitilemez.

Toplum sanat merkezlerinde de sanatın gücü ile adabı  muaşeret kurallarından, bilime, estetiğe, doğanın gerekliliğine, tarihe, ekolojiye dair eğitilir ve bilgilendirilir, öğretilir.

Hemen her gün kınanarak haber yapılan kadın cinayetleri, çocuk ve hayvan mağduriyetleri, doğa katliamları devam ediyor. Paylaşılan son haberlerde kadın cinayetlerini işleyen erkeklerin yaş ortalamasının farkında mısınız? Bu insanlar eksik eğitimle yetişmiş olabilirler mi?

…..

Çok iyi niyetle yapılıyor olsa bile toplumda sanat aktiviteleri projesi gerçekleştirmeye çalışan insanlar dahi maalesef  SANATÇInın kim olduğunun farkında değiller. Söylemlerinde  “benim sanatçım, sanatçılarım” ifadesini kullanabiliyorlar. Oysa sanatçı bünyesi gereği hiçbir güce ve hiç kimseye ait değildir.

Meseleye buradan baktığımızda da sadece siyasi otoritelerin değil sanat aktörlerinin de on binlerce yıllık kültür birikimi ile olması gereken çizgide olamadıkları memleketimizde işlerimizin ne kadar zor olduğunu görebiliyoruz.

Pardon;kısaca dile getirmeye, özetlemeye  çalıştığım sanat ortamımıza ilişkin bizler için iki yol var birisi bardağın dolu kısmına bakıp polyannacılık oynamak, yaşanan derin mağduriyetleri duymamış, görmemiş gibi davranmak, diğeri milyonlarca yıllık dünya ve Anadolu tarihine bakıp, geldiğimiz noktanın böyle olmaması gerçeği ile yüzleşip bu düzlemde mağduriyetleri ortadan kaldırabilmek için çalışmak. İçinde bulunduğumuz sonuçlardan hepimiz sorumlu değil miyiz? Derin kültür mirası bir yana Cumhuriyet’ten bugüne baksak bile yaklaşık 100 yıldır geldiğimiz nokta böyle mi olmalıydı? Sanat/Sanatçı/Müze/Sanat Aktörleri/Kamu artık 15.16.17. … yüzyıllarda ki gibi mi işleyecek-yaşayacak yoksa bu çağda çok daha farklı vizyona sahip olabilecek mi? 

Fazilet Kendirci, 23.09.2020/İSTANBUL-TÜRKİYE

 

Kaynak: Wikipedia, Akurgal, Ekrem (1949). SpaethethitischeBildkunst (Almanca). Ankara: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi.

Ekrem Akurgal Anadolu Kültür Tarihi TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları s:49 – 55

Anadolu Kültür Tarihi Ekrem Akurgal Tübitak yayınları 67 Hatti uygarlığı

Wikipedia

 

 

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir