Hoşgeldiniz  

Alınıp Satılamayan Sanat: Land Art (Arazi Sanatı)

Dilşad Atasoy | 03 Haziran 2017 | Köşe Yazıları


Dilşad Atasoy
dilsadatasoy@gmail.com

Sanat alanında,1960‘ların sonunda Amerika’da farklı sesler duyulmaya başlandı. Bir grup sanatçı sanatın alınıp satılmasına tepki gösteriyordu. Kapitalizm, galeriler, duvarlarda asılıp sergilenen sanat eserleri, müzayedeler, sanatçıların ekonomik kaygıları, sanatı pazarlama teknikleri, hepsi onlar için bir protesto konusuydu. Kentleşmeye de karşı çıkıyorlardı, betonlaşmaya da, doğadan uzaklaşmaya da…

Doğaya dönmek gerektiğini düşünüp ‘Sanat doğa içindir’ sloganını benimseyerek sanat çalışmalarını yürütmeye başladılar. Doğadaki malzemeleri kullanarak gene doğaya şekil vermekti  hedefleri. Bu yolla insanlarda doğaya karşı bir farkındalık yaratmak istiyorlardı ve başardılar. Doğaya insanın müdahale etmesiyle yeni bir sanat dalı ortaya çıkmış oldu; Land Art.  Sanatın seçkin bir zümrenin elinde bulunmasına, kentleşmenin, modernleşmenin simgesi olarak görülen müzeler ve galerilere  alternatif bir mekan aramaya başladılar. Taşocakları, çöller, terkedilmiş boş binalar, dağlık alanlar, boş deniz kıyıları, sergi alanlarına dönüştürüldü. Böylece sanatın ticarileşmesine direnen kapitalizm karşıtı  bir sanatçı grubu oluşmaya başladı. Doğadaki sınırsız malzeme kullanımının avantajı ve insanların savaş sonrası doğaya dönme arzusu da bu sürece destek sağlamıştı.

Land Art’ın tuvali tüm dünyaydı ve eseri oluşturmak için doğadaki her tür malzeme kullanılabilirdi.

Sanat doğadan kopuk olamaz diyerek, yaptıkları sanat eserini de doğaya armağan olarak bırakan Land Art sanatçıları, artık bundan sonrası doğaya aittir dediler. Doğa isterse bu armağanı hızla yok eder, isterse bozar, değiştirir, isterse başka bir şeye dönüştürür. Eser sahiplerinin de söylediği gibi, doğadaki bu sanat eserleri hiç şüphesiz ki zaman içinde yok olacaktır. Eserlerin kalıcılığını sağlayacak olan tek şey fotoğraf ve video çekimleridir.

O nedenledir ki eserler yapılıp doğaya armağan edilmeden önce ayrıntılı çekimler yapılmakta ve böylece bu sanat gelecek kuşaklara aktarılabilmektedir.

Amerika’da ortaya çıktıktan sonra bu sanat akımı hızla Avrupa’ya yayılmış. İlk başlarda sadece  kırsal alanlarda gerçekleştirilen eserler zamanla kentlere de taşınmıştır. Kentlerdeki doğadan uzaklaşmayı,  betonlaşmayı ve kirliliği protesto etmek, dikkatleri tekrar doğaya çekmek amacıyla çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.

Aslında betonların arasında yok olan insanı tekrar doğaya döndürmek istenmektedir.

Dünyada çok sayıda örneğini gördüğümüz bu akımın en önemli ve ilk temsilcilerinden biri Ressam Heykeltraş Robert Smithson’dur. Dünyanın en ünlü yeryüzü eseri olarak kabul edilen Spiral Mendirek’i Utah’taki büyük tuz gölünün kıyısına inşa etmiştir. Yine bu alanda önemli isimlerden olan Cristina ve Jeanne  Claude çifti ise 603.850 m2 kumaş kullanarak Miami’de bulunan 11 adanın  etrafını pembe örtülerle kaplamışlar ve böylece çerçevelenmiş adalar isimli eserlerini ortaya çıkarmışlardır.

Türkiye’de çok yaygın olmayan  bu sanatın en önemli temsilcisi ise Yücel Dönmez’dir. İlk eserlerini 1974 yılında yapmıştır. Kaçkar Dağlarındaki Kuartat vadisinde yerleştirdiği 11 kaya heykeli, Land Art in ülkemizdeki ilk ornekleridir. 1975 yılında da Uludağ’da kar üstüne resim yapmıştır ki o zamana kadar kar üstüne yapılmış bir resim örneği yoktur dünyada. Çok sayıda eseri olan sanatçının en önemli işlerinden biri de Kaçkarlarda 3700 m yükseklikteki Deniz Göl’de yaptığı Barışın Kelebekleri isimli eseridir.

2007- 2009 yılları arasında, Avustralyalı Heykeltraş Andrew Rogers’ın yaptığı çalışmalarla Land Art Türkiye’de hızlı bir şekilde gündeme gelmiştir. Sanatçı 7 kıta ve 13 ülkede yapmış olduğu 48 eserle dünyanın en büyük arazi sanatı projesini gerçekleştirmiştir. Zaman ve Mekan adlı bu heykel park çalışmasında yer alan 10 adet heykel Kapadokya bölgesinde, Nevşehir – Göreme’dedir. Heykellerin başladığı ve bittiği arazinin uzunluğu yaklaşık 7 km.’dir. Eserlerin yapımında 10.500 ton taş kullanılmış olup, hepsi elle yapılan  bu dev heykeller en iyi, havadan kuşbakışı görülebilmektedir. Özellikle balon turizminin yaygın olduğu bu bölgede, yüksekten görülebilen bu eserler gerçekten ilgi çekicidir.

Sanatın alanını genişletmek, sanatı ve sanat eserini galerilerin tekelinden kurtarmak, sanat üzerinden oluşturulan pazara karşı çıkmak amacında olan Land Art sanatçıları, eserlerini para kaygısı olmadan yapmaktadır. Bu eserlerin alınıp satılamaz olması, her şeyin satılması üzerine kurulu bu kapitalist dünyaya gerçek ve de oldukça anlamlı bir tepki. Bu sanatın destekçilerinin artması ve anlaşılması dileğiyle…

832 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle