İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

23 Nisan 2020 Corona Virusun Kanatları Altında… #evdekalsanatsızkalma

 

23 NİSAN 1920 & 23 NİSAN 2020  

23 NİSAN EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMININ

100. YILINI CORONAVIRUS’UN HAKİMİYETİ ALTINDA KUTLAMAK

Gezegenimizde bildiğimiz kadarıyla 21 yüzyıldır süregelen başı ve sonu olduğunu bildiğimiz bir gerçek vardı. HAYAT! Bizler bu yaşam yolculuğundaki tarihçenin 21. Yy nın yolcuları olarak dün ne yaptık? Ki Bugün neyi/neden yaşıyoruz?

Bizden önceki kuşaklar atalarımız bizlerin yaşamını, bizler de bizden sonraki kuşakların yaşamını şekillendir(di)dik. Çok da uzun zaman değildi aslında hemen bizden önceki kuşak savaş yıllarını yaşamış, savaşın ıstırabına tanıklık etmiş veya o tarihlerde doğmuşlardı; her türlü yokluğu ve yoksunluğu deneyimlemiş nesillerdi, dünyayı kasıp kavuran, milyonlarca insanın yaşamına mal olmuş, egemenlik, bağımsızlık ve özgürlük için, kendilerinden sonraki kuşakların, çocukların bağımsızca yaşayabilmesi için canlarını ortaya koymuşlar ve zoru başarmışlardı.

Çevrede Başkalaşımlar I – 2009

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları 100 Yıl önce ULUSAL EGEMENLİĞİ sonraki kuşaklara güvenle teslim ederken bu özel günü de çocuklara ÇOCUK BAYRAMI olarak armağan etmişlerdi.

Bizim jenerasyon bu süreci yaşayan dedelerinin büyük annelerinin hikayelerini, fedekarlıkları ilk ağızdan dinleyen, onları gözlemleyen nesildi aslında, peki ya sonra?

Bizler ne yaptık? Nasıl Yaşadık ki? Gün bu güne nasıl geldi?

Bugün sadece TÜRKİYE DEĞİL DÜNYA NEDEN KAPANDI?

Yıllar su gibi akıp geçerken bazı erdemleri ya klişeleştirmeyi ya da hiçleştirmeyi; kurnazlığı, konformist yaşam destursuzluğunu, bencilliği, kişisel menfaatler ile günü geçiştirmeyi, tüketim manyaklığını, kaçak yapılaşmayı, toprağı değil betonu tercih ederek, popüler balon kültürünü tam gaz coştururken; diğer tarafta yüzler ne kadar pürüzsüz olmalı, dudakların ne kadar dolgun olduğuyla ilgiliydik;  burunları, kaşları korkunç hale getirdik, memeleri sözde onardık, “onarılmış/ yapay” olana rağbet ettik. 90,60,90/1.90 ölçülerini kutsallaştırdık. Binaların gökyüzüne yakınlaşmasını marifet sayarken, güneşin, yağmurun, dolunun, karın, ağaçların, taşların, hayvanların, bitkilerin, denizlerin, akarsuların da dili olduğunu konuştuğunu bizlerden talepleri olduğunu; kah kuraklıkla, kah fırtınayla gördük, duyduk fakat dinlemedik. Bizim için onlar gelip geçici önemsiz doğa/ekoloji olayı, ayrıntılardı.

 

Yalan mı? HAYIR! YALAN DEĞİL!

Doğru olsaydı doğanın adeta haykırışlarına, taleplerine kulak verir projelerimizi yaşama geçirirken gelecek nesilleri de düşünerek, onların da ihtiyaçlarına karşılık verdiğimizde ancak gelecekteki çocuklarımıza değer verebileceğimizi bilebilirdik.

Oysa bizler; denizleri, sahilleri doldurup binalar yaptık, AYAMAMA Deresini hatırlatmak isterim yakın tarihte tanık olmuştuk; 9 Eylül 2009 da taşmış Halkalı ve İkitelli’yi sular altında bırakan taşkında 33 kişi yaşamını yitirmişti. UNUTTUK! AYAMAMA DERESİNİN YAŞAMA HAKKI VAR MIYDI?

Kuşların göç yolları ile ilgilendik mi? Kuşlar sadece biyoloji derslerinde konu olarak işlenebilecek fakat önemsenmeyecek kadar değersiz canlılar mıydı? Çok yakın tarihte Tüm dünyanın gözü önünde Avusturalya kıtasında milyarlarca canlı yanarak yok oldu, Develer silahlarla vurularak öldürüldü. Ki diğer canlılar gibi bu canlıların da haklarını, gezegendeki yaşam zincirinin önemini hiç dikkate alamadık.

Evet şimdi 21. YY da Dünyanın 185 Ülkesinde EVLERE HAPSETTİĞİMİZ ÇOCUKLARIMIZIN 23 NİSAN EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINI ÖZGÜRCE, ENDİŞESİZCE KUTLAYABİLECEK MİYİZ?

TÜM DÜNYA ÇOCUKLARINA ÖZÜR BORCUMUZ VAR!

BUGÜN DÜNYA KAPANDIYSA VE ÇOCUKLARIMIZ MAALESEF EVLERE KAPATILMAYA MECBUR BIRAKILDIYSA BU GÜNAHTAN HEPİMİZ KANATLARIMIZIN GENİŞLİĞİ KADAR SORUMLUYUZ.

Ben kendi adıma torunum nezdinde tüm dünya çocuklarından, şu anda derin endişe taşıyan gebe annelerin karnında, dünyaya gelmek için gün sayan bebeklerden çok özür diliyorum.

TÜM DÜNYANIN SEVGİLİ ÇOCUKLARI bizler sizlere yaşanabilir temiz bir gezegen bırakmayı başaramadık. Zaaflara ve iktidar heveslerine yenik düşen güçlere, imza yetkisi olan insanlara engel olmayı maalesef başaramadık. Sizleri okullarınızdan, arkadaşlarınızdan, parklarınızdan, oyun alanlarınızdan, tiyatrodan, sinemadan, kültürel etkinliklerinizden, koşma ve düşme özgürlüklerinizden, doğanın içinde doğayı, böcekleri, karıncaları, hayvanları sevip okşayabilme, izleyebilme fark edebilme, tanıyabilme özgürlüğünüzden, güneşten, temiz oksijenden mahrum bıraktık. Sizleri MASKELER ile tanıştırdık. Sizlere defalarca el yıkattırdık… hepinizden kendi adıma özür dilerim.

Biz yetişkinler sizlere, okul derslerinize not vermeye cüret ederken, kendimiz HAYAT BİLGİSİ DERSİNDEN SINIFTA KALDIK.

Bugünü yaşayan, yaşamak zorunda kalan sevgili çocuklar gelecekte bu sonuçları sorgulayabileceğinizden, sizlerden ümitliyiz, sizler bizlerin düştüğü bataklıklara düşmeyecek ve bu GEZEGENE SAYGI DUYABİLEN NESİLLER OLARAK YAŞAYACAK ve sizden sonraki nesillere yaşanabilir BİR GEZEGEN BIRAKABİLMENİN HAKLI ONURUNU/GURURUNU/ÇOCUK BAYRAMLARINIZI YAŞAYACAKSINIZ. Lütfen bu işi başarın.

Bir sanatçı olarak uzun yıllardır gezegenimizin ekolojisiyle ilgili adeta çırpınırken, tanıklıklarımdan çok önemli bir anektod paylaşmadan geçemeyeceğim. Yıl 2003 İstanbul’da Özel bir orta öğretim kurumunda çocuklarla Atölye Çalışması yapıyorum. Çocuklara çevre/doğa olayları ile ilgili, atıklarla ve gezegenimizin gelecekteki tehlikesi hakkında konuşuyorken; bir öğrenci şöyle demişti: “AMAN ÖĞRETMENİM YAŞASAM YAŞASAM 100 YIL YAŞARIM O DA BANA YETER!” bu çocuk/adam ile bugün karşılaşmayı ne çok isterdim.

Bu ve benzer gözlemlerimle; 23 Nisana, geleceğe işaret etmeye çalıştığım; 23 NİSAN 2009 & 23 NİSAN 2012 Yılları arasında çocuklarla gerçekleştirdiğim “BEN BÜYÜRKEN OLUŞUM/DEĞİŞİM- WHEN I GROW UP NASCENCE/METAMORPHOSIS” adlı süreç odaklı projemi bir başka makalemde sizlerle paylaşmayı ümit ediyorum.

……….

Bugün 2020’de, 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramımız maalesef böyle, daha sonraki nice bayramlarımızı bayram niteliğinde, bilinçli, doğaya ve tüm canlılara saygı duyarak kutlayabilmek, çocuklara bayram hakkını tam anlamıyla teslim edebilmek dileğiyle.

Görseller: “ÇEVRE’de BAŞKALAŞIMLAR 1” 30 Mayıs & 14 Haziran 2009, Fazilet Kendirci Sanat Atölyesi 6/16 yaş Öğrencileri Sergisi, Atatürk Kitaplığı İSTANBUL

Fazilet Kendirci  22.04.2020  

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir