Hoşgeldiniz  

Karabala Efsanesi ve Hikmet Yamansavaşçılar’ın kaleminden

Aziz Murat Aslan | 18 Ekim 2019 | Genel Haberler, Köşe Yazıları


Aziz Murat Aslan
azizmurataslan@hotmail.com

 

 

Takvim yapraklarında tarihler 28 Ocak 2016’yı gösteriyor ve sosyal medyada “Karabala Efsanesi” profil resmi ile kartal ve Karabala görselli bir sayfa ile giriyor hayatımıza. Henüz çokça kimsenin vaziyetten haberi yok. İki elin parmakları kadar Çizgi Roman sever başparmaklarını havaya kaldırıyor bu duruma tepki olarak.

İlk sayı “Karabala – Baskın”

Sonrasında yeni bir haber… ”Karabala Yakında…” Tarih 29 Şubat 2016…Hayırdır inşallah… Karabala, esen rüzgarda savrulan saçları ve giysilerinin arasında, ayak bileklerine kadar kara batmış çizmeleriyle kılıcını kınından çekmiş…Duruma “thumbsup” eyleyenler iki elin parmağını çeyrek geçmişler…Oysa ki “Karabala” kılıcını kınından çoktaan çekmiş artık emin adımlarla, bile isteye, taammüden bir yola çıkmışta geliyor bile…

Sonrasında 8 Mart 2016, Karabala atına atlamış, atını şahlandırmış, kılıcını havaya kaldırmış omzunda heybetli Kartalıyla…”Geliyor!”… Bu paylaşımın hemen altında üstat “Hikmet Yamansavaşçılar”ı yolculuğunda hiç yalnız bırakmayan Necati Derya diyor ki; “Karabala, gün geçtikçe şekil alıyor. Karakter yerine oturuyor…Tek kelimeyle harika…”

Ve nihayetinde bir teaser ile “Mart sonu ARKABAHÇE’den geliyor!” diye salık veriliyor “Karabala Efsanesi” nin hayatımıza girişi…

Ama beni etkileyen haber ve çağrı “TÜRK KANI” isimli lirik dizelerle geliyor…(1 Nisan 2016)

Yurdun kanı ülkeye dönse
Hiçbir yerlerde kala kalmasa
Esneme! esnemen yeter
Ey Turanın öz balası…

Görünmezse yurdun bilgesi
Görünenlere yem olursun
Esneme! esnemen yeter
Ey Turanın öz balası…
Ateş ile sudan yaratılan
Yüce Turan, bala Turan
Kurtarın dünyayı
Kara gecenin kanadından

Yırtın bozup kara oyunu
Köklerinden söküp atın
Efendisi nerede Gök börünün?
Dostu nerede bozkırın?

Fırtınalar koparan Tuğun nerede?
Yellerle yarışan oğlun nerede?
Duman yeniden dağılmaz mı?
Turan yeniden doğmaz mı?

Geri dönsün ulu günler
Hunun Allah ömrünü ver
Dillerde kalan Ataların ruhları
Diriliniz! Diriliniz!

Önünde hala ulu günler
Yine doğrulur Türklerim
Bölüneni kurtlar yiyor
Birleşiniz! Birleşinsizler!

 

Karabala Efsanesi, Hikmet YAMANSAVAŞÇILAR kaleminden

Bu işin altın dayatan hikmet’in başrolünde HİKMET var… Bu zorlu bir mücadele yaman bir savaş istiyor nihayetine doğru yolculuğa çıkmak için… O nedenledir ki bu savaşı veren YAMAN bir SAVAŞÇI

HİKMET YAMANSAVAŞÇILAR!!!

Gelişinin mesajında dahi bir HİKMET var… Nitekim, yüz yüze görüşmelerimizden birinde…Murat, bu vazife bana verildi diyor…

Aynen öyle Hikmet abi… Sen ve senin gibilere bu istihdam ışıkların arasından şimşek hızıyla iniyor.

Ve günlerden 14 Nisan 2016.“Karabala Efsanesi” bilfiil hayatımızın içine giriyor. Üstat, Hikmet Yamansavaşçılar, şu ifadeleriyle veriyor eserinin dirilişinin haberini verdiği sözü tutmanın haklı gururuyla;

“Sevgili Mustafa Pala. Bugün 14 Nisan 2016. Tam bir yıl oldu. 15 Nisan 2015 Çizgi Diyarında bana plaket verirken sana verdiğim albüm sözümü tuttum.”

37 ( kendisi 38 olduğunu belirtiyor J ) yıl aradan sonra KARABALA EFSANESİ ile çizgi roman dünyasına dönüş yapıyor Hikmet Yamansavaşçılar. Bu çok zorlu, meşakkatli, lakin bir o kadar da gurur verici, dostluklar katarak büyüyen, sevgi yumağını ilmik ilmik işleyen, üreten, yaratan bir sürecin de başlangıcı…

  1. cilde yetişemeden aramızdan  Yücesoy, şu ifadelerine yer veriyor “Karabala’nın gelişine dair”;

Bir Çizgi Roman kahramanının öyküsüdür bu macera…Çizgi Diyarı’nın 7. Kuruluş yılı ödül töreninde sevgili Mustafa’mızın aklına nereden esti, nasıl oldu bilinmez. Otuz küsür ödül verdik; Başka hiçbir ustadan böyle bir söz istemedi sevgili Mustafa! Ve tam 1 yıl oldu bugün ve Karabala vitrine çıktı. Yani Karabala’nın vitrine çıkış öyküsü gerçek bir çizgi roman konusu. Adam gibi adam, sözünün eri bir adam, kendisi bir çizgi roman kahramanı Hikmet Yamansavaşçılar.

Lafın gelişi değil, laf olsun diye değil verdiği söz; Bunu kanıtladı bugün. Çizgi Diyarı olarak da bir nebze katkımız oluğu için büyük bir mutluluk ve gurur duyma zamanıdır. Yürekten kutluyor, başarılar diliyor, saygı ile önünde kalkıyorum, Hikmet Yamansavaşçılar ustamızın.

Kanaatimce; Karabala Efsanesi’nin adı gibi efsaneleşmesinin ardında yatan tılsımda işte tam burada başlıyor. Üstat, bir söz veriyor ve 38 yıl aradan sonra kalemini eline alıyor. Verdiği sözü tüm zorluklara rağmen tutma kimliğini sergiliyor sabır ve sebatle…Tuttuğu sözün ve doğruluğunun hakkını veren güzel insanlar sarıyor sarmalıyor sonra üstadın dört bir yanını…

Karabala Efsanesi, bu asaletinin üzerine başladığı günden bu yana hiç kaybetmeden katarak ilerliyor. İkinci cildin yayınının ardından üçüncü cildin yayını ile birlikte bu defa “Hikmet Yamansavaşçılar” aramızdan ayrılan Haluk Yücesoy’a iki çok özel sayfa ayırıyor Karabala Efsanesi’nin 3. Cildinde ona;

“Güle Güle Büyük Dost” diye sesleniyor…

Bu asaletin, bu efsane’nin içine “VEFA”yı da dahil ediyor. Bizlerle Yücesoy’un imkanları mertebesinde çokça satın almaya gayret ettiği Karabala ciltlerini paylaşıyor. Emeğin ve Sevgi’nin çoğalması estetiğini görüyoruz burada…

Yücesoy’a, Hikmet üstat; “Abi, ne yapıyorsun bu kadar kitabı?” diye sorduğunda, Yücesoy şu cevabı veriyor; “Hikmet’im, benim gücüm bu kadar! Alıp dağıtıyorum bilmeyenlere, tanımayanlara. Okusunlar ve onlar da arkadaşlarına okuttursunlar, bahsetsinler. Karabala’yı herkes tanısın bilsin. Sen çizmeye devam et yeter ki. Bak, bizler yanındayız! Merak etme, sonunda herşey çok güzel olacak!”

Hikmet üstat, ise sözlerine son verirken Karabala’nın ve Karabala Ailesi’nin onu çok özleyeceğini, bir köşeden onun hep onlarla birlikte olduğunu bildiğini ifade ederek, bu efsane’nin içine bu defa SEVGİ ve ÖZLEM katarak duygularını paylaşıyor.

Hikmet Yaman savaşçılar’ın bir diğer çok değerli yanı ise, aile sevgisi…Bir milletin, bir bireyin yapıtaşı, varoluşsal nedeni aile…Yapıtlarında eserlerinde merhum annesine, babasına sevgiyle çok derinden mesajlar mevcut…

1.Cilt kapak sayfasının ardından üstat bizleri şu mesajıyla karşılıyor: Hayata çok erken veda eden anneme…Böyle bir albümü çok istemişti, göremedi…ÇOK UZUN YILLAR GEÇTİ AMA…SÖZÜMÜ TUTTUM ANNE! Eyüp 2016 H.Y.

  1. Cilt delicesine Takip bölümünün kapak sayfasının hemen ardından ise bizleri şu mesaj karşılıyor. Şöyle diyordu babam rüyalarında…Oğul, Annenden bahsetmişsin kitabında. Beni unuttun mu? Seni hiç unutur muyum? BABAM! CANIM BABAMA…Eyüp 2017 H.Y.

Hikmet Yamansavaşçılar, Karabala Efsanesi’nin hamuruna daha çok sevgi, saygı, vefa ve ADALET duygusu katıyor. Karabala, hamuruna katılan bunca asil duygu ve erdem ile yoluna atının sırtında dimdik devam ediyordu. Tabi ki hayat zorlu bir süreçti…”Kara Kanatlar Kanlı Buzlar” ile Karabala’nın başına gelmedik bela, kötülük, fenalık kalmıyordu. Fakat, ardına aldığı sevgi, emek, adalet, vefa, sabır, özlem kartalları ile birlikte “Karabala” tepeden hainlere doğru şöyle haykıracak gücü artık kendinde buluyordu:

“Ben KARABALAAA! Geliyorum Anam! Seni Almaya GELİYORUM!

Atlar, asil hayvanlardır…Nice yiğitleri sırtlarına almak istemediler mi sıpıtıp fırlatıverirler…Karabala neden mi hala dimdik atının sırtında ayakta…Sevgi, özlem, saygı, sabır, sebat, emek, vefa, dürüstlük, doğruluk, sadakat, samimiyet, estetik

Karabala, vefalıydı 83 yaşındaki duayen üstat Abdullah Turhan’ı Silivri’deki evinde ziyarete gidiyordu. Elini öpüyor, gözünü kırpmadan dinliyordu. Adeta, Karabala’nın efsaneleşmesi için her türlü manevi güzelliği Hikmet Usta ritüeller şeklinde büyük bir SAMİMİYETle yaşıyordu.

Yazdan kalma bir sonbahar günü aylardır telefonlardaki görüşmelerine yüz yüze görüşmeyi katıyordu HİKMET YAMANSAVAŞÇILAR ve SUAT YALAZ. Ve beş saat süren muhteşem, hummalı bir sohbete dalıyorlardı…

Henüz yayınlanmadan 2. ve 3. Ciltleri okuma ayrıcalığına erişen duayen Çizer Suat Yalaz, duygularını şu cümleler ile ifade ediyordu:

“Hikmet’in eserlerine “Çizgi Roman” demeye dilim varmıyor. Çizgi kelimesinde “Resim” yok, “Ressam” yok. Ama,KARABALA’da çizgiden çok RESİM SANATI var, ŞİİR var, EDEBİYAT var, SİNEMA var…Bir MÜZİK eksik. (Valla, belli olmaz, bir bakarsın, bu “SİHİRBAZ” Hikmet, ileride müziği de yerleştiriverir resimlerinin “ARKA FONU” na…)

Aslında, bu tarif bence de KARABALA’yı en elle tutulur şekilde betimleyen tarif…Resim, Sanat, Sinema, Şiir, Edebiyat, Sihirbazın Sihri

Sebebi şu; Karabala bir kurmacanın ötesinde hakikatle kol kola yürüyen bir kavram

Hiç felsefi derinliği olmayan, ne yaptığının idrakında olmayan başarılı bir Matematikçi, Bilim Adamı gördünüz mü? Malzemeyi, malzemenin ona vereceği cevabı, geometriyi çok iyi bilmeyen başarılı bir Heykeltraşla karşılaştınız mı? Notalarla, kendi diliyle konuşur gibi konuşamayan, notaların gramerini, seslerin birlikte kusursuz bütünlüğünü idrak etmemiş, notaların matematiğini içselleştirmemiş bir besteci gördünüz mü?

İşte “KARABALA” gerçekle kol kola ilerlediği için;sevgi, özlem, saygı, sabır, sebat, vefa, emek, adalet, estetik, dürüstlük, doğruluk, samimiyet, estetik vb. nice erdemli duyguyu her gün pratikte yaşadığından ötürü, çizgilerinde sıradanlığın ötesinde resim değerleri, karelerinde renklerinde lekelerinde ölü bir duygudan öte sinema tadında bir dinamizm duygusu, anlattıklarının sonsuz samimiyetinde şiirsel ve edebi bir dil hissiyatını bizlere geçirmeyi başarıyor…

Ve tanrının bireylere verdiği o şahsına münhasır sihirle birleşen bir üslupla beraber, KARABALA olmaktan çıkıyor  EFSANESİ’ne dönüşüyor…

Neden mi KARABALA EFSANESİ!!! İşte bu yüzden…

Karabala sevginin, özlemin, saygının, sabrın, vefanın, emeğin, adaletin, estetiğin, dürüstlüğün, doğruluğun, samimiyetin ve estetiğin evrensel hali…Karabala bir Çizgir Romandan çok ötesi…Bir Resim, Edebi bir Metin, Şiirsel bir Anlatım, hayatın hakiki akan dinamik bir ritmi kadar gerçek…

Efsane çok yakında ülke sınırlarının ötesine doğru yolculuğa çıkacak nasipse… Kim bilir belki de o zaman kopuzlarla çalınıp bestesiyle dillerden dökülür, uzak diyarlarda zamanın ötesinde bir yerlerde…

Şimdilik sözlerime bu noktada son vermek ve 28 Temmuz 2019 tarihli Karabala Efsanesi 4. Cilt KELEBEKLER ÜŞÜMEZ imza gününde üstadın elinden sevgiyle teslim aldığım cildin uzamına hunharca dalmak istiyorum… Sizleri de bu dünyaya en içten dileklerim de davet ediyorum…Şimdi tam zamanı…Bu ayrıcalıktan mahrum kalmayın!!!

 

 

***Değerli sinema oyuncusu, dil bilimci, çizer, zarif insan merhum sanatçı

Süleyman Turan‘a gökyüzüne doğru çiçekler ve güzel duygular göndererek sevgiyle ithaf olunur…***

 

 

31 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle