Hoşgeldiniz  

Bir sosyal kooperatif BaykuşHANE

piece of ART News | 01 Ekim 2019 | Genel Haberler, Röportajlar A- A+

 

Sanatın birleştirdiğine inananlardansanız, çevrenizdeki şüphecilere BaykuşHANE’yi tanıtın lütfen. Alaçatı Sanat Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikler sırasında BaykuşHANE ile ilgili, yönetim kurulu üyelerinden Aynur Yılmaz ve Sinan Meriç ile bir röportaj gerçekleştirdik. Gördüğüm manzara, duyduğum her şey öyle anlamlıydı ki; emeği geçen herkesin boynuna sarılıp “İyi ki varsınız, çok yaşayın!” demek istedim. Yapmadım ama yapmak lazım belki de. Bu insanlar sadece sanata, sanatın gücüne, sanatın güzelleştirici, dinginleştirici, birleştirici etkisine inandıkları için, hiçbir maddiyat beklentileri olmadan bu oluşumu devam ettiriyorlar. Yolları uzun, hele de bizim ülkemizde daha da uzun. Verdikleri emeklerin geri dönüşlerini aldıkça motivasyonları her geçen gün artıyor elbette ama bir BaykuşHANE üyesi kucaklanmalı mı? Kesinlikle evet!

 

Herkesin internette ulaşabileceği cevapları aramıyorum o sebeple girizgah için BaykuşHANE’nin kuruluş sürecini ve bu süreçte karşılaştığınız zorlukları çok kısa anlatmanızı rica edeceğim.

Aynur Yılmaz: Biz tamamen profesyonellerden oluşan ama gönüllü çalışan bir sosyal kooperatifiz. Hepimizin hayatları sanatla bir şekilde kesişmiş, Sanatçı olarak ya da sanatsever olarak sanatla ilişkisi güçlü olan insanlarız. Benim kendi hikayemde bir sanatçı eşi ve annesi olmak yatıyor ama şahsen sanatsever bir mimarım. Ülkemin bütün çocuklarının sanatla buluşmasının ne kadar iyi olacağını her zaman düşünenlerdendim vediğer arkadaşlarımla da bu düşünce ve amaç etrafındabuluşarak ilk adımı attık. Ancak aksiyon almak kolay değil bu ülkede. Oluşumu hangi modelle yapacağımızı (dernek, vakıf gibi) uzun süre tarttık. Sosyal kooperatif çok hoşumuza gitti. Herkesin bir oy hakkının olduğu bir yönetim anlayışı var. Ancak sanat alanında galiba ilk biz kurduk. Zor kısmı kooperatif adının bir sivil toplum örgütü olarak henüz kabul görmemiş olması. Yeni yeni bilinmeye başlandı. Aslında sosyal kooperatifin amacı, bizim özelimizde, sanat adına bir üretim modeli kurup o modelle edindiği geliri yine bir sosyal faydaya dönüştürmek. Burada da projeler üretip kendi kendini geçindiren bir finansal modele ulaşmaya çalışıyoruz. Zorluklar noktasında şunu söyleyebilirim, ülkenin de, insanların da bu sosyal kooperatif fikrine alışma süreci var. Sivil toplum örgütlerine biraz ön yargılar var. Biz kendimizi doğru ifade ettikçe bu aşılacak muhakkak. Şu ara en çok finansmanda zorlanıyoruz, projeler sponsorluklarla yürüyor. Daha emin adımlarla ilerleyebilmek için güzel sanatlar liseleriyle başladık. Dezavantajlı bölgelerle diğer bölgeleri buluşturmaya çalışıyoruz. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı ile bir protokol yapabilirsek elbette daha rahat hareket edebileceğiz. Çünkü ülkenin her köşesindeki çocuklara da dokunalım istiyoruz.

Belli bir sosyo-ekonomik seviyenin üzerindeki bir zümrenin kurduğu dernekler ve vakıflar, tabii ki hepsi için söylemiyorum ancak, kokteyller, yardım geceleri ve hatta lüks mekanlarda davetler düzenleyerek elde edilen ya da bağışlanan gelirin dağıtımıyla tatmin oluyorlar. Siz bu ağırlamanın neresinde duruyorsunuz?

Aynur Yılmaz: Çok uzağında olduğumuzu söylemeliyim. Bu mantığım tam tersi bir süreç planlıyoruz ve uyguluyoruz. Öncelikle kesinlikle yardım kelimesini kullanmıyoruz. Ne yaparsak birlikte üretiyoruz. Karşı tarafa da sorumluluk yüklüyoruz. Hiçbir şekilde para yardımı yapmıyoruz. Alma verme ilişkisinde, parasal yardım verilen tarafı eziyor diye düşünüyorum. Dolayısıyla yardım derneği gibi bir şey asla değiliz. Sanatta usta çırak ilişkisi esastır biliyorsunuz. Biz de bu geleneği devam ettirerek çocukların ufku açılsın, yetenekleri karşılık ve takdir bulsun istiyoruz. Başta da söylediğim gibi çocukların içinde olacağı projelerle ilerliyoruz. Sanatçılarla çocukları buluşturuyoruz. Ayni yardım anlamında sadece ekipman desteği sağlıyoruz. Mesela bir lise için enstrüman ya da kütüphane için kitap temini yapıyoruz.

Dezavantajlı bölgelerdeki güzel sanatlar lisesi öğrencilerini temel alarak ilerliyorsunuz ancak benim şöyle bir gözlemim var. Ülkenin doğusunda yaşayan çocuklar her ne kadar imkansızlıklarla büyüseler de, büyük şehirlerde, her türlü imkana sahip çocuklara nazaran daha derin, düşünsel yapıları daha gelişmiş daha üretken oluyorlar. Yani olaya bu açıdan bakarsak daha şanslılar bile diyebiliriz. İmkanları bol olan çocukların çoğu ise felsefi düşünme yetisinden yoksun, derinleşemeyen bireyler. Ancak geleceğin yöneticileri büyük ihtimalle sermayedarların çocukları olacak. Haliyle emeği onlar yönünde de vermeyi düşünmüyor musunuz?

Aynur Yılmaz: Katılıyorum. Doğu, kuzey, batı diye ayırmayayım ama dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocukların konsantrasyonları daha yüksek, algıları daha açık, el becerileri daha gelişmiş oluyor dolayısıyla imkanlar çok daha az olsa da almaya daha hazırlar. Biz İstanbul’daki çocuğa ulaşmayalım da doğudaki çocuğa ulaşalım gibi bir düşünceyle ilerlemiyoruz. Mesela Alaçatı’da, Alaçatı’nın çevresinde yaşayan orta halli ailelerin çocuklarıyla, Mardin ve Şırnak’tan gelen çocuklar bir araya geldi.

Peki varlıklı ailelerin çocuklarına ulaşmak gibi bir niyetiniz var mı?

Aynur Yılmaz: Elbette var. Onlar şanslı görünseler de hayatta şans her zaman maddiyatla ilişkili değil. Mesela SANSEV İstanbul Uluslararası Korolar Festivali’nde mesela Işık Okulları’nın öğrencileriyle doğudan gelen öğrenciler aynı ortamda aynı müzikalitede şarkı söylediler.

Her iki taraftan da nasıl tepkiler aldınız?

Aynur Yılmaz: İstanbul’daki organizasyon özelinde söylemeyeyim ama, dezavantajlı grupta bir kaç gün içinde çok ciddi bir özgüven yükselmesi oluyor. Çünkü çok da farklı olmadıklarını fark ediyorlar. Diğerleri de bu kabullenmeyi yaşıyor. Farklı kültürlere saygı duymayı öğreniyorlar. Bu o kadar önemli ki, biz hiçbir ayrıştırmayı kabul etmeyerek sadece sevgi ilişkisi kurmaya çalışıyoruz ve bunu başardığımızı görmek çok mutluluk verici.

Sinan Meriç: Biz çocukları doğduğu bölgeye, aldığı eğitime, geldiği aileye ya da diline, dinine, rengine göre ayrıştırmıyoruz. Biz çocukları farklı olarak görmüyoruz.  Bizim için hepsi çocuk,  hepsi geleceğin bireyleri, sanatçıları…

Siz görmüyorsunuz ama toplumun bir kesiminin bu konuda kemikleşmiş fikirleri var.

Sinan Meriç: İşte tam da bu noktada, daha henüz çocuk zihninde nefret ya da ayrıştırma ilişkileri başlamamışken, onları böyle bir farklılık olmadığına, bizlerle ya da aynı alanda geliştikleri akranlarıyla aynı duyguları paylaşabileceklerini, bir arada olabileceklerini, farklı değerlerin ve farklı düşüncelerin kıymetli olduğunu hissedebilmelerini sağlamak istiyoruz. Güzel sanatlar ve güzel duygular üzerinden, bu toplumda, paylaşmayı bilme bilinci otursun istiyoruz.

Aynur Yılmaz: Buraya gelen (Alaçatı) kırk öğrenci döndüklerinde, aileleri başta olmak üzere başka hayatlara da dokunabilecek bir değişimle hayatlarına devam edecekler. Hepsi birer solist, heykeltıraş ya da ressam olmayacaklar ama belki öğretmen olacaklar. Geleceğin sanatsever bireyleri olacaklar. Ki takip ediyoruz, öğretmen olanlar çok. Bunun yanında, bu etkiyle onların başarı düzeylerini arttırmak gibi ölçülebilir hedeflerimiz de var. Sadece güzel sanatlar lisesi öğrencileri için çabaladığımız yönünde de bir algı oluşsun istemeyiz. ‘Sanata İhtiyacımız Var’ projesi bizim için çok önemli. Bunu söylerken de yaygın bir sanat anlayışına ihtiyaç duyduğumuzu vurgulamak istiyoruz. Mesela her mahallede bir sanat okulu hayalimiz var. Biz yapalım demiyoruz ama öyle bir talep yaratalım ki bu okullar bir ihtiyaç haline gelsin.

 

Projelerinize çocuklarla birlikte öğretmenleri de katılıyor değil mi?

Sinan Meriç: Biz her yaptığımız projede yeni tecrübeler edinip bir sonraki projeye o tecrübelerden aldığımız derslerle başlıyoruz. Aslında amacımız bir eğitim vermekten çok bir vizyon aşılamak. Haliyle bu vizyonu da sadece öğrencilere aşılayarak ilerlemek mümkün değil. Eğitimciler de bir öğretmenlik formasyonu alıyorlar, öğrettikleri elbette çok kıymetli ancak projelerimizde yer alan sanatçılarla yakın iletişim kurmak eğitimciler için yeni bilgiler yeni bakış açıları demek. Bir de bu süreç, sadece çalıştığımız okullardaki öğretmenlerle de kalmıyor. O öğretmenler, görev süreleri bittiğinde başka okullara, başka illere gidiyorlar. Haliyle burada edindikleri imece kültürünü ve vizyonu başka yerlere de taşımış oluyorlar.

BaykuşHANE’de gönüllülük nasıl işliyor?

Aynur Yılmaz: Web sayfamızda gönüllü olmak istiyorum butonuna tıklayarak, gençlerle, çocuklarla birlikte onlar için fayda üretmek istiyorum diyen herkes başvurabilir. Ozan Ünal da bir sanatçı olarak bu şekilde bize ulaştı.

Mutlaka sanatçı mı olmak gerekiyor gönüllü olmak için?

Aynur Yılmaz: Kesinlikle hayır. Sanatsever bankacı, sanatsever psikolog, sanatsever mühendis bizim herkese ihtiyacımız var. Ancak bu şekilde ülke kalkınabilir.

Sanat ve sanatçı algısı o kadar kirlendi ki, siz bu kirliliğin nasıl önüne geçiyorsunuz?

Aynur Yılmaz: Açıkçası ben kendi adıma bu kavramların sadece bizde değil, dünyada da çok kirlendiğine inanıyorum ama biz BaykuşHANE olarak kim sanatçı kim değil anlatmak yerine bu çocukları sanatla ve sanatçılarla buluşturuyoruz. Biraz bilgilendiklerinde neyin ne olduğunun ayırdına varabiliyorlar. Bunu zamanla hissediyorlar ya da hissedecekler, ister istemez bu duygu gelişecek. Biraz da arz meselesi… Şu ara hep en kötüler arz ediliyor haliyle çocuklar da bunlara maruz kalıyorlar ancak arz edilen değiştikçe, güzelleştikçe talep de o yönde olacak. Bize geçen sene Şırnak Güzel Sanatlar Lisesi’nden bir fotoğraf geldi. Kardan adam heykeli diye algıladım ilk anda sonra fark ettim ki, Rodin’in düşünen adam heykelini yapmış çocuk. Müthiş. On yıl sonra bu çocukların neler yapabileceğini hayal bile edemiyorum.

Çok teşekkür ediyorum. Son olarak eklemek istediklerinizle bitirelim.

Aynur Yılmaz: Biz bütün çalışmalarımızı sadece sanat üzerine yapmak niyetinde de değiliz. Sanatta olduğu gibi yerel kültürün evrensel kültürle buluşmasını destekleyecek her adım; en az atıkla hayatımızı sürdürmek, ata tohumlarını canlandırmak, çevreye ve ekosisteme duyarlı bireyler yetişmesine katkı sağlamak da hedeflerimiz arasında.

Sinan Meriç: Bu arada ‘Sanata İhtiyacımız Var’ projemiz devam ediyor. Farklı illerde belirlediğimiz 81 adet güzel sanatlar lisesinin enstrüman ihtiyaçlarını belirledik. İkinci el enstrümanları, varsa bir kusuru onarıp, bu okullara bağış olarak gönderiyoruz. İkinci el enstrüman bağışı yapmak isteyen bağışçılarımızı da destek olmaya bekliyoruz. Tabii ki sadece enstrümanları yollayıp elimizi eteğimizi çekmeyeceğiz. Yeni projelerle birlikte, öğrencileri sanatçılarla ve sanatsever gönüllülerimizle buluşturmaya devam edeceğiz.

91 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Pieceofart Ajans Tüm Hakları Saklıdır .
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle